GeriKitap Sanat Senin şarkını söylüyorum…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Senin şarkını söylüyorum…

Senin şarkını söylüyorum…
Abone Olgoogle-news

1960’ta caz söyleyerek başladığı müzik kariyerini; hayat arkadaşı Erdem Buri ile yolları kesişince, çok sesli Türk popüler müziği ile devam ettiren, 1987’de son konserini Hollanda’da verip, müziği bırakan Tülay German’ın kendi kaleminden çıkan 'Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu' adlı anlatısı yeniden basıldı.

Bugünün kuşağı Tülay German ismini bilmeyebilir ama döneminin en önde gelen sanatçılarından biriydi. 1960’ta caz söyleyerek başladığı müzik kariyerini; hayat arkadaşı, 'Yavru balaban bakışlı, yayla çiçeği kokuşlu' dediği Erdem Buri ile yolları kesişince, çok sesli Türk popüler müziği ile devam ettiren, 1987’de son konserini Hollanda’da verip, müziği bırakan Tülay German’ın kendi kaleminden çıkan 'Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu' adlı anlatısı yeniden basıldı.
1996’da, Bilgi Yayınları tarafından basılan, 'Erdemli Yıllar'ın ardından, German’ın anılarını yazdığı bu çalışma, daha evvel, Çınar Yayınları tarafından basılmıştı. Şimdiyse, yeniden gözden geçirilmiş haliyle, bizlerle. Büyük bir ses, muhteşem bir yorumcu olarak German’ın hayat hikâyesi, kendi elinden, “Sizlere sesimi bıraktım, şimdi de hayatımı bırakıyorum” sözleriyle bizi davet ediyor.
German hayatı boyunca taşıdığı samimiyeti satırlarından esirgememiş. Kitap, yıllara göre altıya bölünerek anlatılagelen anılardan mürekkep. Öncelikle, 1939-1946 yılları; German’ın çocukluğu, ilkgençliği, dünyayı anlamlandırma çabaları. İlk şarkısını dört yaşında söyleyen ve o andan itibaren şarkı söylemeye tutkun bir hayatın ilk adımları. Buna şiddetle karşı çıkan bir annesi var ancak o bildiği yolda ilerlemekte kararlı, iyi ki. 1946’dan 1956’ya kadar geçen ikinci bölümde, aşkta yaşadığı hayal kırıklıkları ve Üsküdar Amerikan Koleji yılları. Sonrası ise onu bizlerle buluşturan müziğin, ilk sahne denemesi, Ankara’daki Süreyya, tabii ki aileden gizli. Artık içindeki müzik aşkını hiçbir şeyin durdurmasına imkân yok. 14 yaşında tanıştığı ama daha sonrasında hayatını tümden değiştirecek Erdem Buri ile hayat yoldaşlığı ise bu anlatının zirvesi adeta. Erdem Buri’nin yazdığı mektuplar kitapta yerini alırken, ileride yapacakları muhteşem işlerin işaretini de veriyor. Büyük bir tutku ve aşkla birbirine sarılan ikili Buri’nin, “Artık kendi dilinde şarkı söyleme zamanın geldi” demesiyle; memleketin en çok konuşulacak düzenlemelerine imza atmaya başlıyor. Buri’nin Moda’daki evi adeta bir yıldızlar geçidi. Şairler, yazarlar, ressamlar, müzisyenler. Bu karmadan Âşık Ali İzzet, Âşık Nesimi ve Ruhi Su’dan alınan derslerle, rota birden Anadolu’ya dönüyor.

ANADOLU'DAN FRANSA'YA HAREKETLİ YILLAR
1964’te Belgrad’da katıldığı Balkan Melodileri Festivali’nde eleştirmenler tarafından 'En Beğenilen Sanatçı' unvanını alınca, aynı yıl popüler müziğimizin ilk 'hit'i sayılan 'Burçak Tarlası' plağını doldurdu German ve adeta yer yerinden oynadı. Bu başarının ardından, konserler, yeni kayıtlar ve plaklar birbiri ardına sıralandı, İstanbul’da sahne aldığı her yer hınca hınç doldu. Bir konserinde, 'Burçak Tarlası' türküsündeki, “Bakın şu deyyusun, kaç tarlası var!” sözleri yüzünden kendisine silah çekildiğini, yine kitaptan öğreniyoruz. Türkiye’deki başarılı çalışmalarının ve isminin artık iyice bilinmesinin ardından, yine Buri’nin teklifiyle ikili Paris’e yerleşiyor. Burada da yine yıldızlar karması bir evde, dostlarıyla birlikte coşkulu bir hayat yaşarken, bir taraftan da ardı ardına Fransızca plaklar yayınlıyor German.
Fransa’da Türkçe yaptığı albüm, Charles Cros Akademisi 1981 Büyük Plak Ödülü’nü alıyor. Bir taraftan da oradaki politik hareketlerin içerisinde yer alan German, her ne kadar Türkiye’yi çok özlese de bir gidişinde, buradaki politik iklimden ötürü de memleketin artık eski memleket olmadığına kanaat getiriyor. Bu moral bozukluğu her ne kadar istemese de belki de müzikal hayatını sonlandırmak istemesinde bir etken. German süren başarısına rağmen, yorulduğunu, hayatının çoğunun yollarda, otellerde geçtiğini söyleyerek, Buri’ye bile bahsetmeden, Hollanda’da 1987’de verdiği son konserle müziği bırakıyor. Ne yazık ki hayatının en önemli insanı, Erdem Buri’yi 1993’te kaybettikten sonra, iyice kabuğuna çekiliyor. Bu sırada Türkiye’de, German külliyatı, Kalan Müzik tarafından üç albümde toplanıyor: 'Yunus’tan Nazım’a', 'Burçak Tarlası (62-87)' ve 'Sound of Love'. Kısaca özetlemeye çalıştığım bu koskoca bir hayatın o kadar çok nirengi noktası var ki, içinden birçok kitap daha çıkabilir. German’ın anlatısını edinmenizi öneririm, eşsiz hikâyelerden birine tanıklık etmiş olacaksınız.

DÜŞMEMİŞ BİR UÇAĞIN  Senin şarkını söylüyorum…
KARA KUTUSU
Tülay German
Afrika Yayınları, 2019
230 sayfa, 30 TL. 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle