GeriKitap Sanat Yoldaş ve sırdaş tüm kertenkelelere...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yoldaş ve sırdaş tüm kertenkelelere...

Yoldaş ve sırdaş tüm kertenkelelere...
Bülent Emrah Parlak
Abone Olgoogle-news

Oyuncu Bülent Emrah Parlak ilk öykü kitabı ‘Kertenkele Savunması’nda hikâyesini anlattığı her karakterin sağlam bir yoldaşı, iyi bir gözlemcisi ve sessiz tanığı gibi konuşuyor. Hikâyeler hayatın kıyısında köşesinde kalmış detayları, gözden kaçan inceliklerle örülmüş muzip gülümsemeleri saklıyor içinde...

Hepimiz onu oyuncu olarak tanıdık. BKM Mutfak ile hayatımıza girip, hatırı sayılır bir seven kitlesine erişen Bülent Emrah Parlak, oyunculuğu boyunca genellikle seyircisini güldüren bir isim olarak hafızalarımızda yer etti. Derken şimdi başka bir yanıyla karşımıza çıktı. ‘Kertenkele Savunması’ adlı öykü kitabıyla...
‘Kertenkele Savunması ne ola ki” diyecek olanlara bir alıntı: “Kertenkeleler sağlam yoldaşlardır. Yaşlanma korkusuna, yalnızlığa, suçluluk duygusuna, kahramanlık arzusuna, kıskançlığa deva olabilirler. Hatta içinde yaşadığınız toplumla yüzleşirken şahit yazabilirsiniz bir kertenkeleyi. Bazen de hiç yaşanmamış bir maziden hikâyeler anlatırken avutur gibi yapıp incitiverirler kalbinizi. Kertenkelelerden ayırmayın gözünüzü.”
Parlak, altı hikâyeden oluşan bu kitabın kertenkeleliğine soyunmuş gibi görünüyor. Böyle söyleyince tuhaf oldu biraz, lakin tıpkı savunma metninde olduğu gibi, kitabında hikâyesini anlattığı her karakterin sağlam bir yoldaşı, iyi bir gözlemcisi ve sessiz tanığı gibi konuşuyor. Her biri birbirinden bağımsız bu hikâyelerin doğrudan bir ortaklıkları yok lakin hepsi hayatın kıyısında köşesinde kalmış detaylar, gözden kaçan inceliklerle örülmüş muzip gülümsemeler saklıyor içinde. Bir tür ‘gözden kaçan, ıskalanan hayatlar anlatısı’ gibi anlaşılmasın bu cümle. Edebiyatta görece aşina olduğumuz anlatılmayanın hikâyesini anlatmaktan ziyade, sahiden göz ardı edilen, arada derede kalmış, akla gelmeyecek hikâyelere yöneliyor kitap. Muzipliği buradan geliyor. Bir bakıma yoldaşlığı da.
İlk hikâye ‘Kod Adı: Kadriye Hanım’, başkahramanı Kadriye Hanım’ın gözlerine çektiği kalemle açılıyor. Gündelik yaşantısının sıradanlığı içinde, bangır bangır dinmek bilmeyen iç sesiyle hareket eden Kadriye Hanım’ın eski aşkları, yeni sevdaları, eczacısı, minibüsçüsü derken hayatına girip çıkan, bir görünüp bir kaybolan herkese verecek cevabı var elbet. Dışarıdan bakıldığında hiçbirimizden farkı yok gibi, düşününce içeriden bakınca da hiçbirimizden farkı yok Kadriye Hanım’ın. Hal böyle olunca o tanıdıklık alıp götürüyor hikâyeyi. Haklının-haksızın olmadığı ‘Kod Adı: Kadriye Hanım’, kahramanının gündelik başkaldırı ve sıkıntılarına ortak olurken bir yandan da bu tanıdıklık hissinden alıyor gücünü.
İkinci hikâye ‘100’lük’, bir 100’lüğün hikâyesi. Altı tane 0 atıldıktan sonra bankada basılan ilk 100’lük mevzubahis burada. Bir başkahraman için hayli alışılmadık. Hani şarkıda diyor ya “Belki benim param döne dolaşa senin cebine girmiştir” diye. ‘100’lük’ de öyle; bankamatikten çıktıktan sonra hangi elden hangi ele geçmiyor ki... Sadece eller ile kalsa iyi...
Üçüncü öyküde Selin ile Taner’in yolculuğuna tanık oluyoruz. Hikâye adını yolun adresi olan ‘Yakarca’dan almış. Bir ilişkinin kendi içinde düştüğü komik ve bazen de çaresiz durumlar bir yol üstünden anlatılıyor.
‘Masal Mahkemesi’, arzularına yenik düşen Rapunzel’den komünizmin neferine dönüşen Ağustosböceği ile Karınca’ya türlü türlü masal kahramanının yargı önünde işlediği suçlara odaklanıyor. ‘Orospu Müjde’ konservatuvarda okuyan Müjde’nin kariyerine başarılı bir oyuncu olmak sevdasıyla başlamışken kendisini bulduğu kerhaneden bir üçüncü sayfa haberine evrilen trajikomik hikâyesini, ‘Çapkın’ ise adı gibi çapkın bir maymunun hüzünlü denebilecek yaşantısını bir çırpıda anlatıyor.
Parlak’ın henüz tanıştığımız bu yeni yüzü, başta da söylediğimiz gibi aşina olduğumuz türden değil; hayata, insanlara, yaşamın içinde olup bitenlere farklı bir yerden bakıyor. Gölgeli ve gizemli bir havadansa daha aydınlık, daha eğlenceli bir yolu seçmiş. Bunu yaparken hikâyelerine küçük çentiklerle hüzünler yerleştirse de kitabın sonunda okuruna kalan duygu daha ziyade büyük bir gülümseme oluyor. Bir yanıyla da görülmeyeni görmeye teşvik ediyor.

KERTENKELE SAVUNMASI  Yoldaş ve sırdaş tüm kertenkelelere...
Bülent Emrah Parlak
Doğan Kitap, 2020
192 sayfa, 28 TL.

False