Yaşamaz bir başına yaşayan hiçbir şey...

Güncelleme Tarihi:

Yaşamaz bir başına yaşayan hiçbir şey...
Oluşturulma Tarihi: Ekim 14, 2022 10:48

İngiliz şair, gravürcü ve ressam William Blake’in ‘Vahiy Kitapları’nda kutsal metinlerden çıkmışçasına karşılaştığımız mısralar, ‘insanın özündeki yaratıcı hayal gücüne vurguda bulunurken’ çizgi ile resim arasında, göz ile kalp arasında mekik dokur.

Haberin Devamı

“Değil mi ki, yaşayan hiçbir şey/ Yaşamaz sadece kendisi için yahut tek başına”. ‘Vahiy Kitapları’ adını taşıyan bir eserde böylesi mısralarla karşılaşınca şaşırmayız. İlahi olan, hayat taşıyan her varlıkta şiirsel olarak böyle tecelli etmekle kalmaz, şairin duyuş evrenini de gösterir. ‘İngiliz şair, gravürcü ve ressam William Blake’, mistik anlayışın çerçevesini çizerken yaşamsal birliği de işaretler. Bu görüşe göre kâinatta hiçbir şey hem yalnız değildir hem de sebepsiz yere var olmamıştır. Kaan H. Ökten çevirisi ile okurla buluşan ‘Vahiy Kitapları’nda kutsal metinlerden çıkmışçasına karşılaştığımız mısralar, ‘insanın özündeki yaratıcı hayal gücüne vurguda bulunurken’ çizgi ile resim arasında, göz ile kalp arasında mekik dokur. Arada yükselen ‘neşideler’ ilahi boyut kazanır. Ayrıca görsel dil ile şiir birbirine ilham verip destekler.
Ve kapalı, karanlık bir mistisizm değil Blake’teki. Açık, öncü, Ökten’in deyişiyle ‘devrimci’dir. Nitekim, ‘Albion’un Kızlarının Görüleri’nde, kadın cinselliğini, tabiatın yaratıcı bir vasfı diye de yorumlar. ‘Göz, kulak, ağız ve ten’i aşan bir sevme gerekçesi sunar. ‘Kurdun kemirdiği meyvenin en tatlı’ oluşundan dem vurur. Ayrıca bir şairin resimle düşünmesi nasıl olur? İlkin şiiri görsel olarak mı duyar? Kelimeler, dizeler sonradan mı gelir? Görsel olandan çıkarak metne, şiirsel olandan koyularak resmin detaylarına da gidebilir okur. Her ne kadar Kaan H. Ökten’in vurguladığı gibi ‘gravürlerin çoğu doğrudan metne ilişkin olmasa da‘ birbirlerini özgür bırakarak destekledikleri açıktır. Çağın görsel algısı klasik çizimlerin uzayında alabildiğince salınır. Elbette buna el yazısını da eklemeli. İnsanın neredeyse unuttuğu el yazısı, kendiliğinden imgeselleşir burada.
Uyarı vahyin bir vasfı ise öngörü çoklukla şiirin karakteridir. Çağından şikâyet her ne kadar her devrin ortak tarafı olsa bile, Avrupa’nın yükseldiği bir zamanda adeta onun düşüşünden söz açmak şairce bir öngörüdür. Zaten şiiri, maddi olandan taşırıp mistik olana yaklaştıran da bu tavırdır. ‘Avrupa: bir vahiy’ bu gözle okunduğunda, Blake’in sözün alanını temize çekmek için bu sözleri kendisine perisinin yazdırdığını söylemesi manidardır. Sonsuz olan onun için hep öndedir ve onu ‘ebedi bir bağla bağlayabilecek olanı’ hep merak eder. “Kentliler, kurşun prangalarla yürüyordu ağır ağır.” İşte, şairin öngörüsü bu mısrada parlar.
Blake’in bütün derdinin ‘bir düşüş hikâyesi’ kurmak olduğu açıktır. İnsan kutsal olanın akışına yakın durdukça bu düşüşün ziyanından bir nebze olsun kurtulabilir. Kıtaları sayması, Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya’dan dem vurması, hikâyenin dünyasal basamaklarını geniş tutmakla ilişkilidir. Klasik dünyada, zaman geniş, ufuklar ebedidir. Blake şiirlerini kurarken hem bu dünyaya hem de kutsal kitapların atmosferine bağlı kalır. Yer yer karmaşık ve muğlak ifadelerle de ‘müphemiyet’in aralığından gülümser. Zaten onu şiirsel olanın düzleminde sımsıkı tutan da budur.

VAHİY KİTAPLARI

Yaşamaz bir başına yaşayan hiçbir şey...

William Blake
Çeviren: Kaan H. Ökten
Everest Yayınları, 2022
340 sayfa.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!