GeriUğur CEBECİ Kokpit
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kokpit

Uçaklar çok sıcakHavayolu şirketleri ile ilgili araştırmalar yapan kuruluşların hemen tümünün raporlarında yolcu şikayetleri arasında uçaklardaki kabin ısısının yüksekliği ilk sıralarda yer alıyor.Yolculardan çoğunluğu kabindeki ısının çok yüksek olmasından şikayet ediyorlar. Bir kısım yolcular ise uçakta tir tir titreyerek yolculuk yaptıklarını bildiriyorlar.Özellikle Avrupa hatlarında Uzak ve Ortadoğulu yolcular soğuktan şikayet ediyorlar. Avrupa merkezli havayollarının çoğunda kabin sıcaklığının 20 derecenin altında tutulmasının bu şikayetlere yol açtığı vurgulanıyor.Kabin ısısından şikayet yüzde 75 ile ağırlıklı olarak sıcaktan geliyor. Uluslararası standartlara göre uçak içi sıcaklığının ortalama 21 derece civarında ayarlanması gerekiyor. Bu ayar uçaktaki yolcu doluluğu ya da azlığı ile orantılı olarak değişebiliyor. Eğer uçak tam dolu ise o zaman sıcaklık 18 ya da biraz altına göre ayarlanıyor. Çünkü yolcuların vücut ısıları, solunumla hızla ısınan hava uçak içi ısısını yükseltiyor. Eğer yolcu azsa o zaman da 21 derecenin biraz üzerinde bir ayar yapılması gerekiyor.Uçaklarımız bunaltıyorBaşta Türk Hava Yolları olmak üzere İstanbul Hava Yolları uçaklarında kabin ısısı her zaman yüksek. Sıcak kentlerden yapılan uçuşlarda uçağa binildiğinde içerisi cehennem gibi oluyor. Kalkıştan sonra sistemin soğutması ne kadar iyi olursa olsun, ısı ayarına dikkat edilmemesi nedeniyle inişe kadar tüm uçuş işkence haline dönüyor.Türk Hava Yolları uçaklarında sadece A340 tipi uçaklarda kabin memurları kabin ısısına müdahale edebiliyorlar. Ama diğerlerinde tüm kontrol pilotlarda. Kabin ısısı pilot tarafından manuel ayarlanabildiği gibi otomatikte kontrol altında tutulabiliyor.Pilotların çoğu kabin ısısı kontrolünü yeterince önemsemiyorlar. Arkada yolcunun kan ter içinde kalmasınA çok önem vermiyorlar. Ayrıca pilotlar her nedense kokpitin sıcak olmasını çok seviyorlar. Kabin ekibi bir yolcunun şikayet etmesi üzerine kokpiti uyarıyor. O zaman kabin ısısı düşürülüyor. Oysa THY şirket olarak uçaklarında ısının standartlara uygun olmasını istiyor. Kabinin fazla ısıtılmasının yaratacağı sağlık sorunlarına zaman zaman dikkat çekiliyor. Ama yine de bindiğimiz uçakların çoğunun içi son derece sıcak oluyor.Kabinin aşırı ısıtılması, ısının ayarlanmaması yolcular için büyük tehlike oluşturuyor. Solunum sorunları olanlar bu durumdan inanılmaz derecede rahatsız oluyorlar. Kalp hastaları neredeyse kriz geçirecek hale geliyorlar. Hele aşırı yemek yenmiş ve içki alınmışsa o zaman kabin ısısının yüksek olması ciddi bir tehlike yaratıyor.Pilotlar mutlaka uyarılmalıSıcak kabinde yolcular terliyorlar. Zaten uçuş sırasında vücutta su kaybı oluyor. Bir de terle bu kayıp hızlanınca uçuş perişan ediyor. Aşırı terleme nedeniyle kabinde ağır hatta bazen dayanılmaz bir koku hakim oluyor. Bu durum uçuşun keyfini iyice kaçırıyor.Kabin ısısı konusunda pilotların sıkça uyarılması gerekiyor. THY, uçaklarında pilotların yolcuya yaptıkları bilgilendirme anonsu sorununu çözdüğü gibi kabindeki ısı kontrolü konusunu sıkı takibe alarak bunu da çözebilir. Kabin ısısını en iyi ayarlayan ve bu konuda en büyük özeni gösteren havayolu şirketlerinin başında Swissair, Lufthansa, Delta, Singapur Havayolları geliyor. Bu şirketler kabin ısısı konusunda yok denecek kadar az şikayet alıyorlar. Bazı sabah uçuşlarında ya da gece yarısı uçuşlarda yolcuların çok azı üşüdüklerini bildiriyorlar. Ancak uçakta üşümeye karşı her zaman hazır bulunan battaniyelerle bu sorun çözülüyor.APU sistemi çalıştırılmıyorBazı havayolları yolcularının konforunu önde tutarak yerde uçaklarının APU sistemini çok önceden çalıştırıyor. Yolcu gelmeden önce uçağının kapılarını kapalı tutarak içeriyi iyice soğutuyor. Ya da sıcak kentlerdeki havalimanlarında uçak dışarıdan bir soğutma sistemine bağlanıyor. THY bunu bir kaç noktada yapıyor.APU uçağın bir tür jeneratörü. APU havalandırma sistemini çalıştırıyor. Bazı havayolları yakıt sarfiyatını öne sürerek bu sistemi motor çalıştırılana kadar devreye sokmuyor.Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi diye adlanan FAA araştırmalarında da yolcunun kabinde sıcaktan rahatsız olması yerine her zaman içeride 20 derecenin altında bir sıcaklık olması uygun bulunuyor. Uzmanlar bu konuda, 'Dolu bir uçakta sekiz-on yolcunun soğuktan şikayet etmesi doğaldır. Bu kişilerin çoğu normal yaşamların da da hep üşürler. Bu sorun çözülebilir. Ama eğer uçağın içi çok sıcaksa bu yolcuların yüzde 90'ının şikayetine yol açar. Ayrıca sıcak kabin son derece tehlikelidir. Bu nedenle kabin ısısının her zaman düşük tutulmasında yarar vardır. Kuşkusuz sürekli kontrol en iyi çözümdür.' diyor. Genel havacılık için özel havalimanı gerekliDünyanın bir çok ülkesinde ve özellikle Amerika'da yaşanan iş jeti ve turboprop uçak patlaması son bir kaç yıldan beri Türkiye'yi de etkisi altına aldı.Yurdumuzda değerleri 2 milyon dolardan başlayıp 35-40 milyon dolara kadar çıkan özel jet ve turboprop uçakların büyük bir kısmı Atatürk Havalimanı'nda Batı 4 Apronu denilen Florya tarafındaki yere park ediliyor, bakımları yapılıyor ve buradan uçuşa çıkıyorlar. Hangarlama kapasitesi bir kaç uçakla sınırlı olan Batı Apronu'nda her biri milli servet olan bu uçaklar kışın yağan kükürt ve lodosun getirdiği tuzlu deniz suyunun, yazınsa aşırı güneşin altında kalıyor. Hem gövdeleri hemde uçuş sistemleri zarar görüyor.Paralel pist sorunuZaten yeterli olmayan bu alan şimdi de kuzey-güney yönündeki parelel pist inşaatı ile iyice sıkışıyor. Parelel pist için yıkılacak hangarlar başka bir yere taşınacak. Pist devreye girdiği zaman iniş-kalkış gecikmelerinde beklenen iyileşmenin pek fazla olmayacağı da bir gerçek. Gerçi Devlet Hava Meydanları hangarlar için özel bir alan tahsis ediyor ama bunun yeterli olmayacağı şimdiden belli oldu.Hem Türk bayrağı ile uçan genel havacılık araçlarının, hem de ülkemize iş veya keyif için ziyarete gelen iş adamlarına ait uçakların Atatürk Havalimanı'nın stresinden uzak kullanabilecekleri özel bir 'İstanbul Executive Havalimanı'na ihtiyaç var. Bunun için devletin İstanbul'a fazla uzak olmayan Çataca ya da Silivri yörelerinde bir alan tahsis etmesi yeterli. Böyle bir havalimanı rahatlıkta 'yap-işlet-devret' modeli ile en fazla iki yılda devreye girebilir. Böylece İstanbul gibi bir dünya metropolüne prestij ve döviz kazandırır. Bu özel havalimanı bir yat limanından farklı olmayacak. Rahatlatılmış hangarlama ve bakım hizmetleriyle para kazanacak.İş jetleri milli servetBir yandan gerçekten amacına uygun bir genel havacılık terminalinden yolcular uçaklarına binip inerken, bir yandan da park ve bakım amaçlı hangarlar her biri milli servet olan uçakların heba olmasını önleyecek. Daha da önemlisi Atatürk Havalimanı'nın çekilmez hale gelen iniş-kalkış trafiği nispeten rahatlamış olacak.Tıpkı yat limanları gibi bir kentte özel uçaklar için özel bir havalimanı bulunması o kentin medeniyet ölçüleri arasında yer alıyor. İş jetleri, uçuş okulları için özel bir havalimanı yapılması İstanbul'u dünyaya daha iyi tanıtacaktır. Böyle bir meydan Atatürk Havalimanı trafiğini rahatlatacak,Türkiye'ye de döviz girdisi sağlayacaktır. Bunu yapmak için iş adamları ve devletin elele vererek harekete geçme zamanıdır. Umarım bu yazı bir kampayanın başlangıcı olur. 50 yaşından sonra havacılığa gönül vermiş bir 'amatör' olarak bu samimi fikrimi dinleyecek birileri çıkar umudundayım.B737'nin yeni motorlarıEn çok satan yolcu uçağı rekorunu elinde tutan B737'lerin yeni nesil modellerinde CFM56-7 serisi motorlar kullanılıyor. Fransız Snecma ve Amerikan General Electric ortak yapımı olan CFM56 motorları ikinci nesil olarak adlandırılan B737-300, 400 ve 500 modellerinde de bulunuyor. CFM56 motor ailesinin diğer kullanıldığı uçaklar ise Airbus A320, A340. Ayrıca DC-8 ve B707'lerin motor yenilemeleri de CFM56'larla yapılıyor. Yeni nesil CFM56-7 motorlarının en büyük özelliği
X

Askeri uçakları dönüştürebiliriz

Türkiye’nin birçok noktasında orman yangınları devam ediyor. Yapılan müdahaleler ve yangının uzun sürmesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Ancak bu tip yangınlarda kullanılması için Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki 49 adet CN 235 nakliye uçağı devreye alınabilir. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile uçaklara yangın söndürme kitleri takılabilir. Takılan kitler istendiğinde çıkarılarak, nakliye, asker taşıma gibi görevler yapılabilir.

Biz uyuduk ve ormanlarımız yandı. Yangın söndürme uçakları için yapılan önerileri önemsemedik. İşi sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na bıraktık. İşin havacılığını bilen akılları dinlemedik. İmkânları göz ardı ettik. Bugün canım ormanlar cayır cayır yandı; yanarken canlarımızı da aldı. Doğamızın sihirli böcekleri gitti. Evler, barklar yıkıldı. Canım hayvanlarımız telef oldu.

ESKİ DEĞİL BAKIMSIZ

Önce şunu söyleyim. Havacılığın genel prensibine göre, eski uçak diye bir şey yoktur, bakımsız uçak vardır. Baktığınız sürece uçarlar. THK’nın elindeki uçaklar bakılsaydı bugün o yangınlara koşacaklardı. Üstelik helikopterlerden daha fazla alçalarak, yüksek manevra güçleri ve yetenekli pilotları ile belki de binlerce dekar ormanımız kül olmayacaktı. Hala o uçakları ayağa kaldırma şansımız olduğuna inanıyorum. Sanırım, kiralamalara 80 milyon dolardan fazla para harcadık. Oysa, Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 49 adet CN 235 nakliye uçağı var. Airbus’ın takılacak, bu tür uçaklar için imal edilmiş, Avrupa havacılık otoritesinin (EASA) onayını almış yangın kitleri mevcut. Uçak başına 1-2 milyon dolarlık bir harcama ile bu kitler takılabiliyor. Takılan kitler istendiğinde çıkarılabiliyor ve uçak nakliye, asker taşıma gibi görevlerine devam edebiliyor.



SÖNDÜRME KİTLERİ

Yazının Devamını Oku

Havacılıkta sanal güç devrimi

Havacılıkta genellikle ortaya çıkan ürünlerle heyecanlanıyoruz. Ama o imalatların arkasında büyük bilgi birikimleri ve sistem harikaları var. İşte bunlardan en önemlisi 3DEXPERIENCE. Fransız Dassault uçak imalatçısının bir kuruluşu olan Dassault Systemes büyük ticari başarı kazanan Boeing 777 uçaklarının tamamının tasarımını sağlayan sistem. Kusursuz, hızlı ve en önemlisi çok güvenli bir tasarım gerçekleştirildi.

Yıllarca havacılıkta, özellikle uçak imalatında birçok şey elle yapılırdı. Manuel imalatın hazırlık aşamalarının sanal ortama taşınmaları ise alabildiğine geç oldu. Çözümler sunan yapıların başında Dassault Sistem yer aldı. Karmaşık yapılardan, rüzgar tünellerine, 3D oluşumlarına kadar birçok çözümü bir arada sundu. İşler hızlandı, hata payları sıfıra yaklaştı. Güvenlik çok öteye taşındı. İşte bu sistemin tepe noktasındakilerden Dassault Systemes Havacılık ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı David Ziegler ile Ayçin Noyan aracılığında sanal ortamda bir bağlantı ile röportaj yaptık.



Dassault Systemes’in havacılık sektöründeki uzmanlığı nereden geliyor?

Dassault Systèmes 1981’de rüzgar tüneli modelleri tasarlayan ve 3D yüzey modellemesini kullanarak rüzgar tüneli testlerinin süresini kısaltan yazılımlar geliştiren küçük bir mühendis ekibinin Dassault Aviation’dan ayrılarak yeni bir çatı altında birleşmesiyle kuruldu. Bu nedenle, havacılık ve savunma endüstrisi, şirketin odaklandığı ilk sektörlerden biri oldu. O zamandan beri Dassault Systèmes, havacılık ve savunma ürünlerinin tasarlanması, üretilmesi ve desteklenmesi anlamında önemli değişimler yarattı. Dijital model çözümleri, müşterilerin fiziksel prototip sayısını azaltmasına ve ürün geliştirme döngü sürelerinde önemli tasarruflar elde etmesine yardımcı oldu. Boeing 777 tamamen Dassault Systèmes teknolojisi kullanılarak tasarlanan ilk ticari uçak oldu ve bugün neredeyse tüm yeni ticari uçaklarda aynı teknoloji kullanılıyor. 2012’de Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi ve 3D tasarım konusundaki deneyimlerimizden yararlanarak 3DEXPERIENCE iş platformumuzu tanıttık. Bugün 3DEXPERIENCE, havacılık ve savunma alanında müşterilere yenilikçi deneyimler sunmak adına ‘tasarımdan operasyona’ dediğimiz tüm disiplinlerde uçak üreticileri, tedarikçiler, operatörler ve hizmet sağlayıcılarının inovasyon süreçlerini destekliyor.

SANAL DENEYİM PLATFORMU

Yazının Devamını Oku

Amerika Kıtası’na büyük çıkarma

Pandemi döneminde birçok havayolu küçülmeye gitti. Hâlâ bu küçülmeler sürüyor. THY ise sorunlu noktalar dışında büyümesini sürdürüyor. Sık sık kapanma olan ülkeleri izleyerek değişik farklı uçuş planları uyguladı. Amerika Kıtası’na yüklendi. Hem sefer sayılarını arttırdı hem de yolcu doluluk oranlarında rekora koştu.

Havayolları için altın yıllardan biri sayılan 2019 yılın yaz döneminde Amerika Kıtası’na haftada 102 sefer yapan THY hala salgının değişik varyantlarda çıkış yaptığı 2021 yaz döneminde büyük bir atakta. Haftada 126 seferle Amerika Kıtası’nın değişik noktalarına sefer sayılarını arttırarak başarılı operasyonlar gerçekleştirdi. Hatta Kanada’da Vancouver gibi yeni noktalara da uçmaya başladı. New York’a New Jersey eyaletinde bulunan Newark Havalimanı’ndan da uçuşlar başlatıldı. Hem de haftada 7 gün yapılan uçuşlarda ciddi bir doluluk yakalandı. Eğer Amerika Kıtası ülkelerinde pandemi ile gelişen yeni sorunlar ortaya çıkmazsa şirket sefer sayılarını arttıracağı noktaları da şimdiden belirledi. Ağustos içinde Houston’a 3, Washington’a ise 4 ek sefer planlaması gündeme alındı. Meksika hattında da eylül ayından itibaren seferler haftalık 6’ya çıkacak.



DOLULUK ORANI

En önemlisi İstanbul’dan Amerika kıtasına yapılan uçuşlarda doluluk oranları. Kıtanın kuzey kısmına uçuşlarda doluluk yüzde 80, Güney Amerika da ise yüzde 70-75 arasında değişiyor. Arjantin’in pandemi nedeniyle sınırlı uçuşa izin vermesi Güney Amerika’da doluluk oranlarını biraz aşağı çekse de pandemi etkisi azaldığında haftalık seferlerin 7 ve üzerine çıkması da hesaplandı. Türk Hava Yolları Amerika Kıtası’na yaptığı uçuşlarda ağırlıklı olarak Boeing 777, 787 ve A330 uçaklarını kullanıyor. Ama filoya son katılan Airbus 350 uçakları da özellikle Kanada ve Brezilya hatlarında devreye girdi. Toronto-Boston gibi hatlarda da A350 uçakları uçuş yapıyor.

Yazının Devamını Oku

En sessiz uçuş

İstanbul’dan Amsterdam’a uçuyorum. Uçak Airbus 350-900, kısaca A359. İstanbul Havalimanı’ndan mükemmel bir tırmanışla yükseliyoruz. Motorlar yerde, taksi yaparken biraz homurdansa da kalkıştan sonra inanılmaz bir sessizlik sergiliyorlar. İnsan uçtuğunu bile anlamıyor. Koca uçak kısa sürede irtifasına çıkıyor. Düz uçuşta inanılmaz bir sakinlik var. Rolls Royce EWB motorlar koca gövdeyi inlemeden, sızlanmadan taşıyorlar…

Türk Hava Yolları’nın Airbus’dan aldığı A350-900 uçakları pandemi döneminde gelmeye başladı. Uzun süre uçakla köşe kapmaca oynadım. Tam bir hatta uçmak istediğimde, bakıyorum gidilecek ülkeye aşı bile olsanız uçuş yasaklanıyor. Uçak daha çok yabancı, uçulan ülkede oturma izinleri olanları taşıyor. Ben sadece bakıyorum. Flight Radar 24 aplikasyonundan gidiş gelişlerini canlı izliyorum. Ama sonunda THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün sayesinde sıkı takiple yakaladım. Uçağın İstanbul-Amsterdam Schiphol seferi için planlandığını öğrendim. Tabii hemen harekete geçtim. Üstelik iki Sinovac aşısı üzerine bir de BioNTech olmuştum. Hollanda ipleri iyice gevşetmişti. Sadece uçakta doldurulacak bir sağlık deklarasyon belgesi seyahat özgürlüğü veriyordu. Elbette geçerli bir vize olması gerekiyordu. Tek sorun THY’nin son dakikada uçak tipini değiştirmesi ihtimaliydi. Ama özellikle Amsterdam-İstanbul uçuşunda yolcunun çok fazla olduğunu öğrenince rahatladım.



MÜKEMMEL BİR EKİP

Aslında başka havayollarındaki A350 uçağı ile uçmuştum. Son olarak yıllar önce Katar Havayolları’nın A350’si ile Doha-Singapur uçuşu yapmıştım. Ama bizimki, aradan geçen yıllarda daha gelişmiş teknolojilerle donatılmış olduğu için merakım fazlaydı.

Yazının Devamını Oku

Pilotsuz gelecek yaklaşıyor

Havacılığın geleceği sandığımızdan da önce gelecek. Kendi kendine uçabilen uçaklar için büyük yol kat edildi. Tamamen uzaktan bir merkezden kaldırılan uçaklar gidecekleri yerlere gidip inebiliyorlar. İstenen yükseklikle, istenmeyen hava şartlarında başarı ile uçup güvenle inebiliyorlar. Bütün testlerde çok iyi sonuçlar alındı.

İnsansız hava araçları çoktan gerçek oldu. Daha çok askeri amaçlı kullanılan İHA gibi küçük uçakların yerini şimdi kargo ve yolcu uçakları almaya başlıyor. Airbus ve Boeing gibi uçak sanayinin devleri de bu konuda ciddi yol alsalar da Xwing şirketi uzun bir yol aldı. Kendi kendine uçan otonom Cessna Grand Caravan 208B uçağını Xwing 13 Şubat 2021’den bu yana defalarca uçurdu. Hedeflenen havalimanlarına gönderdi. Sonra kaldırıp geri çağırdı. Her seferinde istenen rotadan hiçbir sapma yapmadı. Kusursuz inişler gerçekleştirildi.



SADECE İZLEDİ

Uçakta hiçbir şeye müdahale etmeyen bir pilot vardı. Ama yolcu gibi kokpitteki koltukta oturdu ve sadece olup bitenleri izledi. Yapılan yorumlar bu uçağın daha doğrusu uçağı yöneten sistemin havacılıkta devrim yaratacağı, havacılık şirketlerinin pilot ihtiyacına son vereceği ağırlık kazandı. Havacılık kazalarının yüzde 95’den fazlası yıllardır insan hatalarından kaynaklanan olaylar yüzünden meydana geliyor. Pilotaj hataları bu yüzdeyi en yükseklere çıkarıyor. Xwing şirketinin amiral gemisi uçağı olan Cessna Grand Caravan 208B uçağı ile havacılıkta bir devrim yaratıldığı konusunda herkes hemfikir oldu. 14 yolcu kapasiteli uçak kargo için de kullanılıyor. Ayrıca tekerlerinin, yani iniş takımlarına yerine bağlanan flood’lar sayesinde denizlere ve göllere de inebiliyor.

Sistemin tepe ismi Marc Pietta, “Pilotun tek yapması gereken uçak hareket ederken, taksi yaparken, havalanırken, uçarken ve inip taksi yaparken, kendi kendine motorunu kapatırken arkasına yaslanıp izlemekti. Ekibimiz tamamı yedekli veri bağlantıları aracılığıyla görev kontrol merkezimizden denetlenen uçuş operasyonlarını sorunsuz şekilde entegre etmek için otomatik uçuş sistemimizi genişletme ve iyileştirmede önemli ilerlemeler kaydettiler” dedi. Xwing, dünya çapındaki salgın hava taşımacılığına 800 pound ağırlığında kişisel koruyucu ekipman taşıyan ve kalkıştan inişe kadar otonom olarak gerçekleştirilen Arizona’daki Navajo Nation’a kargo uçuşlarıyla katıldı.

Yazının Devamını Oku

Uçaklar doluyor seferler artıyor

Havacılık tarihinin en zor dönemi yaşandı. Şimdi o dönem geride kalmaya başladı. Ama çok ağır. Yine de her şeyin ancak 2024 yılında düzeleceği tahmini 2023 yılına doğru kayıyor. Yeni varyantlarla pandeminin yapısında aşının etkilendiği bir değişiklik olmazsa daha fazla uçabileceğiz.

Tahminler ağır ağır bir yıl geriye kaymaya başladı. Yani hem yolcu hem de uçuş sayılarının 2019 yılına ulaşmasının 2024 yılını bulacağı sanılıyordu. Ama artık tahminler 2023 yılına doğru bir geri çekilme eğilimine girdi. Bunun ana nedeni insanlar hep bulundukları yerlerde kalmaktan sıkıldılar. Aşılamalar dünya çapında ekonomik yapısı orta ve üzerindeki bölgelerde iyi gidiyor. Bu ivme uçuşa olan ilgiyi de arttırıyor. Hem turizm hem de iş amaçlı uçuşlardaki artışın ana nedenleri arasında yolcunun alınan önlemlere güveni önemli rol oynuyor. Uçakların içlerindeki havanın hızlı değişimi, havalimanlarında alınan hijyen tedbirleri gibi uygulamalar yolcular tarafından olumlu karşılanıyor. Böyle olunca da uçuşa olan güven de artıyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği-International Air Transport Association (IATA) gibi kural koyucu havacılık oluşumları birbirlerini doğruluyorlar. Hem uçaklardaki doluluk artıyor hem de uçuş sayıları yükseliyor. Daha şimdiden 2021 yılı sonralarında COVID-19 öncesi yolcu ve uçuş sayılarının yüzde 52’ye yükselmesi bekleniyor.



PEKİ SONRA NE OLACAK?

* 2022’de küresel yolcu sayısının COVID-19 öncesi seviyelerin yüzde 88’ine yükselmesi bekleniyor.

* 2023’te küresel yolcu sayısının COVID-19 öncesi seviyeleri (yüzde 105) geçmesi bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

Çin aşısı ile Avrupa

Bütün kuralları yerine getirdim. Ama yine de bir Avrupa ülkesi İspanya’nın Çin aşısını kabullendiğini kabul etmekte zorlandım. Bana göre en cesur ülke İspanya idi. Dünya Sağlık Örgütü’nün onay vermesi ile Sinovac aşısını kabullenmişti. Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) kararını beklememişti. Açılan kapıdan girdim. Pasaport kontrolünde ne kadar kalacağımı sordular. ‘İki gün’ deyince ‘daha fazla kalsaydınız’ diyen pasaport polisi ile gülüştük. Sanırım turizm anlayışı böyle bir şeydi.

Hiç beklemiyordum. Avrupa’da hiçbir ülkenin EMA diye adlanan İlaç Ajansı’nın onayı olmadan Çin Aşısı ile Avrupa’nın bir ülkesinin kapılarını açacağını tahmin bile etmiyordum. Gördüğümde gözlerime inanamadım. İspanya’nın yayınladığı seyahat NOTAM’ında Çin aşısı Sinovac’ın iki dozunu yaptırmış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişilerin geçerli vize ile İspanya’ya gelebileceği yazıyordu.
İnanamadım. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ü aradım ve şirketten de kontrol edilmesini rica ettim. Evet doğruydu. Bana göre Avrupa’nın en kral ülkesi İspanyaydı. Zaten hep İspanyolları çok severdim.



VİZEM BİTMİŞTİ

Hemen İspanya’nın seyahat sağlığı ile ilgili (spaintravelhealth) servisinin sitesine girdim. Bir güvenlik numarası geldi. Formu indirdim ve aşı karnem dahil bilgileri yükledim. Yani bizim aşı karnesi de bana göre rüştünü ispat etmişti. 65 yaş üstü olduğum için Çin aşısı Sinovac’ı yaptıralı üç aydan fazla oluyordu. Yorgun vücudum yine de yeterinden çok fazla antikor üretmişti. Doldurduğum formu gönderdikten sadece 5-6 dakika sonra barkodlu İspanya’ya giriş sağlık belgem geldi. Tam pandeminin en hırçın zamanında Schengen vizem bitmişti. Ama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın tanıdığı hakla gri-hizmet pasaportu almıştım. Yani vizeye ihtiyacım yoktu ama ‘Acaba bana da şu gri pasaportla Almanya’ya giden kaçak folklorcu muamelesi yaparlar mı? ‘ sorusu da aklıma takılıyordu.

Yazının Devamını Oku

Havayollarının kaderi aşıda

Artık iyice ortaya çıktı. Aşılama arttıkça havayolu kullanımı artacak. Ama 2019 yolcu sayılarına ulaşmak yine de zaman alacak. Araştırmacılar bunu 2024’ten önce beklemiyorlar. Yeni uçak teslimatları ve siparişlerdeki pozitif oynamalar da önemli. Aşılama arttıkça yolcu artıyor ve uçaklara olan ihtiyaç büyüyor. Elbette bu şimdilik çok ağır seyrediyor.

Dünya çapında yeterince aşılama yapılmadığı sürece havayolu yolculuğunun 2019 sayılarına ulaşması imkânsız görünüyor. Yapılan aşılamalar, şart koşulan PCR testleri ile mayıs ayında geçen aya göre sadece yüzde 10’luk bir artış oldu. Aşılamada büyük başarı yakalayan ABD’deki yolcu ve uçuş artışı ortalama yüzde 32’ye yükseldi. Bu artış Almanya’da yüzde 19, İspanya’da ise yüzde 12 civarında. Özellikle Avrupa ülkelerinin, Çin aşısını tanıma konusunu uzatmalarından dolayı yolcu artışı da zayıf oluyor. Havayolu şirketlerinde, Çin aşısının tanınmasının gecikmesine Avrupa ve Amerika aşı üreticilerinin ticari çıkarlar kavgasının ciddi sıkıntı yarattığı görüşü ağırlık kazanıyor. Asya- Pasifik ülkelerinde ise Çin aşısının hızlı tanınması sayesinde daha fazla yolcu hareketi dikkat çekiyor. Genellikle iki aşısını yaptıran ve üzerinden 14 günden fazla zaman geçmiş olan yolcuların havayolu yolculuğunun giderek rahatladığı belirtiliyor.



UÇAK İMALATI HIZLANIYOR

Pandeminin yoğun döneminde başta Airbus ve Boeing olmak üzere büyük uçak imalatçıları imalatlarını ciddi biçimde kıstılar. Teslime hazır uçaklar ise havayolu şirketleri tarafından teslim alınmak istemedi. Bir sürü hukuki sorunlarla boğuşan fabrikalar şimdi ağır ağır rahatlıyorlar. Leasing şirketleri de portföylerinden meydana gelen uçak yığılmasını çözebilmek için hala çok uğraş veriyorlar. Airbus mayıs ayında 32 müşteriye toplam 50 adet uçak teslim etti. Bu uçaklardan 41 tanesi A320 ailesi (38’i Neo), 4 adet A220,3 adet A350, 1 adet A330 Neo, 1 Adet A380. Bu arada 7 adet de yeni sipariş alındı. Airbus yılbaşından bu yana toplamda 61 farklı müşteriye 220 adet uçak teslim etmiş oldu.

Boeing ise mayıs ayında 17 uçak teslimatı gerçekleştirdi. Teslim edilen uçaklar 737 MAX, 747 kargo, 777, 787 ve 767-300 serilerinden oluşuyor. Şirketin teslim ettiği uçaklarda çift koridorlu büyük gövdeli uzun menzilli uçaklar ciddi bir farkındalık yaratıyor. Hem Airbus ve hem de Boeing’de tek koridorlu uçakların tercihler içindeki yeri de önemli. Tek koridorlu uçaklara olan ilgi hala fazla. Çok tartışılan 737 MAX uçağı ise hem teslimatta hem de yeni siparişte rüştünü ispat etmiş görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Gökyüzü elektriklendi

Çok sayıda elektrikli uçak çalışması var. Bunların en ciddi ve uzun vadeli geliştirilecek olanların başında Rolls-Royce’un ACCEL projesi geliyor. Ve gerçeğe hızla yolculuk yapıyor. Amaç sıfır karbon salınımı ile geleceği daha güzel yapmak. Bugünkü jet motorlarında da bu konuda geniş çalışmalar yapan Rolls-Royce, Accel Proje lideri Matheu Parr ile mükemmele yakın bir çalışma yaptı. Hedef saatte 500 kilometreye ulaşmak.

ELEKTRİKLE gökyüzünde dünyanın en hızlı uçağı olma yolunda en ciddi adım atıldı. Rolls-Royce’un Spirit of Innovation uçağı hız rekorunu kırmak için neredeyse bütün hazırlıkları tamamlandı. 500 beygir elektrikli güç aktarma grubundan aldığı ivme ile pistte hareket eden uçak yeni nesil kentsel hava hareketliliği konseptine olanak sağlamak için geliştirildi. İleri enerji depolama teknolojisine sahip uçak gökyüzüne ve çevresine hiçbir zaman zarar vermeyecek. Hız için hedef ise saatte 500 kilometreye ulaşmak. Rolls-Royce’nin ACCEL projesinin lideri Matheu Parr sorularımı şöyle cevapladı:



Rolls-Royce’un ilk elektrikli uçağının ardındaki hikâye ve projenin hedefleri nedir?

Sürdürülebilir gelecek yaratma konusunda, dünyanın önde gelen endüstriyel teknoloji şirketlerinden biri olarak, önemli bir görev üstlendiğimize inanıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, toplum ve çevre üzerindeki etkilerimizi anlama üzerine şekilleniyor. Sürdürülebilir bir geleceğe yönelik yapabileceğimiz en önemli katkı, ürün portföyümüzün karbon etkisini azaltarak, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin sıfır karbonlu geleceğe geçiş sürecini hızlandırmak olacak. Dünyanın en hızlı ve tamamen elektrikli uçağını geliştirmek, stratejik planımızın önemli bir halkasını oluşturuyor. Bu uçak, 2018 yılında Farnborough Air Show’da lansmanı yapılan “Accelerating the Electrification of Flight” yani ACCEL adlı girişimimizin bir parçası olarak hayata geçiriliyor.

Yazının Devamını Oku

Salgın pilotları paslandırdı

Dünyanın birçok yerinde yüzlerce pilot aylarca uçmadı. Şimdi kısmi toparlanma ile pilotlar işe çağırılıyor. Ama öyle döner dönmez uçmaları mümkün değil. Onları bekleyen bir dizi eğitim var. Şu anda pilot eğitiminde önemli bir yeri olan simülatör eğitimleri için birçok merkezde randevular dolu. Bu yüzden bazı ülkelerde pilotlar uçmak istese de beklemek zorundalar.

Kimi aylarca uçmadı. Kimi işsiz kaldı. Kimi 12 ay boyunca zorunlu izin yaptı. Yeniden uçmaya başlamadan önce verilen yoğun eğitimler normal yenileme eğitimlerin farklı oldu. Daha ağır ve kapsamlı eğitimler uygulanmaya başlandı. Bir bakıma binlerce pilot şimdi yeniden uçmaya hazırlanıyor. Bu hazırlık döneminde havayolu şirketlerine, uçuş eğitim merkezlerine çok ciddi iş düşüyor. Salgından psikolojik olarak etkilenme dışında maddi etkilerle de daha fazla sıkıntıya düşen pilotlar şimdilerde kendilerini toparlamaya çalışıyorlar. Bu durum pilotlar arasında ciddi dikkat dağınıklığına da yol açıyor. New York Times için Londra’dan yazılar yazan Ceylan Yeğinsu, bu konuda geniş bir değerlendirme yapmış. Makalesine de aynen şöyle başlıyor:



HATALAR YAPILDI

“Havayolları hizmeti hızlandırdıkça, izin verilen veya işten çıkarılmış pilotların, kokpite geri dönmeden önce kontrol kulesi ile uğraşmaktan ‘volkanik kül’ senaryolarına kadar her konuda yeniden eğitilmesi gerekiyor. İşe geri dönen bir pilot, iniş sırasında bir uçağın kontrolünü kaybetti ve pistten bir hendeğe kaydı. Daha yeni dönen bir diğeri, soğuk havalarda tehlikeleri önlemek için tasarlanmış kritik bir buzlanma önleme sistemini etkinleştirmeyi unuttu. Diğerleri, dikkat dağınıklığına ve iletişimdeki kesintilere atfedilen yanlış irtifalarda uçtu. Geçtiğimiz yıl boyunca farklı süreler boyunca boşta olan çok sayıda pilotu yeniden eğitme süreci karmaşık ve zorludur. Havacılık uzmanlarının söylediği gibi ‘herkese uyan tek bir beden’ eğitim modeli yoktur. Tipik olarak pilotlar, ne kadar süredir boşta kaldıklarına bağlı olarak çeşitli eğitimler alırlar. Simülatör oturumlarında, olumsuz hava koşullarında olanlar da dahil olmak üzere farklı türde iniş ve kalkışlar gerçekleştirmeleri ve acil durumlar için alıştırma yapmaları istenecektir. Havayolları ayrıca geleneksel eğitim programlarına ek katmanlar ekliyor ve bazı pilotların havacılık zihniyetine geri dönmelerine yardımcı olmak için yer derslerine geri dönmelerini istiyor.”

DOKTORLUK GİBİ

Yazının Devamını Oku

New York kendine geliyor

Koronavirüs New York’u öyle bir vurmuş ki, bir türlü toparlanamıyordu. Yüksek aşılama sayesinde birkaç gündür kentte hareket aşlamış. Ama çoğu yer hâlâ kapalı. Otellerin açık olanları birkaç katını çalıştırıyorlar. Diğer katlar kapalı. Lokantalar, kafeler açılmışlar ama önceki müşterilerinin dörtte birini bile yakalayamıyorlar. Kentin havası hâlâ puslu. Canlanma için yarın çok uzak değil ama yakın görünmüyor.

Abartmayacağım ama bir kentin küllerinden yeniden doğmaya çalıştığını gördüm. 11 Eylül, İkiz Kuleler’e saldırıda da New York’daydım. Birkaç ayda kent toparlandı. Ama şimdi öyle değil. Caddeler yeni hareketleniyor. Pandemide sokaklar, kaldırım taşları, trafik ışıkları uzun günler, haftalar aylar dinlenmişler. Hala yollarda o eski trafik yok. Kalabalıklar yok. Bu yüzden New York sakinleri kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye başlamışlar.

Kentin sesinin parçası olan ambulanslar itfaiyeler eskisi gibi her dakika bağrışarak geçmiyorlar. Pandemi de çok can kaybı yaşanmış, hastanelik olanlar taşınmış. Ama şimdilerde çok insan evlerinde. Evde olanlar öyle ocağın altını yanık bırakıp bir yere çıkmadıkları için ev yangınları da azalmış. İtfaiyenin vahşi sirenleri bu yüzden yok. Ambulanslara da eskisi kadar fazla iş düşmüyor.



OTELLER KAPALI

Zenginlik şehrinin siniri bozulmuş. Devasa marka otellerin bazıları hiç açılmamış, bazıları ise birkaç katı açmışlar. Restoranlar ve kafeler açılmak için acele etmişler ama dolulukları çok düşük. Central Park bile insanlarını bekliyor. Mağazalara girdiğinizde stoklar çok azalmış. Belli ki yeni mal almıyorlar. Bir gömlek almak istedim, kaç dükkan gezdim ama bir çırpıda medium beden bulamadım. Bazı mağazaların hala bazı bölümleri kapalı tutuluyor.

Yazının Devamını Oku

Tek çare milli muharebe uçağı

Ekonomik olarak en geride kalan ülkeler dahi mutlaka savaş uçağı alıyor. Yemelerinden içmelerinden kesilerek alınan bu savaş uçaklarıyla satın alındıkları ülkelere uzun yıllar bağımlı kalıyorlar. Yedek parçadan pilot-teknisyen eğitimine, yazılıma kadar sürekli avuç dolusu para harcanıyor. Kendi savaş uçağınızı yapamadığınız sürece yakayı kaptırıyorsunuz. Türkiye de bu yönde attığı adımlarla dikkat çekiyor...

KARADA ya da denizde yapılan savaşlar mutlaka hava desteği ile desteklenmek zorunda. Hava sahalarını mutlaka korumak istiyen ülkelerin savaş güçlerinin en yeni ve en iyi savaş uçaklarına olmaları gerekiyor. Yani silahlarla donatılmış güçlü motorları olan ve gizli yetenekleri ile öne çıkan 5’inci nesil savaş uçakları sıralamada önde yer alıyor. Hava sahasını korumak isteyen her ülke, hava kuvvetleri filosunda en yeni ve en iyi savaş uçaklarına sahip olmalıdır. Şu anda, en yeni silahları, güçlü motorları ve gizli yetenekleri ile 5. nesil savaş uçakları en gelişmiş olanlar. Birçok ülke altıncı nesil savaş uçağı geliştirmek için çalışmalar yapıyor.

BELKEMİĞİ KONUMUNDA

Hali hazırda birçok ülke tarafından 6. nesil savaş uçakları geliştirmeye başlarken, dördüncü nesil savaş uçakları dünyada hava kuvvetlerinin çoğunluğunun belkemiği olmaya devam ediyor. Dördüncü nesil savaş uçakları, modern savaş alanında etkili bir savaş gücü haline getirmek için yeni teknolojiyle yükseltilebilir. Bu uçaklar genellikle 4+ veya 4++ nesil savaş jetleri olarak adlandırılır. Motor gücü, gelişmiş silah sistemleri yüksek performanslı avionikleri, ileri düzeyde uçuş kontrol ekipmanları, düşman radarlarına görünmeme gibi yetenekleri en iyi savaş uçakları sıralamasının ana başlıklarını oluşturuyor.

BAYRAK HEYECANI

Uzun yıllar önce Singapur Havacılık fuarında F35 uçağının kokpit mock-up’ına bindim. Gövde altına doğru projeye katılan ülkelerin bayrakları vardı. Türk Bayrağı’nı görünce de çok heyecanlanmıştım. Nerden nereye. Uçak yapıldı, biz projeye katkı olarak vermemiz gereken paraları ödedik. Türk Bayraklı olarak teslime hazırlanan uçakları da gördük. Ama ABD uçakları vermedi. Türkiye hala üstün kalitede birçok parçayı bu uçak için üretiyor, henüz bu durdurulmadı. Tanesi 100 milyon doların üstünde olan uçaklar için sanırım ölüp bitmiyoruz. Türkiye bir yolcu uçağı yapmak yerine beşinci nesil ve belki daha fazlası kendi savaş uçağını MMU’yu gerçekleştirmek için çaba harcıyor.

HAREKET KABİLİYETİ

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir bu projenin en sıkı takipçisi. Geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Türkiye’nin dahi çocuğu İHA ve SİHA yapımcısı Selçuk Bayraktar’a katılıyorum. Tam olarak böyle olmasa da çok benzeri bir cümle ile, “Verilmemesi belki de daha iyi olur” dedi. Çok haklı, o uçağı aldığınızda yazılımı size belli noktalar arasında sınırlı hareket kabiliyeti veriyor. Öyle çok başınızın sıkıştığı bir çok yerde kullanamıyorsunuz. Ruslardan yeni nesil savaş uçağı alalım dedik. Kendi milli yazılımımızı yüklemek istedik. Onlardan da ‘hayır’ cevabı geldi. Tek çare hızlı şekilde Milli Muharebe uçağımızı yapmak. Dünyanın dört bir yanındaki Türk mühendislerinden yararlanmak. Parayı pulu düşünmeden bu işi yapmak gerekiyor. Belirlenen tarihten bir yıl önce bile uçurulsa bütün dünyanın radarları üzerimize döner.

İŞTE EN GELİŞMİŞ 5 SAVAŞ UÇAĞI

Yazının Devamını Oku

Havadaki penthouse

Fransız uçak imalatçısı Dassault dünyayı şaşkınlığa uğratan bir sürpriz yaptı. Yeni imalatına başladığı geniş gövdeli 6X uçağını uzatıp menzilini arttırarak bir uçak açıklayacak sanıyordum. Ama birden yep-yeni, görülmemiş genişlikte bir gövde, yüksek hızlı, ultra uzun menzilli bir uçak çıkıverdi ortaya. İçinde duştan mükemmel büyük bir yatağa kadar her şey olan uçak ‘Havadaki penthouse’ sloganı ile tanıtıldı. 2025 yılında müşterilerle buluşacak uçağın fiyatı tahminlere göre 75 milyon dolar civarında olacak.

Savaş uçakları ve iş jetleri ile ünlü Dassault firması havacılık dünyasını şaşkına çevirdi. Tam bir gizlilikle hazırlanan yeni iş jetini açıklayınca dünyadaki en iyi, en büyük iş jetleri sıralaması yıkıldı. Ve Falcon 10X adıyla doğacak uçak bütün zamanların en büyüğü ve gelişmişi olarak tepeye yerleşti. Airbus ve Boeing’in yaptığı iş jetlerini saymasak, ki onlar yolcu uçakları gövdelerinden yapılıyor, o uçaklara bu kadar yaklaşan yeni bir uçak hiç gündemde yoktu.



KOCA BİR YATAK

51 bin feet (17 bin metre) yüksekliğe çıkabilen uçak saatte 1.133 km gibi bir sürate sahip. Gövdesinin içeriden yüksekliği 2.03 metre, genişliği 2.77 metre. Rakiplerinin en büyüğünden 20 cm daha geniş. İçeriden uzunluğu 16 metreden fazla. Yani neredeyse bir evin salonu kadar bir yerde uçulacak. Üstelik uçakta mükemmel bir duş var. Yatak, queen size yani kraliçe boyutunda. Koca bir yatak var. Uçağın sessizliği inanılmaz ve 41 bin feet (yaklaşık 13 bin 500 metre) yükseklikte bile yerden bin metre yüksekteki gibi basınca maruz kalıyorsunuz. Bu da 13-14 saat uçsanız bile hiç yorulmadan uçaktan inmenizi sağlıyor. İçerideki hava yüzde yüz saf hava. Böylesini yeryüzünde bulmak mümkün değil. Uçağın toplam 38 penceresi var. İçerisi gün ışığına doyuyor. Pencerelerin büyüklüğü öyle fazla ki aşağı ya da bir yöne bakarken gördükleriniz kadrajlanmıyor.

Yazının Devamını Oku

İlk 'Beyaz Balina' emekli oldu

Airbus’ın fabrikalar ile tedarikçiler arasında dev uçak parçalarını taşıyan uçağının adı Beyaz Balina. İlk yapılan uçak yıllarca yüzlerce uçağın parçasını taşıdı. Ama artık yoruldu ve emekliye ayrıldı. Şişkin gövdeli uçak hacimli parçaları taşımak için zaman zaman Ankara’da TAI tesislerine de geldi. Şimdi o BelugaST emekli, bir kenara itilmedi tabii. Ama ne yapılacağı henüz bilinmiyor.

Fransa’nın Toulouse kentinde Airbus fabrikalarının apronunda ilk gördüğümde şaşkınlık içinde kalmıştım. Zeplin gibi şişme bir uçak bir kenarda duruyordu. Ağzı açılmış içinden devasa uçak parçaları indiriliyordu. Şaşkınlığımı size anlatamam. Sonra yanına gittim. Ben gittikçe o büyüdü. Dokunabildiğimde sadece birkaç metrelik alanı görebiliyordum. Başımın üzerinde bir apartman gibi yükseliyordu. Tırmanıp içine girdim. Koca bir boşluk. Hiçbir kargo uçağının içi bu kadar heybetli değildi. Sanırım 1996 yılıydı. Beyaz Balina (Beluga ST)-(Super Transporter- Süper taşıyıcı) ilk uçuşunu aslında 13 Eylül 1994 yılında yapmıştı. Büyük ebatlı, hacimli bir kargo taşımacılığı için yapılmıştı. Avrupa’nın farklı noktalarından Airbus’ın üretim merkezleri arasında mekik dokuyordu.



A300-600’DEN GELİŞTİRİLDİ

Airbus tasarımcıları, mühendisleri başarı ile uçan A300-600 uçağını şişirmişlerdi. Bir balon gibi şişmişti. Heybeti Zeplin’e yaklaşmıştı. A300-600ST, doğrudan Airbus A300-600R’den türetilen Airbus Industrie uçak ailesinin bir üyesi olmuştu. 25 Ekim 1995’te DGAC’den sertifikasını aldı. Olağanüstü özellikleri ile ağır ve hacimli kargo yüklerini taşımayı mümkün kılan Airbus Super Transporter (süper taşıyıcı), 47 tonluk kargo kapasitesi ile mevcut herhangi bir uçağa göre en geniş yük bölmesine sahip. Maksimum kalkış ağırlığında menzili 1.667 km ve 47 ton yük taşıyabiliyor. 40 ton yük ile menzili 2.779 km’ye çıkıyor. 26 ton yük ile menzili 4.632 km’ye kadar artıyor. Ağırlıktan çok hacimli uçak parçalarını taşıması için yapılan ilk uçak yıllarca Airbus merkezleri ve tedarikçileri arasında mekik dokudu. Yoruldu ve özel bir törenle emekliye ayrıldı. Ama diğer imal edilen BelugaST uçakları uçmaya devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Birbirimizi görmeden uçacağız

Pandeminin etkisiyle havayolu yolcuları çok daha fazla sıkıntılı olmaya başladı. Kimsenin, yanındaki yolcuya tahammülü yok. Kabin tasarımcıları da bunun farkında. Şirketler her yolcuya bir özel alan oluşturabilmek için sınırları zorluyor. Yeni koltuklar ciddi bir rekabet oluşturabilir.

KORONAVİRÜS salgının getirdiği korku uçak koltuklarının yeniden tasarlanmasını da zorunlu yapıyor. Tasarım şirketleri yolcuların birbirinin yüzlerini görmeden uçmaya razı olduklarını ileri sürerek çalışmalar yapıyorlar. Öksürme-aksırma, yemek yeme gibi durumlarda yolcuların birbirlerinin yüzüne bakmamak için yaptıkları davranışlar uçak içi tasarımcılarının ana hareket noktası oldu. Business sınıfı koltukların oluşturulmasında çok büyük sorun görünmüyor. Genellikle iş seyahati yapanların zaten uçak yolculuklarında koltuklarını kendi süitleri olarak hissetmeleri ve çevreden enterne bir bicimde uçmak istemeleri biliniyor. Son yıllarda B787 ya da Airbus 350 uçaklarının Business sınıflarındaki koltuk tasarımları hep böyle yapıldı. Türk Hava Yolları’nın hem B787 hem de A350 uçaklarındaki Business koltukları başta klostrofobik gibi görünse de pandemi döneminde yolcuların beğenisini kazandı.

EKONOMİDE İŞ ZOR

Yeni kabin tasarımlarının yolcu güvenini kazanmada önemli bir faktör olacağı fikri, ekonomi sınıfı koltuklar içinde yeni tasarımları öne çıkarmaya başladı. Bu konuda ciddi bir rekabet oluşabilir. Tasarımcılar yaptıkları çalışmaları şimdilik gizli tutuyorlar. Ekonomi koltuklarını diyagonal olarak kabinde yerleştirmek oldukça zor. Yapılsa bile koltuk sayısında ciddi bir azaltma gerektiriyor. Tasarımcılar bir koltuktaki yolcuyu yanındakinden izole edebilmek için en fazla baş koyma yerlerinin yanlarını yarım daire şeklinde açarak-genişleterek yolcuların birbirini görmemesi fikrinden yola çıkarak çalışıyorlar. Ancak yan yana 4-5 koltuk diziliminde bu iş için çok sınırlı bir imkan var. Daha geniş koruma yanakları oluşturmak zor. Yapılsa bile acil bir durumda uçaktan tahliyeyi zorlaştırması gündemde. Yine de tasarımın sınırları yok.

Yazının Devamını Oku

PCR test fiyatları yolcuları zorluyor

Bir ülkeye gidiş ve dönüşte yapılan PCR testleri bazen uçak bilet fiyatlarını katlıyor. Dört kişilik bir ailenin yurtdışına gidip gelmesinde verecekleri test parası 500-1000 doları buluyor. Seyahat şirketleri bu yüzden ne yapacaklarını bilemiyorlar. Yolcular neredeyse bilet fiyatlarından önce test ücretlerinin hesabını istiyor.

PCR testleri birçok ülkede sağlık kuruşları için ciddi bir gelir kapısı haline geldi. Ayrıca en fazla 72 saat önce yapılması gereken testler uçak yolculuklarını allak bullak etti. Havalimanlarındaki test kuyrukları çileye döndü. Eyaletlere göre değişmekle birlikte Amerika’da bir test için 200 dolar isteniyor. Bu rakam Dubai’de 100 dolar, Avrupa’nın birçok yerinde 70 Euro, Maldivler’de 200 dolardan aşağı düşmüyor. Bizde 250 TL ile en makul fiyat uygulanıyor. Ama sonucu çok hızlı ve VIP sınıfı isteğiniz olursa 400 TL’ye çıkıyor.



BİN DOLARI BULUYOR

Ucuz bilet bulduk diye sevinen ve yakın bir ülkeye gitme fırsatı bulan 4 kişilik bir ailenin gidiş ve dönüşte verecekleri test parası 500-1000 doları bile buluyor. İngiltere’de yapılan 4 kişilik bir ailenin ucuz biletle Kanarya Adalarına gidip gelmeleri için ödedikleri bilet fiyatı ortalama 1600 sterlin. Ama tatil uçuşu için ödemeleri gereken toplam test ücreti 1400 sterlin civarında.

DAYANILIR GİBİ DEĞİL

Yazının Devamını Oku

Boeing 737 MAX ile uçtum

Birbiri ardına ölümlü kazalar yapmış bir uçağın benzerlerine binerken elbette insanlar tedirgin olurlar. Ama uçağın başına gelenler Boeing’i bana göre daha da güçlendirdi. Dikkatleri çok daha fazla yoğunlaştı. 737 MAX’in adının değiştirilmesi de düşünüldü. Ama sonra vazgeçildi. Tek koridorlu uçakların pandemide şanslarının parladığı bir dönemde MAX’lerin devreye girebilmeleri belki de bir şans oldu.

YOLCULARDAN bazıları hangi uçağa bindiklerini biliyordu. Ama çoğu, daha iki yıl önce ölümle biten kazalara yol açan bir uçağa, Boeing 737 MAX‘e bindiklerinin farkında değildi. Bir panik havası yoktu. Yolcuların çoğunda endişeli bir bakış da yoktu. Bense Boeing 737 MAX-8 uçağının bütün hikayesini biliyordum. Başından büyük sorunlar geçmiş uçakların daha sonraki yıllar çok güvenilir hale getirildiğini de biliyordum. Üstelik bu uçak dünyada en hızlı satış yapmış bir uçaktı. İlk uçuşa tedirgin olmadan gittim. Haftalardır THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün başının etini yedim, ilk uçuş için. Uçak için izin çıkınca yapılan ilk uçuşa katıldım. İstanbul Havalimanından Ankara Esenboğa’ya ve sonra tekrar İstanbul’a çok mutlu bir uçuş yaptık. Türk Hava Yolları’nın elinde toplam 24 adet 737 MAX uçağı var. 12’si İstanbul’da diğerleri ise hazır olarak Boeing Seattle fabrikası apronunda bekliyor.

KALKIŞ ÖNCESİ

Uçağımız TC-LCA havalimanına gittiğimde hazırdı. Uslanmış, yazılım sancıları bitmiş, orada öylece duruyor, yolcularını bekliyordu. Yepyeniydi. İlk geldiği gün gibi tertemiz korunmuştu. İlk uçuşu THY Genel Müdürü Bilal Ekşi ile yaptık. TK 2138 olarak gerçekleştirilen İlk uçuşun ekibi Mesul Kaptan Pilot İlyas Çağlar Koçer, ikinci pilot Çağdaş Efe Balın, kabin ekibi Necim San Baran, Melda Öztekin, Osman İbili, Neslihan Özay’dı. Yanımda THY Basın’dan Selim Türk vardı ve bütün fotoğrafları titizlikle çekti. Kaptanımız ayrıca Boeing 737 tip şefiydi. Yani sistemin bayrağını taşıyordu. Heyecanla kalkışı bekledim. Uzun bir koşudan sonra uçak teker kesti. Mükemmel bir tırmanışla İstanbul Havalimanı’ndan yükselmeye başladık. Uçağın tırmanışı hızlı ve çok güzel bir açı ile gerçekleşti. 8 bin metrenin üzerine çıktık. Saatteki hızımız kısa sürede 800 kilometreyi aştı. Ankara yönüne dönüp, düz bir rota izledik. Bir butona basıp hidrolik olarak yükselen masamı açtım. Hala eğim olduğu için masa bana doğru kayıyordu. Genel Müdür Bilal Ekşi’ye masanın neden durmadığını sordum. Dedi ki, ‘Tam göbek noktasına gelince otomatik duruyor. Gülüştük.

GÜZEL UÇUŞ

Hava sakindi. Kalkıştaki sis aşağıda kalmıştı. Bulutların üzerindeki güneş içimizi aydınlattı. Saat 10.09’da kalkmıştık. Uçakta 84 yolcu vardı. Tam da planlanan saatte Ankara Esenboğa Havalimanı altımıza serildi. Yine güzel bir alçalma ile pist başına indik. Kaptanlarımız zamanında reverse açtı ve zorlamadan uçağımızı durdu. Yolcular mutluydu. 737 MAX uçağı Türk hava sahasında yurtdışında yaşanan kazaların ardından ilk yolculu uçuşta harika bir performans sergilemişti. Sanki o 346 kişinin hayatını kaybettiği iki uçuşun uçağı değildi. Bence şimdi dünyanın en güvenilir uçaklarından biri olmuştu. Ben uçtum, siz de uçun. Gökyüzünün yeniden doğan zarif çelik kuşu sizi güvenle taşıyacaktır.

SÜREKLİ TEST EDİLDİ

Yazının Devamını Oku

10 bin uçak hâlâ yerde

Birçok havayolu her gün yeni uçuşlarla ilgili açıklama yapıyor. Ama bu arada başka uçuşları da iptal etmek zorunda kalıyorlar. Tek koridorlu uçaklar daha fazla uçarken geniş gövdeli uzun menzilli uçakların çoğu yerde. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde.

Havayolu şirketleri ne yapacaklarını bilemez halde. Tam uçuşa başlıyorlar, bakıyorsunuz değil bir hafta sonra ertesi gün o uçuş yasaklanıyor. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde. Uçmuyorlar. Ama bakımları yapılıyor. Zaman zaman değiştirilerek uçuruluyor. 2019 yılında uçan uçakların ancak yüzde 61’i uçuşlarını yapıyor. Bu oran sık sık düşüyor ama artmıyor. Belki yaz aylarında biraz daha artış olabileceği düşünülüyor ama daha uzun süre yerde kalan uçak sayısı azalacağa benzemiyor. Şirketler yerde kalan uçaklarını daha fazla yerde tutup bir bozulma olmaması ve uçuşa elverişlilikleri kaybetmemek için de avuç dolusu bakım parası harcıyorlar.



ZOR DURUMDALAR

Şu sıralarda dünyada toplam uçan uçak sayısı günlük oynamalar göz ardı edilirse toplam 21 bin civarında. Yapılan son araştırmalara göre Kuzey Amerika Merkezli Havayolu şirketlerinin 2 bin 937 uçağı yerde park pozisyonunda bekliyor. Avrupada 3 bin 500’den fazla uçak yerde ve bunların büyük bölümü geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklar. Güney Amerika’da yerde duran uçak sayısı 650, Ortadoğu ve Afrikada ise bu sayı bin 100 civarında. Asya-Pasifik Bölgesinde ise 2 binden fazla uçak uçmuyor. Geniş gövdeli uzun menzilli uçakların yerde kalmasından sonra uçuşları yoğunlaşan dar gövdeli uçakların lideri ise Airbus’un 320 ailesi uçakları oldu. Filosunda ağırlıklı olarak geniş gövdeli uçaklar bulunan havayolu şirketleri ise gerçekten çok zor durumda. Bu tür havayolları, özellikle Asya-Pasifik ülkelerindeki şirketlerin hala filolarının yarısından fazla yerde.

İÇ HATTIN FAYDALARI

Yazının Devamını Oku

Yükselen taleple bilet fiyatları da artacak

Özellikle temmuz ayına doğru yolculuklarda ciddi artışlar bekleniyor. Pandeminin büyük baskısı altında ezilen havayolu şirketleri de fiyatlarını arttırmanın peşine düştü. Daha şimdiden Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde uçak bilet fiyatlarında yüzde 7’lik bir artış gözleniyor. Elbette yolcu arttıkça önce bilet fiyatları, ardından otel fiyatları yükselmeye başladı.

Önümüzdeki aylarda pandemi istenilen derecede yavaşlamasa da havayolu yolculuğunda ciddi artışlar yaşanacak. Hele de ülkelerin aşılama sayılarında hızlı bir yükseliş olursa daha fazla kişi seyahat için harekete geçecek. İşin doğasında var. Uçuş isteği arttıkça fiyatlarda artacak. Şimdiden temmuz ayı için birçok havayolu şirketi önceden ilan ettiği düşük fiyatlardan vazgeçiyor. Uçaklardaki ucuz biletle alınabilecek koltuk sayısı azaltılıyor. Seyahat ücretleri artıyor. Ve artmaya devam edecek. Uçakları, oteller, oto kiralama gibi birçok şirket izleyecek.



ŞİRKETLER DİRENECEK

Bastırılmış seyahat kısıtlamaları daha önceden tatil programı yapmayanları bile harekete geçiriyor. Aylardır zamanın büyük kısmını evlerinde geçirenler, uçak yolculuğu yapmayanlar şimdiden rezervasyon için harekete geçtiler. Pandemi boyunca en güvenilir yolculuğun havayolu yolculuğu olması ve bunun dünyada iyi anlatılması da sistemin hızlı harekete geçme şansı bulmasını sağladı. Öyle 29.99 dolarlık biletleri bence unutun. İlan edilse bile kısa sürede bu fiyattan satışların bittiği duyuruları ile karşılaşacaksınız. Havayolları, havalimanları, seyahat acentaları gibi kuruluşlar milyarlarca liralık zararın altından kalkmak, yeniden iflasla burun buruna gelmemek için fiyat artışlarında direnecekler.

ERKEN Mİ ALINMALI?

Yazının Devamını Oku

Başkanın sigortası

Geçen hafta THY’nin yeniden yönetim ve icra kurulu başkanı seçilen İlker Aycı, 2018’de kargonun yıldız olacağından bahsediyordu. Geçmişte sigortacı olan başkan İlker Aycı, pandemi sürecinde kargo ile şirketin bir tür sigortasını yapmış oldu aslında. Kasadaki nakiti de harcamayarak zor zamanların sigortası için tuttu.

İlk kez yıllar önce İstanbul-San Francisco uçuşunda tanıdım İlker Aycı’yı. Hiperaktif bir insandı. Kendi kendime ‘tamam’ dedim, şirketteki pusuların üzerinden kolayca atlar. Sonra sigorta tecrübesini öğrendim. O zaman da sistemin sigortasını elinde tutacağına inandım. Sonraki zamanlar iyi dost olduk. Fırsat buldukça sohbetler yaptık.



Geçen sürede başına gelmedik kalmadı. Önce Atatürk Havalimanı bombalandı. Olaydan 5-6 saat sonra THY yeniden operasyonlarına başladı. Ardından daha neler neler. Ülkenin içini acıtan olaylar zincirleme yaşandı. Hele bir de İstanbul Havalimanı’na asrın taşınması. Kamuoyunda çuvallayacaklar denildi ancak bir başarı hikâyesi ortaya çıktı. Son nokta pandemi oldu ve havacılık olduğu gibi yere indi.

EN İYİ ANLAŞMA

İlker Aycı, geçen cuma THY’nin yeniden Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı seçildi. 2018 yılında kargonun yıldızlaşacağından bahsediyordu. Eski sigortacı, kargo ile şirketin bir tür sigortasını yaptı. Kasasındaki nakiti harcamadı. Zor zamanların sigortası için tuttu. Devasa ve bağlayıcı yeni uçak alım anlaşmaları yapılmıştı. Kavga etmeden, kırıp dökmeden fabrikalarla anlaştı. Hatta Boeing’le uçuşları yasaklanan 737 MAX’ler konusunda kullanıcı olarak en iyi anlaşmayı yaptı.

Yazının Devamını Oku