Yinelemeye, aynılaşmaya, aynılığa HAYIR!

Güncelleme Tarihi:

Yinelemeye, aynılaşmaya, aynılığa HAYIR
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 16, 2020 22:31

‘Dar Zamanlar Üçlemesi’nin son kitabı ‘Hayır’ın kahramanı Aysel Dereli, askeri darbeden sonra kaleme aldığı yazısını şöyle bitirir: “Her durumda özgür kimliğimizi koruyabilmek ancak edimle söylenebilecek şu iki sözcüğe bağlı: Yinelemeye hayır. Aynılaşmaya hayır, aynılığa hayır.” Bu cümleler aslında 91 yaşında hayata veda eden Adalet Ağaoğlu’nun edebiyat anlayışının ve dünya görüşünün ifadesidir. Böyle bir fikriyattan hareketle Ağaoğlu, uzun ve parlak yazarlık kariyerinde farklı konulara değinmiş, farklı anlatım olanaklarını denemiş ve romanımıza farklı bir boyut kazandırmıştır.

Haberin Devamı

Adalet Ağaoğlu’yla okur olarak tanışıklığım ‘Bir Düğün Gecesi’ (1979) romanı sayesindedir. 12 Eylül darbesinden birkaç hafta sonraydı. ODTÜ yurtlarında, bir gece vakti elime aldığım romanı sabaha kadar bitirmiştim. O unutulmaz “İntihar etmeyeceksek içelim bari!” repliğiyle başlayan romanda, 12 Mart darbesi sürecinden insan manzaraları sergileniyordu. Ne var ki tipik bir 12 Mart romanı değildi ‘Bir Düğün Gecesi’. Nitekim Adalet Ağaoğlu da üçlemesindeki amacının Cumhuriyet tarihinin geniş bir panoramasını çizmek olduğunu, roman karakterlerinin 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın ya da 12 Eylül’ün içine doğmadıklarını vurgulamış ve bu tarihi dönemlerin zorunlu olarak -birer vaka olmaları nedeniyle- metne yerleştiklerini söylemişti.
‘Ölmeye Yatmak’ (1973), ‘Bir Düğün Gecesi’ (1979) ve ‘Hayır’dan (1987) oluşan ‘Dar Zamanlar Üçlemesi’nin ilk iki kitabı Ağaoğlu’nun başyapıtlarıdır ve gerçekten de Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimler, söz konusu değişimlere paralel olarak bireyin yaşadığı sıkıntılar işlenmiştir. Üç romanında döne döne aydın kadının özgürleşme sürecinin sınırlarını çizer Ağaoğlu. Buna bağlı olarak kadın cinselliğinin bireysel ve toplumsal boyutunu tartışmaya açar. Mesela ‘Dar Zamanlar’ın kahramanı Aysel’in bir öğrencisiyle yaşadığı cinsel ilişki sonrası girdiği bunalım, ilkokullardaki müsamerelerle, toplumsal baskılarla şekillenmiş kadın kimliğinden kaynaklanır. Zira, hayatta farklı renkler, adını tam koyamadığı özgürlükler peşinde olan kadınlar damgalanma, dışlanma ya da sindirilme ikilemiyle karşı karşıyadır.

Haberin Devamı

KADIN MERKEZLİ RADİKAL BAKIŞ
70’li yıllarda Sevgi Soysal, Leylâ Erbil, Tomris Uyar, Füruzan ve Adalet Ağaoğlu gibi kadın yazarlar romanımıza yeni temalar kazandırdı. Kadını merkezine koyan radikal bakış açısı, Türk romanı için kuşkusuz önemli bir yenilikti. Ancak bu yazarlar aynı zamanda yeni anlatım biçimleri arayışına da girmişlerdi. ‘Ölmeye Yatmak’ ve ‘Bir Düğün Gecesi’ -içeriği ve biçimi kapsayacak şekilde- işte bu arayışın ve hesaplaşmanın romanlarıdır.
Adalet Ağaoğlu’nun romanlarında biçim ve içerik o denli birbirine bağlıdır ki, birinden bahsederken zorunlu olarak diğerinden de söz etmek kaçınılmaz. Her ayrıntının, her karakterin bir anlamı, temsiliyetini yüklendiği bir toplumsal aidiyeti vardır ki, böylece metnin içeriği/ideolojisi metnin biçimsel özelliklerine sıkı sıkıya bağlanır. Karakterlerin, ayrıntıların ve olayın sembollere dönüşmesinin dışında, bakış açısı ve anlatım tekniği de içeriği destekleyici özellikler taşır. Ağaoğlu olayları dışarıdan anlatan üçüncü tekil şahsı devreden çıkarmış, bunun yerine karşılıklı konuşmalara, ama iç monologlar biçiminde yapılan, sessiz diyaloglar olarak süren konuşmalara ağırlık vermiştir. Sık rastlanmayan bu anlatım tekniğini Berna Moran, ‘Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış’ adlı incelemesinde, “Bağımsız iç konuşma” olarak adlandıracaktır.

Haberin Devamı

HAYALLERİ BOL BİR ENAYİ
Diğer romanları -’Fikrimin İnce Gülü’ (1976), ‘Yazsonu’ (1980), ‘Üç Beş Kişi’ (1984), ‘Göç Temizliği’ (1985), ‘Ruh Üşümesi’ (1991) ve ‘Romantik Bir Viyana Yazı’ (1993)- da göz önüne alındığında, Ağaoğlu’nun konu ve anlatım çeşitliliği daha iyi anlaşılacaktır. Türkiye tarihinin farklı dönemlerini ele alan yapıtları bir araya geldiğinde geniş bir ülke ve toplum panoraması çıkar ortaya.
Ağaoğlu’nun roman kahramanları somut bir tarihte ve toplumda kendi hayatlarını yaşarlar ancak “Kendi keyiflerine göre kendileri tarafından seçilmiş koşullarda değil”; bu hayat geçmiş kuşakların mirasıdır, onların kültürüyle, zihniyet biçimleriyle, ahlakıyla ve kurumlarıyla biçimlenmiştir. Belli bir dönemi anlatmaz ama yaşananlara o tarihsel dönemin karakteristiği sinmiştir. Hissederiz.
1993’teki ‘Romantik Bir Viyana Yazı’ndan sonra romana ara veren Ağaoğlu, 2007’te yaşlı bir adamın hatıraları biçiminde kurguladığı ‘Dert Dinleme Uzmanı’yla romana geri dönmüştü. “Hayalleri bol bir enayinin” diyen, yaşadığı hayattan duyduğu hayal kırıklığını anlatan hikayesi nedeniyle ‘bir vasiyet roman’ olduğunu düşünmüştüm. Zira roman kahramanının belleğinde geniş bir zaman diliminde dolaşmış, siyasi/toplumsal tarihle birey arasındaki çatışmaya yer vermiş ve bir tarafına kendisini oturttuğu cephesi geniş bir hesaplaşmaya girişmişti. Kimi zaman kendi metinlerine, kimi zaman gerçek olay ve şahıslara göndermeler yapan Ağaoğlu, postmodern anlatımın olanaklarından da yararlanarak kurmaca bir hikâyenin içinden hem hayata hem edebiyata, biraz da edebiyat âlemine tavır almıştı.

Haberin Devamı

Ne anlattığı kadar nasıl anlatacağını da mesele eden bir yazardı. Çok fiilli ve çok zamanlı bir romanı nasıl bir dille anlatacağını, hikâyeyi nasıl kurgulayacağını çok iyi biliyordu. ‘Dert Dinleme Uzmanı’ da böyle bir anlayışın ve ustalık döneminin ürünüydü. Çağrışımlar, sonradan yazılmış anıların muğlaklığı, yavaş yavaş tadına varılan dille sağlamıştı kahramanın nefretinin ötesindeki anlamlara açılmayı.
Bir söyleşisinde “‘Romantik Bir Viyana Yazı’nda ben yeni bir şeye atladım, geleceği gördüm, geleceğin toplumlarını; veba ve karnavalı bugünkü veba ve karnavalımıza bağladım” demişti. ‘Dert Dinleme Uzmanı’nda buna benzer ifadeler, kendisini çağrıştıran bir roman kişisinin ağzından duyulacaktır; “Nedir bu dünyanın hali böyle? Yok çokulusluluk, yok çokkültürlülük; bütün dünya, bütün insanlık için tek memleket olacak özlemleri birer hayalden ibaret işte. Geleceğin hayatı en rezilane ayrılıkların daha da beterleşeceği bir hayat olacak. Çok yazık.”

Haberin Devamı

Adalet Ağaoğlu
1929’da Ankara Nallıhan’da doğdu. İlköğrenimini burada tamamladıktan sonra 1938’de ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti. Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi’nde tamamladı. Daha bu yıllarda, dönemin aşk romanlarından etkilenerek kendisi de roman denemeleri yapıyordu. Ancak edebiyat dünyasına girişi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenciyken Ulus gazetesine yazdığı tiyatro eleştirisi yazılarıyla oldu. 1948-50 yılları arasında Kaynak dergisinde şiirleri de yayımlandı. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra TRT’ye girdi ve Ankara Radyosu’nda göreve başladığı yıl ilk radyo oyunu ’Aşk Şarkısı’nı yazdı. TRT’nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle 1970’te istifa eden sanatçı, o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı.
İlk romanı ‘Ölmeye Yatmak’ 1973’te yayımlandı ve büyük beğeni topladı. İkinci romanı ‘Fikrimin İnce Gülü’ (1976), 12 Eylül darbesinden sonra ‘Askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif’ suçlamasıyla toplatıldı. 1975’te ‘Yüksek Gerilim’le Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, 1979’da çıkan romanı ‘Bir Düğün Gecesi’yle ise Orhan Kemal Roman Armağanı dahil pek çok ödül kazandı. Uzun bir ara verdiği roman yazımına 2014 yılında ‘Dert Dinleme Uzmanı’yla geri dönen, 2019’da ise öykü kitabı ‘Düşme Korkusu’nu çıkaran Ağaoğlu, uzun ve başarılı edebiyat kariyeriyle 1997’de Aydın Doğan Ödülü’ne, 2018’de Erdal Öz Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüştü.

Haberin Devamı

Romanları:
Ölmeye Yatmak (1973), Fikrimin İnce Gülü (1976), Bir Düğün Gecesi (1979), Yaz Sonu (1980), Üç Beş Kişi(1984), Göç Temizliği(1985), Hayır (1987), Ruh Üşümesi (1991), Romantik Bir Viyana Yazı (1993), Dert Dinleme Uzmanı 2014

Öyküleri:
Yüksek Gerilim (1974), Sessizliğin İlk Sesi (1978), Hadi Gidelim (1982), Hayatı Savunma Biçimleri (1998), Düşme Korkusu (2019)

Oyunları:
Evcilik Oyunu (1963), Çatıdaki Çatlak (1964), Tombala (1967), Sınırlarda (1969), Üç Oyun (1973), Kendini Yazan Şarkı (1976), Çok Uzak-Fazla Yakın (1990), Duvar Öyküsü (1992), Fikrimin İnce Gülü - 1996, Çağımızın Tellalı (2011)

Denemeleri: Geçerken (1986), Gece Hayatım (1991)

Mektup: Mektuplaşmalar (Mehmet Baydur ile birlikte) 2005 

Anı: Göç Temizliği 1985, Gece Hayatım 1991

Günce: Damla Damla Günler 2004, Damla Damla Günler I-II-III 2007 

Seçki: Seçmeler (Kendi Seçtikleri) Ekim 1993

Ödülleri:

1974- TDK Tiyatro Ödülü

1975- Sait Faik Hikâye Armağanı, Yüksek Gerilim ile

1979- Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile

1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Fazla Yakın ile

1992- Lebon Kültür Merkezi (Lebon Cinema Clup) Edebiyat Ödülü, Ruh Üşümesi ile

1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile

2018- Erdal Öz Edebiyat Ödülü

 

 

BAKMADAN GEÇME!