GeriMutfak Tüyoları Her derde deva mı yoksa pazarlama aracı mı? Nedir bu süpergıda dedikleri?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her derde deva mı yoksa pazarlama aracı mı? Nedir bu süpergıda dedikleri?

Her derde deva mı yoksa pazarlama aracı mı? Nedir bu süpergıda dedikleri?
Abone Olgoogle-news

Beslenme jargonumuza son yıllarda dahil olmuş bir kelime var: Süpergıda. İnsan sağlığı için çok önemli olduğu söylenen, beslenmemize mutlaka dahil etmemiz tavsiye edilen süpergıdalarla ilgili kafamız biraz karışık. “Süpergıda neye denir? Bu gıdaları neden ve nasıl yemeliyiz?” gibi sorular aklımızı karıştırıyor. Aşağıda uzmanların da desteğiyle bu sorulara yanıtlar vermeye çalıştık. Hoş geldiniz süpergıdalar dosyasına...

Öncelikle süpergıdanın tanımına ve bu kategoriye nelerin girdiğine bir bakalım... Doğrusunu söylemek gerekirse süpergıda sınırları net bir şekilde çizilmiş bir kategori ya da bir besin grubu değil. Nelerin süpergıda addedildiğine bakarsak çoğunlukla bitkiler karşımıza çıkıyor ama bazı hayvansal ürünler de süpergıdalar arasında yer alıyor.

Süpergıdaların “süper” olmasının sebebi sağlığımıza faydalı birçok öğeyi bir arada bulundurmaları. Örneğin kanserle savaşta önemli silahlarımızdan antioksidanlar, kalp hastalıklarını önlemek için gerekli sağlıklı yağlar, diyabet ve sindirim sorunlarına engel olduğu düşünülen lifler ve bitkilere o parlak renklerini ve benzersiz kokularını katan fitokimyasallar süpergıdaları süper yapan maddeler. Süpergıdaların besin değeri bu kadar yüksekken kalorilerinin oldukça düşük olması da bir diğer önemli özellikleri. Kulağa muhteşem geliyor değil mi?

BEĞENENİ ÇOK AMA ELEŞTİRENİ DE ÇOK

Uygulamada durum o kadar da muhteşem değil ne yazık ki... Zira süpergıdalar da sık sık eleştirilerin hedefi oluyor. Üstelik bu eleştirilerin birden fazla odağı var.

Öncelikle bilim insanları mucize gıda diye bir şey olmadığının altını defalarca çizerek süpergıda kavramının ve özellikle kelimenin kendisinin gerçekçilikten uzak, yanlış bir beklenti yarattığını belirtiyor. Sadece bu gıdaları tüketerek kronik hastalıklardan ve sağlık sorunlarından korunabileceğine inananların sayısı hiç az değil. Halbuki düzenli, sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yerini tutabilecek hiçbir süpergıda olmadığını vurgulayan uzmanlar, kötü beslenmenin bir-iki süpergıdayla takviye edilmesinin de mümkün olmadığını belirtiyor.

Her derde deva mı yoksa pazarlama aracı mı Nedir bu süpergıda dedikleri

SADECE SÜPERGIDALARLA OLUR MU?

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Hürriyet Lezizz’in beslenme uzmanı ve gıda mühendisi yazarı Dilek Çiftçi de aynı noktanın altını çizdi. Çiftçi, “Gıdaların sağlık üzerine olağanüstü faydalarının olması düşüncesi, insanlara her zaman çok çekici geliyor. Bu alanda yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda bu gıdaların içindeki bileşenlerin sağlığımızı korumaya, iyileştirmeye etkisi olduğu Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yaptığı bilimsel sağlık açıklamalarında ifade ediliyor” dedi.

Çiftçi, “Burada unutulmaması gereken, süpergıdalar listesinde yer almayan yiyeceklerin sağlıksız olduğu algısı yaratılmamalı. Ayrıca sağlığımıza iyi gelecek diye sadece bu ürünleri tüketmek de doğru değil. Farklı besin grubundan oluşan meyve, sebze ve tahıl, bakliyat gibi yiyecekleri günlük beslenmemizden çıkarmayarak daha sağlıklı ve dengeli beslenebiliriz. Süper gıdaları da düzenli olarak günlük beslenmemizin içine dahil etmeyi unutmayalım” uyarısını yaptı.

Çiftçi, son yıllarda sağlıklı beslenme trendlerinin çok popüler olmasıyla süpergıdalara olan talebin de günden güne arttığını, hatta gıda sektöründe süpergıdalar adı altında birçok yeni ürünün piyasaya çıkarılmakta ve talep görmekte olduğunu da hatırlattı.

'PAZARLAMA ARACI' DİYEN DE VAR

Buradan hareketle eleştirilerin ikinci odağına gelirsek, “süpergıda” ifadesini sadece bir pazarlama aracı olarak görenler de çok. Üstelik süpergıda kavramının sınırları net bir şekilde çizilmediğinden, birçok ürünün satışını artırmak için zorla süpergıda kılıfına sokulduğunu iddia edenler de yok değil. Örneğin geçtiğimiz yıl LiveScience’ta yayımlanan bu konudaki bir makalede, dünyanın en büyük makademya fındığı üreticisinin ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) ürünün kalp hastalıklarını azalttığına dair bir açıklama yapması konusunda baskı yaptığı anlatılıyor. Firmanın baskıları karşısında FDA, düşük yağlı ve düşük kolesterollü bir beslenme modelinin parçası olarak günde 40-45 gram kadar makademya fındığı yemenin “koroner kalp hastalığını riskini azaltma ihtimali olabileceğini” belirten bir açıklama yapmış. Bu muğlak ifadeye sırtını dayayan makademya fındığı üreticileri de ürünlerini çok sağlıklı olarak pazarlayıp satışlarda büyük bir patlama yakalamış.

Süpergıdalara yöneltilen bir diğer eleştiri de özünde sağlıklı olan bir gıdanın işleme sonucu besin değerini kaybetmesine dair… Örneğin yeşil çay taze taze demlenip içildiğinde ya da birçok meyvenin suyu taze taze sıkıldığında gerçekten bol miktarda antioksidan içeriyor. Ancak fabrikada üretilen, içine koruyucu katkı maddeleri ve şeker gibi ekstra malzemeler eklenen şişelenmiş içecekler için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Gıdanın işlenmiş haliyle doğal haline aynı muameleyi yapmak ise faydadan çok zarar getirebiliyor.

Her derde deva mı yoksa pazarlama aracı mı Nedir bu süpergıda dedikleri

YUMURTA, PANCAR, KEFİR...

Konu bu kadar tartışmalı olunca işin “Peki nasıl yiyelim?” kısmında da bir uzmana danışma ihtiyacı hissettik ve Hürriyet Lezizz yazarı Buket Çürük’ün kapısını çaldık. Hem bir diyetisyen hem de bir private chef olan Çürük’e favori süpergıdalarını sorduk ve kale, goji berry, chia tohumu gibi cevaplar yerine bir tanesi hariç her evin mutfağında bulunabilecek gündelik gıdalardan oluşan bir liste aldık. İşte Çürük’ün tavsiyesi 6 süpergıda:

Yumurta: Yumurta her zaman bulunabilecek bir besin. Anne sütünden sonra en kaliteli protein içeriğine sahip. Zengin bir protein kaynağı. Aynı zamanda beyin ve kalp sağlığı üzerinde yararlı etkileri olan vitamin ve besinlerle yüklü. Sağlıklı gözler için vazgeçilmez bir besin. Saç ve tırnak sağlığımızı da destekliyor.

Alışılagelmiş bir tarifin dışında poşe tekniği ile (yani geleneksel çılbır şeklinde) her öğünümüze kolaylıkla yumurtayı ekleyebiliriz.

Kefir: Sağlıklı bir sindirim sistemi için, bağırsak florası için çok kıymetli. Bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Gastrit tedavisinde kullanılıyor. Bağırsak dostu bakteriler içeren kefir hem yüksek tansiyonu düşürmede etkili hem de vücut direncini fazlasıyla artırıyor.

Tüketimine gelirsek, sade içmekte zorlananlar meyvelerle smoothie yaparak veya çok sevdiğimiz bol sarımsaklı, naneli ayran aşı çorbası şeklinde hem çok doyurucu hem de çok ferah bir öğün yapabilirler.

Yeni nesil sağlıklı yağlar: Çokça duyduğumuz Hindistan cevizi, badem, avokado aslında tam da bu sınıfa giriyor. İçlerinde bulunan yağ asitleri sayesinde bağışıklık sistemi için faydalı, yüksek oranda antioksidan kaynağı olduğu için hem toksin maddeleri atmada hem de kilo veriminde doğru oranda kullanıldığında oldukça etkili. Peki nasıl bizim mutfakta kullanabiliriz?

İster mis gibi bir fincan kahvemize ekleyerek ister salatalarımızda istersek de o çok sevdiğimiz aromalı anne keklerimizde...

Yulaf ezmesi: Uzun uzun anlatmamız gereken en önemli ve en faydalı konu başlığına geldik. Çok yüksek oranda lif içeriğine sahip olduğu için bağırsak sağlığımız için oldukça faydalı. Kan şekeri dengesi sağlıyor, kolesterolü düşürücü etki gösteriyor. Özellikle iştah kontrolünü sağlamakta zorlananlar için içine yulaf eklenen tarifler uzun süre tokluk sağlıyor.

Yulafı tıpkı bizim sütlaç gibi süt ile pişirerek aynı lezzeti yakalayabilirsiniz. İçine ekleyeceğiniz tarçın ile de kan şekerinizi dengede tutabilirsiniz. Ufak bir uyarı: Besinsel ögelerinin kaybolmaması için süt ve yulafı 5 dakikadan fazla pişirmeyin.

Pancar: Kansere karşı tam bir savaşçı. Yüksek oranda antioksidan içeriğine sahip dolasıyla kanı temizleme özelliği var. İster fırında rosto edip çorba yapabilir, isterseniz çiğ olarak rendeleyip kendine has tadıyla salatalarınızı renklendirebilirsiniz.

Pişirerek tükettiğimiz takdirde glisemik yük dediğimiz özellik artacağı için yanında yoğurt tüketmekte fayda var.

Spirulina: İçerdiği yüksek besin oranlarıyla “en yoğun besin içeriği olan gıda” unvanına sahip. Günlük alınan 3-5 gram spirulina ile günlük demir, esansiyel mineraller, betakaroten, vitamin B12 ve vitamin B kompleks ihtiyacının tamamına yakınını karşılıyor. Kan şekerini dengeliyor. Kolesterolü düşürüyor. Uzun dönemde günlük 10 gram spirulina tüketimi kötü kolesterol dediğimiz LDL’i düşürüp, iyi kolesterolü yani HDL’i artırıyor. Başka bir deyişle düşmeyen kolesterol değerlerini düşürmek için ideal bir besin.

Spirulina, bağırsak florasındaki probiyotik bakteri popülasyonunu artırarak bağırsak hareketlerini düzenliyor. Yapılan çalışmalarda, diyetlerinde yüzde 5 oranında spirulina bulunan kişilerin bağırsaklarında 3 kat daha fazla probiyotik bakteri bulunduğu tespit edildi.

Peki nasıl tüketebiliriz? İçeceklerimizde, meyvelerle hazırlayacağımız smoothie’lerimizde veya ekmeklerimizi renklendirerek rahatlıkla kullanabiliriz.

False