GeriSeyahat Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Dünyada tek bir örneği olan çok tuhaf bir yerdeyim. Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın 50 km. güneyinde ki ‘Zipaquira’ denen bir kasaba burası. İşte Zipaquira...

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Kasabanın girişinde tüm madencileri koruyan Azize Rosario’nun heykeli karşıladı bizi. Azize tüm madencileri koruyor. O yüzden ona ‘Efendimiz’ diyorlar. Heykelin önündeki çiçekler her daim taze. Gelenler sürekli yeniliyor. Ben de ‘efendimiz koruyucu Azizemize’ sevgi ve saygılarımı sunduktan sonra kendimi 200 metre yerin altında buldum. Gördüğüm en tuhaf yerlerden biriydi. Hastası oldum.

‘Catedral de Sal de Zipaquira’ (Zipaquira’nın tuz Katedrali) yerin 200 metre altında Katolik Kilise ve şapeller. Görmeden pek insanın gözünün önüne gelmiyor, çünkü böyle bir şeyi hayal edemiyor insan. 

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Kolombiyalılar için bir nevi hac yeri olmuş. MÖ 5. yüzyılda Muisca yerlileri bu tuz madenlerini kazmaya başlamışlar.

250 milyon yıl önce de su altındaymış bu dağlar. And Dağları’nın formasyonu sırasında su üstüne hem de 2 bin 600 metreye yükselmişler.

Muisca’ların altın ve zümrütten sonra başlıca ticareti de tuzmuş.
Unutamadığım Tuna Nehri seyahatlerimde, Avrupa’da bir çuval tuz için malikâneler değiştirildiğini duymuştum.
1932’de madenciler işe başlamadan evvel, dua için kendilerine küçük bir şapel kazmışlar. 1950’lerde daha büyük bir proje başlamış ve 1954’te maden büyük kapasiteyle çalışır hale gelmiş.

Yeni şeklinin açılış töreninde bu maden, madencilerin koruyucu azizesi Rosari’ye ithaf edilmiş.
1991 de genişleme sırasında bir çöküntü meydana gelmiş ve güvenlik nedenleriyle kapatılmış. 1995’e kadar 285 milyon dolar harcayarak, büyük bir kilise ve şapeller kazılmış ve Güney Amerika’nın en önemli ziyaret merkezlerinden birisi haline gelmiş.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Siyah tuz, nemli hava
Işıklandırılmış ıslak tünelden aşağı doğru yürümeye başladık. Tünellerin terli duvarları siyah-beyaz tuz.
Meğerse tuzun hakiki rengi siyahmış ama havayla birleşince beyaz renge dönüşüyormuş.
Tırnağımla kara tuz kayası duvardan bir parça kazıyor ve tadıyorum, evet tuz.

Yokuş aşağı salınıyoruz, 200 metre ineceğiz.
Tuhaf bir koku var ama rahatsız edici değil, çok nemli ve tuzlu bir hava emiyor ciğerlerimizi. Nitekim bazı tuz madenlerinde astım hastaları tedavi ediliyormuş.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Maden belli başlı üç bölümden meydana gelmiş
1- Girişteki ana tünelde sağlı sollu 14 adet şapel var. Meryem Ana’dan başlayarak İsa peygamber’in doğuşu, vaftiz oluşu, çarmıha gerilişi, gökyüzüne yükselişine kadar tüm hayatı bu 14 durakta anlatılıyor.

2- Tünelin sonunda bir kubbeye ulaşıyorsunuz.

3- Bu kubbeden diğer koridorlara ayrılıyor bu tılsımlı yeraltı ağı. Ana koridordan devam ederek büyük kilisenin balkonuna çıkıyoruz.

Tuz kayaları içine kazılmış bu büyük kilise, 120 metre uzunluğunda ve 22 metre yüksekliğinde 5 bin 500 metrekareye oturuyor. Büyük kilise 8 bin kişi alıyor ve günde ortalama 3 bin kişi ziyaret ediyor. Modern Kolombiya’nın ‘mimari harikası’ olarak anılıyor.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Kilisenin dört yanında taşıyıcı vazifesi olmayan tuz kayalarından yontulmuş dört adet dev sütun var. Bu dört sütun İsa’nın dört Evanjelist’ini sembolize ediyor. Evanjeller İncili yazan, vaazlar veren, insanları Hristiyanlığa davet eden, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’dır. Kelimenin Latin kökü ‘iyi haberler’ demektir.

Geri yürüyüşe geçiyoruz. Her ne kadar yerin 200 metre altında da olsak, deniz seviyesinden yüksekliğimiz gene de 2650 metre. “Yavaş yavaş çıkacaksın bu karanlık dehlizden gün ışığına” mırıldanarak başlıyorum tırmanmaya…

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Yeraltı tuz katedral Zipaquira de mor yeşil ışık bir adamın ve ağacın taş heykel

Tüm bu yerin altına 200 metre seyahat sırasında, sık sık modern mermer heykeller görüyorsunuz. İşte Kolombiyalı sanatçı Carlos Enrique Rodriguez’in, Roma’daki Sistina Şapel duvarındaki meşhur Rönesans sanatçısı Michelangelo’nun, insanlığın doğuşu temasındaki, ‘Âdem’in Yaratılışı’ tablosundan esinlenerek yarattığı mermer tablo.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Yerin 200 metre altında loş ve ılık bir mekânda fonda hafif klasik müzikle bir Kubbeye ulaşmak...

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Soldan sağa çekim ekibi, Erdem, Magally, Ayhan, Hüseyin ve Aladar. Rosary Kilisesi balkonunda.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

Büyük Kilisenin balkonunda eski yıkılan ufak kiliseden kalan nefis bir mermer melek heykeli var.

Bir çapraz tünelde bizim Kapalıçarşı tarzı dükkânlar var. Buralarda tuzdan ve altından imal edilmiş takılar ve heykelcikler satılıyor. Aralarına yiyecek ve içecek büfeleri serpiştirilmiş.

Kolombiya’da, karanlık dehlizden gün ışığına

False