Mağrur olmamak

EN az 6 yıllık bir hikayedir:<br><br>Tayyip Erdoğan ilk seçim başarısını kazandığında...

Oğullarından biri, babalarının cep telefonundaki "açılış mesajı"na, "Mağrur olma" uyarısını yazmıştı.

Dün gazetelerde yayınlanan "Tayyip Erdoğan’ın Özel Hayatı" başlıklı röportajlardan anlıyoruz ki...

O "Mağrur olma" uyarısı, hálá Erdoğan’ın cep telefonunun açılış cümlesidir.

Başbakan’ın da her fani gibi, "mağrur olma potansiyeli"nin var olduğunu düşünmesi...

Ve bu nedenle "Mağrur olma!" uyarısının kendisine anımsatılmasına olanak sağlaması güzel bir şey...

Ancak yeterli değil...

"Mağrur olmama" halinin nasıl bir şey olduğunun da bilinmesinde yarar vardır...

Ben bu konuda "Çaba bizden / Başarı Allah’tan" diyerek birkaç maddelik bir rehber hazırladım... İşte mağrur olmamak için yapılması gerekenler:

BİR Etrafına sadece "En iyisi sen bilirsin" diyenleri değil, "Bu yaptığın yanlış" deme cesaretini gösterecekleri de almalısın.

İKİ Sana açıkça itiraz edenden değil, sana hiçbir konuda itiraz etmeyenden korkmalısın...

ÜÇ Muhaliflerin bazen senin için en iyi yol gösterici olabilir... Bu nedenle onlara kulak vermende fayda vardır.

DÖRT Senin için eleştiri yazısı yazan gazeteciye kızıp küsmek yerine, diyalog kanallarını açık tutmalısın...

BEŞ Asla "Nasıl olsa halktan oy alıyorum, gerisi beni ilgilendirmez" dememelisin... Çünkü halkın tutumundaki değişkenlik kanıtlanmıştır.

ALTI Önemli konumlara getirdiğin adamlar, "Güçsüz, inisiyatifsiz emir erleri" değil, "Kişilik sahibi adamlar" olmalıdır.

YEDİ Cemaatinin dışına çıkacak bir özgüvene sahip olmak, mağrur olmamak için atılacak en önemli adımdır.

Şero’nun çizeri imam-hatipliymiş

DUYDUNUZ mu?

Türkiye’nin en çılgın çizeri, Türkiye’nin en rezil kedisi "Kötü Kedi Şerafettin"in yaratıcısı, sokağın dilini en sakınmasız kullanan usta çizer Bülent Üstün kardeşimiz de imam-hatipliymiş!

Hem de deklare imam-hatipli...

Bir zamanlar "Namazı en hızlı kıldıran imam olmak" gibi bir kariyer hedefi olduğunu bile saklamıyor!

Ancak... Takdiri ilahi işte!

Bülent Üstün "hızlı imam" olmak yerine "manyak mı manyak" bir çizer olup çıkmış...

Nasıl mı olmuş? Şöyle:

"Küfürlü sert karikatürlerin aranan adamı" olmasının tahsil ve terbiyesini, yaşadığı muhitteki "semt terbiyesizlikleri"nin her türlüsünü görüp geçirerek almış.

Başbakan Erdoğan gibi sadece didaktik piyeslerde "ayyaş"ı oynamamış, ayyaşlar arasında tam 70 bin fersah yapmış. En sonunda...

Bir yandan elinde her daim "Köpek öldüren" bulunduran, "Türkiye’nin en rezil kedisi"ne can vermiş...

Bir yandan da el değmemiş en yerli küfürleri, "punk sevdası" kılıfına sararak ortalığa salıvermiş.

Böylece...

Karşımıza "çılgının biri" sanılmaktan zerre kadar kaçınmayan bir adam çıkmış...

Ne güzel değil mi?

"İmam-hatipli Bülent" bilgisini aldıktan sonra...

Ben de "imam-hatipten çıkan eksantrik tipler" listeme bir isim daha eklemiş oldum...

Ve "İmam-hatipten her şey çıkar" tezime "kallavi" bir destek sağladım.

Sağ olasın Bülent Kardeş!

Neşet Ertaş gecesi

BİR "ramazan gecesi", Tophane’deki Asude Kafe’deki "Sahur Partisi"nde buluşarak hafiften şöhret kazanmış ekibimiz, bu kez usta sanatçı Neşet Ertaş ile buluştu.

"İmrendirmesene kardeşim" demezseniz...

Geceden birkaç not aktarmak isterim:

"Neşet Ertaş gecesi"ne ev sahipliğini, Star Grubu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Levent Güntekin büyük bir misafirperverlikle yaptı...

İflah olmaz bir Neşet Ertaş hayranı olan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile AKP İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı’nın da katıldığı gecede yer alan "talihli" isimlerden bazıları şunlardı:

Star Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karaailoğlu, Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu, Yeni Şafak yazarları Salih Tuna ile Prof. Dr. Yasin Aktay, Kanal 7’deki koltuğu benden devralan Erhan Çelik, Kanal 24’ten Cengiz Er, Radikal yazarı Nuray Mert ve bir Neşet Ertaş uzmanı olan sanatçı Bayram Bilge Tokel...

Yaşar Kemal Usta’nın "Bozkırın Tezenesi" diye selamladığı Neşet Ertaş, hadi o klişe deyişle söyleyeyim, "Hepimize unutulmaz bir gece yaşattı".

"Gönül Dağı" adlı muhteşem türküyle başlayan gecede usta sanatçı, "Neşet Ertaş klasikleri"ni müthiş bir performansla "havalandırdı"...

"Acem Kızı", "Mühür Gözlüm", "Neredesin Sen", "Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm", "Köprüden geçti gelin", "Tane Tane benleri var", "Evvelim sen oldun", "Hapishanelere güneş doğmuyor"...

Sonra Neşet Ertaş’ın o meşhur oyun havaları geldi...

Hani bütün oynaklığına rağmen içindeki hüznü asla yitirmeyen oyun havaları...

Aralarda ise...

Neşet Usta’nın alçakgönüllü anılarını dinledik...

Gecenin sonunda ise hem Neşet Usta’ya, hem de vesile olanlara minnettar kaldık.
X

Grevle ortaya çıkan polemiklere dalıyorum

Diyorlar ki:

AK Partili belediyelerde işçiler niye greve gitmiyor?

*

Ben de diyorum ki:

*

Gitsinler kardeşim. Grev haktır. Memnun değillerse gitsinler. Gittiler de “Niye gidiyorsunuz” mu dedik? Sendikaları mı greve gitmiyorlar? İyi o zaman sendikalarını değiştirsinler.

*

Diyorlar ki:

*

Yazının Devamını Oku

Parti kongrelerinde çekilen halaylar

Yasaklar nedeniyle bunalmış vatandaşı öfkelendiriyor.

İşyerlerini açamayan esnafı çileden çıkarıyor.

*

Muhalefetin eline muazzam bir koz veriyor.

*

Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını etkisiz hale getiriyor.

*

Kapanmaya yönelik öfkeyi çoğaltıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Beş maddede özet: Berat Albayrak olayı

*

MADDE BİR

BERAT ALBAYRAK DAMAT OLMASAYDI

Elimizi vicdanımıza koyup da söyleyelim: Berat Albayrak, “damat” olmasaydı... AK Parti iktidarında bugüne kadar geldiği yerlere gelemez miydi? Kimsenin adını bile bilmediği 35 yaşındaki Ali Babacan’ı “camianın yetişmiş bir genci” olarak ekonomiden sorumlu bakanlığa getiren Tayyip Erdoğan, 70’lerden beri yoldaşı olan Sadık Albayrak’ın yetişmiş oğlu Berat Albayrak’a benzer bir sorumluluğu vermez miydi?

MADDE İKİ

AVANTAJI MIYDI? DEZAVANTAJI MIYDI?

Damat olmak, Berat Albayrak’ın siyasetteki en büyük avantajı değildi. Tam tersine, en büyük dezavantajıydı. Damat olmasaydı... Bu kadar dikkat çekmeyecekti, bu denli üzerine gidilmeyecekti, bu şekilde paratoner durumuna düşmeyecekti, “yumuşak karın” muamelesi görmeyecekti, siyasal pozisyonu yerli yerine oturmuş olacaktı, daha adil bir tartışmanın konusu olacaktı, daha insaflı yaklaşımların öznesi olacaktı.

MADDE ÜÇ

Yazının Devamını Oku

Her siyasi tartışmanın değişmez argümanları

Haftada iki kez Tarafsız Bölge programını yapıyorum.

Ve haftada iki defa, onlarca kez şu argümanlara maruz kalıyorum:

*

Siz Öcalan’dan mektup getirip okuttunuz.

*

CHP, HDP ile iş tutuyor.

*

Osman Öcalan’ı TRT’ye kim çıkardı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir durun artık Sayın Bilim Kurulu üyeleri

Sayın Bilim Kurulu üyeleri...

Şu pandemi denilen belalı sürecin en başından beri...

Çok büyük hizmetler verdiniz. Önemli uyarılarda bulundunuz. Önemli kararlar aldınız. Çok önemli işler yaptınız.

*

Ama artık biraz durma zamanı Sayın Bilim Kurulu üyeleri.*

- Durun! Çünkü millet... Bazı ortamlardaki olağanüstü mesafesizlikleri gördükçe... Sizin ağzınızdan “maske-mesafe” tekerlemesini duymak bile istemiyor.

*

-

Yazının Devamını Oku

Dışlarsan PKK’ya çalışmış olursun

HDP’ye oy vermiş vatandaşlarımızı...

Kazanmaya çalışmak yerine...

- Ötelersen...

- Dışlarsan...

- İtersen...

- Mahkûm edersen...

- Yargılarsan...

- PKK’dan ayırmazsan...

- Yaftalarsan...

Yazının Devamını Oku

Yeter artık! Bitsin şu PKK denilen bela

PKK denilen örgüt, 40 yıldır gündemde.

Bu 40 yıl süresince...

Yapılmayan kalmadı.

*

- Üzerine gidildi... Aman verilmedi... Sınır ötesi operasyonlar yapıldı...

*

- Siyasi kolunun partileri kapatıldı...

*

- Askeri yöntemlere ağırlık verildi... Köyler boşaltıldı...

Yazının Devamını Oku

Özetleme kardeşim yazımı

T24 diye bir site var.

Güya ahlak abidesi... Güya tarafsız... Güya dürüst... Güya saptırma yapmıyor... Güya aşağılık işlerden uzak...

*

Peki ya gerçek? Tam tersi.

Tek farkları şu: Ahlaksızlığı birazcık daha sofistike biçimde yapıyorlar.

*

Dün uzun, upuzun bir yazı yazdım, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı Gara harekâtı konulu konuşmayı analiz eden.

*

Dedim ki:

Yazının Devamını Oku

İki tarafın fanatikleri için değil... Sessiz çoğunluk için yazılmış bir yazı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, CHP ve İYİ Parti liderlerini ziyaret edip Gara konusunda bilgilendirdiler.

Çok hoşuma gitti bu ziyaret ve bu bilgilendirme.

Muhalefet dışlanmadı diye...

Demokratik bir tutum sergilendi diye...

Yıllardır yapılmayan yapıldı diye...

Kutuplaşma belası bir nebze olsun dinecek diye...

Memnun oldum.

Fakat ne oldu?

Yazının Devamını Oku

13 şehidin katili kim?

Kimdir 13 şehidin sorumlusu?

Katil kimdir?

*

Tabii ki tetiği çeken alçaktır.

Tabii ki tetiği çeken alçağa emri veren alçaktır.

Tabii ki “vur” emri verenin bağlı olduğu örgüttür.

Tabii ki örgütün uzantılarıdır.

Tabii ki örgütün iplerini elinde tutan güçlerdir.

*

Yazının Devamını Oku

PKK ile mesafe yok! Katliamla da yok!

Her PKK katliamında...

Gözler kısılıp HDP’ye bakılıyor.

*

- “Ne diyecekler acaba?” diye...

*

- “Katliama yönelik şöyle okkalı bir kınama yapacaklar mı?” diye...

*

- “Acaba yine bir gerekçe bulacaklar mı?” diye...

*

Yazının Devamını Oku

Bir alçaklık destanı: Rehine katletmek

PKK denilen örgüt, bu zamana kadar...

- Bebek katletmiştir.

- Öğretmen katletmiştir.

- Köylü katletmiştir.

- İzne giden askerleri katletmiştir.

- İşçi katletmiştir.

- Bombayla vatandaş katletmiştir.

*

İşte en son...

Yazının Devamını Oku

Laikliğe en çok dindarlar sahip çıkmalıdır

Laiklik denilince bazı kesimlerde oluşan alerjinin tek bir nedeni var:

Yakın zamanlara kadar bu memlekette...

Laikliğin, neredeyse din düşmanlığı gibi algılanıp uygulanması...

*

Laiklik, böyle algılanıp uygulandı diye doğru dürüst uygulanmasından vazgeçilemez.

*

Çünkü doğru dürüst uygulanırsa laiklik...

- Tek bir din anlayışının topluma dayatılmasının önüne geçer.

- Dini değişik biçimlerde anlama ve yorumlama özgürlüğüne fırsat verir.

Yazının Devamını Oku

Kumpasta Zekeriya’yla maklubede Ariana’yla

Enes Kanter, gerçekten çok uyanık bir tip.

Ne zaman kiminle ne yapacağını çok iyi biliyor.

Kumpas zamanı...

Zekeriya ile vakit geçirip poz veriyor.

*

Maklube zamanı ise...

Rockefeller’ın torunu Ariana’yla poz veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Muharrem İnce’den Faik Öztrak’a ‘saray ağzı’ yanıtı

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Muharrem İnce’yi “Saray ağzıyla konuşuyor” diye eleştirmişti.

 

Öztrak’ın bu eleştirisine, çok sert bir cevap verdi Muharrem İnce.

Dedikleri şunlar:



*

Yazının Devamını Oku

Bu adamın ilahiyat dekanı olması utanç vericidir

Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç, geçen gün şöyle bir tweet attı:

“Boğaziçili misiniz, Boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem. Aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Biz abdest alır dışarı çıkmayız. Bizim zaten abdestimiz var. Bilin istedik de... Şöyle söyleyeyim. Siz hani bir ayı geçti eylem yapıyorsunuz ya. Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.”

Bu nedir Allah aşkına?

*

Boğaziçi gerilimi bitmesin diye mi yapılıyor bu tür provokasyonlar?

*

Bir ilahiyat dekanına yakışıyor mu böyle bir tehdit dili?

*

Yazının Devamını Oku

İskilipli Atıf için şu ikisini birden söylemek mümkün

Bir İskilipli Atıf Hoca tartışması başladı.

Bir taraf İskilipli’yi göklere çıkarıyor.

Bir taraf ise yerin dibine batırıyor.

*

Oysa İskilipli Atıf hakkında...


Yazının Devamını Oku

Galiba ilk kez uzaya bir Türk astronot gönderilecek

Sosyal medyada çok iyi hazırlanmış, kısa ve vurucu bir klip gördüm:

 

Türkiye Uzay Ajansı’nın hazırladığı bu klip, Atatürk’ün ünlü “İstikbal Göklerdedir” sözüyle birlikte sunuluyordu.

*

Klip şundan ibaretti:



Yazının Devamını Oku

Ben Melih Bulu’nun yerinde olsaydım

Bazı geceler uykuya dalmadan önce... “Bir sahil kasabasına yerleşip balıkçılık mı yapsam acaba” diye içimden geçirirdim.

 

- Şöhretin Kıvanç Tatlıtuğ/Kenan İmirzalıoğlu aşamasını yakaladığımı falan düşünüp ara sıra gülümserdim.

*

- Rektörlük binasının tam önünde “Ey Boğaziçi! Ya sen beni alacaksın ya da ben seni” diye tek kişilik bir eylem planlardım.

*

- Ali Kırca ile Mehmet Ali Birand isimlerinden yola çıkarak... “Mehmet Ali Kırca” gibi bir ismi uydurmayı nasıl başardığıma şaşıp kalırdım.

Yazının Devamını Oku

Hayat bayram olsa

Sıkılı yumruklar birazcık gevşese...

Diyalog kültürü devreye girse...

*

Öğrenciler bir adım geri atsa...

Yöneticilerimiz bir adım geri atsa...

*

Rektör Bulu, yeni bir yaklaşım denese...

*

Yazının Devamını Oku