Mahkum nasıldı?

FRANSA beş - altı gündür bir ‘‘hukuk olayı’’yla çalkalanıyor.

Öyle ki, konu, cinayet, cürüm, hırsızlık gibi ‘‘vakka-i adiye’’ heberlerine hiç mi yüz yüz vermeyen o pek ciddi ‘‘Le Monde’’ gazetesine dahi manşet oldu.

Kısaca anlatayım.

*

BEN de hayal meyal hatırlıyorum, yirmi beş sene önce batı Fransa taraflarında, Patrick Henry adındaki bir muhterem fidye kopartmak amacıyla önce yedi yaşındaki küçümen bir çocuğu kaçırmış sonra da para gelmeyince, zavallıcığı boğarak katletmişti.

Neyse, hafiye, zaptiye derken paçayı ele verdi. Hemen de yargıç önüne çıkartıldı.

Suç çok büyük ve hiç affedilecek cinsten değil, ölüm cezası kesin gözüküyor.

Üstelik o zaman Fransa'da henüz ‘‘dişe diş, göze göz’’ ilkesi geçerliliğini korduğundan, hakim bir defa kalemi kırdı mıydı kurtuluş murtuluş yok...

Mutlaka giyotin işleyecek ve Patrick beyin gövdesinden ayrılacak olan kelle jilet makinasının önündeki torbaya düşecek.

Fakat, daha sonra Adalet Bakanı koltuğuna oturan Robert Badinter isimli bir avukat duruşma sırasında hukuk tarihine geçen öylesine mükemmel bir savunma yaptı ki, jüri üyeleri merhamete geldiler ve ölüm cezası yerine müebbet hapis kestiler.

İşte o zaman da Patrick Henry bu defa gazetelerin arşiv tarihine geçen bir laf patlattı ve mahkemeye, ‘‘Asla yüzünüzü kara çıkartmayacağım’’ cümlesiyle teşekkür etti.

*

ALLAH'ı var, gerçekten de çıkartmadı.

Mahpus damına girer girmez örnek bir davranış sürdürmeye başladı.

Önce dışarıdan sınavla lise diploması, sonra da bilişim mühendisliği belgesi aldı.

Bir süre sonra da, hapiste hem götürü iş yaparak bilgisayar programları üretmeye, hem de ‘‘Asla Yüzünüzü Kara Çıkartmayacağım’’ başlığını taşıyacak olan kitabı yazmaya başladı..

Neyse, Fransız yasaları cezaevlerinde yirmi beş sene yatıp tam not alanların şartlı olarak salıverileceğine dair bir madde öngörüyor.

Dolayısıyla, söz konusu mühlet dolduğundan aynı şey geçen yıl Henry için de gündeme geldi.

Çocuk katilleri de bundan yararlanabilmeli mi, yoksa muaf tutulmalı mı diye epey bir tartışma olduktan sonra, kefil mefil de araya girdi ve çeyrek yüzyıl öncesinin katilini bizzat bakan serbest bıraktı.

Şimdi bütün gözler bir ‘‘emsal’’ olarak Patrick Henry'nin üstünde...

*

SONRA öğrenildi ki, Mösyöleri yine batı Fransa cihetinde bir yere yerleşip hem bilişim programcılığını, hem de telif hakkını çok şöhretli bir yayınevine sattığı kitabına noktaları koymayı sürdürmüş.

Bu arada da küçük bir ‘‘vukuat’’ı olmuş. Bir büyük mağazanın reyonlarından bilgisayar edavatı apartırken yakalanmış.

Fakat bu çocuk işi sayılacak bir suç oluşturduğundan takip falan gerekmemiş.

Ta ki...

*

TA ki, yeni olay medya manşetlerine oturana kadar...

Çünkü, İspanyol polisi hafta başı Patrick Henry'yi on kilo esrarla yakaladı.

Orada ucuz tütün niyetine satılıyor ya, hazret Fas'a gidip ‘‘toptan’’ alışveriş yapmış ve dumanlı otu okutmak için gerisin geri ülkesine dönüyormuş.

Mesele ortaya çıkınca bütün Fransa ayağa kalktı ve Henry gibi önceden büyük suç işlemişlerin şartlı da olsa dışarı salınıp salınmayacağı tartışması tekrar gündemin ilk maddesine oturdu.

Bu arada da, yeni skandal olmasın diye, ‘‘Asla Yüzünüzü Kara Çıkartmayacağım’’ başlıklı kitabı ay sonunda piyasaya sürecek olan yayınevi, dağıtımı erteleme kararı aldı.

Patrick Bey şimdi İspanyol mahpusunda ve Fransa'ya iadesini bekliyor.

*

YOK hayır, ‘‘Ah, ah, şu Fransızlar her Allah'ın günü ‘kader kurbanları' için yeni bir affın ‘kanunlaştığı' ve it, kopuk, katil, herkesin mahpustan dışarıya buyur edildiği Türkiye'ye şöyle bir dönüp baksalar, herhalde şakınlıktan bayılırlardı’’ demeyeceğim.

Bu, başka bir konu ve şimdi onunla ilgilenmiyorum.

Benim söylemek istediğim şey ‘‘iyi insan’’ - ‘‘kötü insan’’ sorununa dayanıyor.

*

MALUM, ilkin eski Yunan filozofları, sonra da bilhassa ‘‘Aydınlanma Çağı’’ düşünürleri konu hakkında çok yazıp çizmişlerdir.

Genel sentez de, insanın özünde ‘‘iyi’’ doğduğu ve sonradan, sosyal ruhiyat çerçevesinde ‘‘kötüleştiği’’ yönünde şekillenir.

Esas itibariyle tamamen katılıyorum. Ancak yine de biraz göreceleştirmek gerekiyor.

‘‘İyi’’ nedir, ‘‘kötü’’ nedir? ‘‘Suç’’ nedir, ‘‘ceza’’ nedir?

Tabii ki başka bir insanı, hele hele masum bir çocukcağızı katletmek korkunç bir suçtur. Bunu tartışmak dahi abesle iştigal eder.

Ancak bana göre şu bir gerçek ki, cinayeti işlediğinde henüz yirmi yaşında olan ve çeyrek yüzyıllık bir ceza çeken Patrick Henry, mahpus çıkışında artık ‘‘sıradanlaşmıştı’’.

Onun mağazadan iki kuruşluk mal apartması da, on kilo esrarla paçayı ele vermesi de hiç kuşkusuz ‘‘suç’’ teşkil ederler ama, bunlar artık eski cinayetle irtibatlandırılamaz.

Başka bir deyişle, Henry'de hem ‘‘iyi’’, hem ‘‘kötü’’ veya tersi bir öncelik vardır.

‘‘Emsal’’ algılandığı için projektörlerin ona dönük olması da hiçbir şeyi değiştirmez.

Dolayısıyla da, Henry ya da Hayri, sonsuz çetrefil bir varlık olan insanı çok genel bir çerçevede değerlendirmek ve ‘‘iyi - kötü’’ tanımlarını müthiş ihtiyatla kullanmak gerekir.

Çünkü, hepimiz benliğimizde ve bilinçaltımızda biraz Henry'leri; biraz da hem ‘‘iyi’’leri, hem ‘‘kötü’’leri barındırırız.
Yazarın Tüm Yazıları