GeriKitap Sanat Vapursuz İstanbul düşünülemez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vapursuz İstanbul düşünülemez

Vapursuz İstanbul düşünülemez

İstanbul’un vapurlarıyla olan 180 yıllık aşkı gazeteci ve yazar Adil Bali’nin kaleminden bir tarih çalışması olarak ‘Vapurlarıyla İstanbul’ kitabına dönüştü. Bali, “İstanbul bir deniz şehri. Ancak şu anda vapur kullanımı yüzde 3’ün altına düştü. ‘Vapurlarıyla İstanbul’, İstanbulluların vapur aşkını hatırlatan bir kitap oldu” dedi.

Gazeteci ve yazar Adil Bali, İstanbul’un vapurlarıyla olan 180 yıllık ilişkisini ‘Vapurlarıyla İstanbul’ kitabında anlattı. 13 aylık bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkan kitapta Osmanlı döneminde denize inen ilk vapurdan bugüne İstanbul’un deniz yolculuğuyla olan ilişkisi fotoğraflarla, arşiv çalışmasıyla ve anılarla aktarılıyor.

PAŞABAHÇE’NİN KADERİ

Bali, çocukluğundan beri vapurlara tutkun olduğunu ancak bu çalışmanın temellerini Paşabahçe vapurunu kurtarma mücadelesinin attığını anlatıyor: “Ben doğma büyüme Adalıyım. Vapur bizim için bir ulaşım aracından öte sosyalleşme, ders çalışma, kitap okuma yeriydi. Çocukluğumda Paşabahçe vapuru vardı. İtalya’da üretilen bu vapur 1952’de ilk seferini yapmış, 1750 kişi kapasiteli çok lüks bir vapurdu. İçinde iki tane bar, vestiyer, tablolar bulunuyordu. Bu vapur 2010 yılında ıskartaya çıkarıldı. Bu tarihte vapur Beykoz Belediyesi’ne hibe edildi. Beykoz Belediyesi Paşabahçe’yi bir etkinlik salonu yaptı. Ancak daha sonra ilgilenilmedi. Bir gün vapura gidip bakmak istedim ve gördüğüm tablo içler acısıydı. Vapurun bu halinin fotoğraflarını kendi bloğumda yayınladım. İstanbullular çok ilgi gösterdi. Çünkü herkesin Paşabahçe’de bir anısı var. O dönemde imza kampanyaları başlattık, dilekçeler verdik. Ancak sonuç alamadım. Paşabahçe bu sırada hurdaya çıkartıldı. 2019 yılında tekrar başvurdum bu kez talebim dikkate alındı ve Paşabahçe Beykoz Belediyesi’nden alındı. Şu anda Haliç Tersanesi’nde 2021’in sonunda tekrar denize çıkacak. Bu ısrarlı tutumumun ardından İstanbul’un vapurlarıyla ilgili bir kitap yapma fikri oluştu.”

VAPUR AŞKI

Deniz tarihçisi Ahmet Güleryüz’den yardım alarak işe koyulan Bali, uzun bir arşiv taraması ve röportajlar yapmış: “O dönemde İstanbul’dan vapurla yola çıkıp Amerika’ya gitmiş insanlarla konuştum. Ediz Hun, İzzet Günay, Şebnem İşigüzel, Nejat Yavaşoğulları gibi çok sayıda isimle vapur sevgisi üzerine röportajlar yaptım. Hem İstanbul vapurlarının tarihini hem de İstanbulluların vapur aşkını hatırlatan bir kitap oldu.”

Vapursuz İstanbul düşünülemez

DENİZDEN UZAKLAŞTIK

İstanbul’un tarih boyunca bir deniz kenti olduğunu ancak son 20 yılda bu kimliğinden uzaklaştığını belirten Bali anlatıyor: “80’li 90’lı yıllarda İstanbul’da yıllık 120 milyon kişi denizle seyahat ediyordu. Bu rakam yıllık 42 milyona düştü. İstanbul denizden uzaklaştı. İstanbul’da ulaşımda vapurun payı şu anda yüzde 3’ün altında. Yüzde 50’lerden bu rakamlara düşüldü. Vapursuz İstanbul düşünülemez. Londra’nın kırmızı otobüsü varsa İstanbul’un da etrafında martılar uçuşan vapurları var.”

KIYI SEMTLERİ VAPURLAR SAYESİNDE GELİŞİYOR

İstanbul’da düzenli vapur yolculuğu ilk olarak 1843’te başlıyor. İlk seferler Kadıköy’e, Caddebostan’a, Yeşilköy’e yapılıyor. 1846 yılında Adalar’a seferler başlıyor. Kayıkçılar vapurların ulaşımda kullanılmasına çok sinirleniyor. İskeleye yanaşmasına engel olmaya çalışıyorlar, her yenilik eski mesleklere tehdit oluşturuyor. Daha sonra 1851 yılında dönemin sadrazamı Ahmet Reşit Paşa’nın desteğiyle Osmanlı’da ilk kez anonim şirket kuruluyor. 3 bin hisse ile birlikte İngiltere’den vapurlar sipariş ediyorlar. O dönemde iskeleler yok. Vapurlar yalıların bahçelerine yanaşıyor. Şirketi Hayriye yavaş yavaş iskeleler yapmaya başlıyor. 1. Dünya Savaşı yıllarında yıllık 19 milyon yolcusu oluyor bu çok büyük bir rakam. Şirketi Hayriye’nin kurulmasıyla yalılar artıyor, kıyı semtleri oluşuyor. Daha çok vapur kullanılsın diye Kandilli’ye okul yaptırılıyor. Deniz kültürüyle ilgili dergiler çıkıyor. 1930’lara geldiğimizde mehtap geceleri, tango geceleri düzenleniyor.

False