GeriKoray Günyaşar Her lokma taze bir anı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her lokma taze bir anı

Ruhunuzda kendine bir yer edinmiş şarkı, kulağınıza yolladığı ilk melodiyle birlikte sizi bulunduğunuz yerden alıp başka bir yere götürür…

Örneğin Levent Yüksel’in “Beni Bırakın” şarkısı küçük bir çocuğu 90’ların başında bir arabanın arka koltuğuna yerleştirir, aileyle çıkılan bir güney tatili yolculuğuna bırakır. Tempra’nın altı alçaktır, Bördübet’te Amazon Kamp o tarihlerde de dimdik ayaktadır ve yolları taşlıdır… Radiohead’in Paranoid Android’i lisedeki asla bitmeyen bir kimya ödevine, Birsen Tezer’in sesiyle “Çığlık Çığlığa” üniversitedeki aşklara ve Kadıköy sokaklarına, Jülide Özçelik’in “Sıradan Bir Gün”ü çok iyi bir arkadaşınızla çıktığınız cruise tatiline açar kapılarını…

Bazı kokular da böyledir mesela… Bir tıraş losyonu sizi tutup lise yıllarınıza, ani bastıran bir çiçek kokusu unutmaya yüz tuttuğunuz loş bir eve, bir parfüm kokusu çok eskilerde kalmış ilk aşkınızın yüzünü hatırlatabilir… Ses ve koku tüm bu numaraları çekerken damağın geri kalacağını düşünemezdik, değil mi?

Cafer Erol’un dev tulumbalarından aldığım her çıtırtılı ısırık doğup büyüdüğüm evde dönen bir anahtarın sesini tutup getirir bana. Rahmetli babam elinde poşetler içeri girer, Kadıköy çarşıda Ergun Abi’den aldığı balığı bizzat kendi hazırlamak üzere mutfağa doğru uzanır, çarşıya uğramış olmanın hediyesi olarak Cafer Erol torbasından çıkardığı kutudan bir tane tulumbayı da tatlıyı her zaman aç yemeyi seven anneme uzatır. Lezzet ve anı, kol kola koşar gözümü kapadığımda…

Su muhallebisi beni 90’ların ortasındaki Bahariye Caddesi’ne taşır, Saray’da döner sonrası ritüel olarak yerini alır… Küçük bir çocuğun gül suyu ve pudra şekerini sevmesinin temelleri o mermer tezgahlarda atılır…

Limonlu, haşlama karides Sahrayıcedid’de tüm dünyaya ışıkları kapadığımız akşamları, ızgara ahtapot Söğüt’ü, dolayısıyla Yasemin Restaurant’taki ikinci ailemi, lahmacun Kaş’ta sabah karşı denizlerini,  zeytinyağlı sıcak dolma rahmetli anneannemin Zeynep Kamil’deki “laboratuvar” olarak adlandırdığı mutfağını, bir parça taze fasulye Şile akşamlarında rüzgarı kesen brandalı günlerimizi, Göreme Muhallebicisi’nden bir kaşık tavuk göğsü hemen birkaç dakika uzaklıktaki Sıracevizler Caddesi’ni ve bangır bangır çalan apartman alarmlarını, çarkıfelek meyvesinin tadı Derya Beach’te gün batımlarını ve Ali Abi’yi sürükler aklınızın dehlizlerine…  

Yemek hiçbir zaman sadece yemek değildir… Hemen her gün yaptığımız bu eylemde bir de sadık eşlikçilerimiz, tekrarlı yediğimiz sevdiğimiz yemekler vardır.  Büfe sosislisini seviyorsam lise arkadaşlarımla kopmadığımdan, kır pidesini seviyorsam üniversite günlerimi hatırladığımdan, döneri seviyorsam sadece tadından değil babamı da özlediğimden…

Sizleri her lokmada başka bir ana götüren yiyecekler varsa aklınızda, bana da yollamaktan çekinmeyin…

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle