Sen bu değilsin... Korsan kitap suçuna ortak olma

Güncelleme Tarihi:

Sen bu değilsin... Korsan kitap suçuna ortak olma
Oluşturulma Tarihi: Aralık 22, 2020 16:15

Kültürel hayatın en önemli yapı taşlarından biri kitaplarıdır. Ülkelerin geçmişi de bugüne dek basılmış kitaplarda saklıdır. Bu yayınlar aynı zamanda ülkemizin geleceğine ışık tutan rehberlerdir. Farklı dillerde yayınlanan eserlerden de diğer ülkelerin kültürlerini öğrenebilir ve ortak paydada birleşmeye bir adım daha yaklaşabiliriz. Bu denli önemli olan kitaplar için ise en büyük tehlike korsan kitaplardır. Hak sahiplerinin haklarının gasp edilmesi sebebiyle de tüm sektör zarar görür. Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslama Meslek Birliği (YAYBİR) bu konuda ihlalleri önlemeyi amaç bilmiş ve halkı bilinçlendirmeyi amaçlamıştır. Biz de bu konuda YAYBİR Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aksoy ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Haberin Devamı

YAYBİR nedir? Korsan kitaplarla ilgili ne gibi çalışmalar yürütüyor?

YAYBİR (Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslama Meslek Birliği) adından da anlaşılacağı üzere üyesi olan yayıncıların temsil ettiği hakların toplu hak takibini yapan bir kuruluştur. Üyelerinin kendisine verdikleri yetki belgeleriyle gerek içeriğin izinsiz çoğaltımı, kullanımı kısacası her türlü telif haklarının ihlalinin önlenmesi işlevini yerine getirmektedir.  Bu amaca yönelik olarak:

  • Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında; eser veya hak sahiplerinden sözleşmeyle devraldıkları malî hakları kullanarak, ilim ve edebiyat eserlerini çoğaltan ve yayan veya umuma ileten üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve haklarının idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak,
  • Yayıncıların ve kitap yayıncılığının gelişmesini ve kamuoyu tarafından tanınmasını sağlamak, ilim ve edebiyat eserlerin izinsiz olarak çoğaltılmasını ve kullanılmasını önlemek için mücadele etmek ve bu konuda kamuoyunu bilinçlendirmek için mevzuatın verdiği imkânlar içinde faaliyetlerde bulunmaktadır.

Bunu yaparken özellikle fiziki korsan kitabın basılması, dağıtımı ve satışının her aşamasında avukatları vasıtasıyla süreci takip etmekte ve gereken yerlerde ve gereken zamanda İl Denetim Komisyonları vasıtasıyla ya da direk olarak müdahalelerde bulunmaktadır.

Temsil ettiği dijital içeriklerinin çeşitli sosyal medya kanallarında izinsiz paylaşımını engellemek ve korsanla mücadelenin farklı kanallarda yürütülmek için gerekli girişimlerde bulunmakta ve hak ihlali yapan kuruluşlarla yasal yollardan mücadelesini sürdürmektedir.

Haberin Devamı

Sen bu değilsin... Korsan kitap suçuna ortak olma

Toplumumuz korsan yayınlar ve telif konusunda yeterince bilinçli mi? Çalışmalarınızın faydasını gün geçtikçe daha da fazla hissediyor musunuz?

Hayır yeterli bilinç düzeyinin olduğunu düşünmüyorum.  Toplumumuz bu konuda yeterli bilince sahip değil. Korsan kitap algısı sadece tezgahlarda ve açık alanlarda satılan, baskı kalitesi kötü ve daha ucuza satılan kitap olarak yerleşmiş durumda. Fakat korsan kitap bundan ibaret değil. Özellikle Akademik ve eğitim yayıncılığının kanayan yarası olan fotokopi yoluyla kitap çoğaltımı da büyük bir sorun. Bir kitabın eser sahibinin izni olmaksızın kısmen veya tamamen çoğaltılması telif hakkı ihlalidir ve suçtur. YAYBİR, eğitim-öğretim dönemlerinin başında YÖK’e, üniversitelere ve milli eğitim müdürlüklerine bu konuda yazılar göndererek fotokopi yoluyla kitap çoğaltımı yapılmasının yanlış olduğunu hatırlatır ve bu uygulamaların önüne geçilmesi konusunda talepte bulunarak bu bilinci oluşturmaya çalışıyor. Aynı şekilde, sanal ortamda indirilen pdf kitaplar, eser sahibinin izni olmaksızın seslendirilerek, videoya dönüştürülerek umuma arz edilen kitaplar da korsana giriyor. Uyarı yapılarak içeriklerin kaldırılması talep edildiğinde bunun telif hakkı ihlali olduğu konusunda en ufak fikri olmayan insanlarla da karşılaşıyoruz maalesef. Meslek Birliğimiz daha önceki çalışmalarıyla da bu konuda bilinç oluşturmak için çeşitli girişimlerde bulundu.

Haberin Devamı

Bu çalışmaların sonucunda kısmen yol alsak da ne yazık ki korsan yayınlar ve telif hakları ihlalleri konusunda halen devam etmektedir. Bu ihlallerin sadece güvenlik politikalarıyla bitirileceği düşüncesinde olmadığımız için bu mücadele sürecinin içine okuyucuları da dahil etmek istedik. Onlar bu bilince ulaştığında ihlallerin en az düzeye ineceğini ummaktayız. Bu amaçla  #senbudeğilsin kampanyası ile toplumun geneline telif hakları bilincini yaymayı ve artırmayı hedefledik.

Korsan kitap alarak bir nebze olsun kar ettiğimizi düşünüyoruz. Korsan kitap satışı arttıkça sektör yeni yazarlar ve eserlerden mahrum kalıyor. Biz de aslında kar ettiğimizi düşünürken çok büyük bir soruna yol açıyoruz. Bir korsan kitap alarak aslında nelere sebep oluyoruz?

Haberin Devamı

Korsan kitap alırken, kitaplardan fotokopi çektirirken veya çeşitli kaynaklardan bedava PDF olarak indirirken insanlar kâra geçtiğini düşünüyor ama korsan kitabın kültüre, ekonomiye ve geleceğe daha da ötesi kendisinin, çocuğunun geleceğine zarar verdiğini unutuluyor. İşin bu yanı biraz soyut kalıyor. Dahası bu işin aslında bir hırsızlık olduğu düşünülmüyor bile.

Süreç böyle giderse, okurla korsan kitaba karşı tavır almazsa, bir süre sonra yazar, editör, yayıncı yani kitap üretiminde emeği olan herkesin hakkını gasp eden korsan, gerçek üretimin önüne geçer ve yazar üretemez, yayıncı kitap basamaz olur. Çok sevdiğimiz yazar ya da araştırmalarını beğenerek takip ettiğimiz akademisyenler yeni içerik üretemez olur ya da üretmek istemezler. Sonuçta korsan kitap üretmenin, satın alarak bu suça ortak olmanın bizi götüreceği  yer  kültürel çölleşmedir.

Haberin Devamı

 Korsan kitaplar en fazla hangi tür yayınlarda karşımıza çıkıyor?

Hemen hemen her türde kitabın korsanı oluyor. Sadece üretildiği yerler, üretilme biçimi ve bu korsan ürünü tüketenler değişiyor. Bir eser nitelikli ve toplum katında da talep bulmuşsa, aranan bir eser olmuşsa korsancı mevcut durumda mutlaka bu eseri çoğaltmak, haksız yollardan kazanç elde etmek isteyecektir.

  • Akademik yayınlarda, en çok üniversite çevresinde ya da içinde üniversite öğrencisine yönelik olarak fotokopi yoluyla,
  • Özellikle eğitim yayınlarında, yardımcı kaynak kitaplarda, çocuk kitaplarında daha çok eğitim kurumlarında fotokopi yoluyla ya da diğer yöntemlerle çocuklara yönelik olarak ,
  • Kültür kitaplarında toplumun her katmanında ve özellikle çok satan kitaplarda her türlü yöntemle üretilmektedir.
  • Dijital korsan ise özellikle yaşadığımız bu pandemi döneminde her türlü yayında karşılaştığımız bir ihlal türü olmakta

İnsanlar belki de sokaklarda, merdiven altlarında satılan kitapları alırken büyük bir suç işlediğinin farkında değil. Bu konuda kanunlar ne diyor? Korsana karşı kanunlarımız yeterli mi?

Telif haklarını düzenleyen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, bu noktada çok net. Kitapların işleme, yayma, çoğaltma, temsil etme, umuma yayma hakları münhasıran, yani sadece o eserlerin telif hakkı sahiplerine ait. Herhangi bir kitabı, telif hakkı sahibinin izni olmadan yaymak, çoğaltmak veya umama iletmek açıkça yasa dışı bir faaliyet demektir. Yasalarımız bu hakların ihlalini yapan, korsan kitap üreten, yayan ve satan kişilere 1 ila 5 yıl arasında hapis cezası öngörmektedir.

Haberin Devamı

Korsanın, yeterli ve etkin olsa bile sadece yasalar ve cezalarla önlenebileceğini düşünmüyorum .

Telif hakları ihlallerinin önlenmesi amacıyla çeşitli düzenlemeler yaşama geçirilmiş durumda. Bunların başında bandrol uygulaması geliyor. Bandrol bir eserin orijinal mi korsan mı olduğunu gösteren en önemli araçlardan biri. Mesela, bandrol düzenlemesini ihlal edecek şekilde bir kitabı çoğaltan, dağıtan, satanlar 1 ila 5 yıl arasında hapis cezasıyla karşılaşabiliyor. Bu açıdan yasalar son derece caydırıcı. Ama uygulamada bazı iyileştirmeler gerekiyor. Bunlardan biri, telif hakları konulu davalara bu konulara uzmanlaşmış bilirkişilerin bakması gerekiyor. Ayrıca, bandrol konusunda teknik bilgi sahibi bilirkişilerin yetiştirilmesi bizim için son derece önemli.

YAYBİR olarak telif hakları mevzuatı ve uygulamalarının iyileştirilmesi faaliyet alanlarımızdan biri ve bu konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sürekli temas halindeyiz. 

Son dönemlerde internet alışverişi oldukça yaygınlaştı. Mobilyadan tutun kitaba kadar her şeyi internetten sipariş veriyoruz. Kitap alacağımız mecranın güvenilirliğini nasıl ölçümleriz? Kitap almak için en güvenli yer neresidir?

Öncelikle “kitap kitapçıdan alınır” diyoruz. Yani bildiğimiz, güvendiğimiz yerlerden alışveriş yapmak en önemlisi. Bununla birlikte, yaşanan salgın alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı değiştirdi.

Pandemi döneminde insanlar çoğunlukla online alışverişi hayatlarının bir parçası haline getirdi. E-satış siteleri her türden ihtiyacı karşılıyor fakat ürünlerin güvenilirliği ve orijinalliği bu platformalar tarafından yeteri kadar denetlenemiyor. Pandeminin başından bu yana Türkiye’nin önde gelen online satış sitelerinde sanal mağaza kiralayan onlarca korsan kitap satıcısını tespit edip faaliyetlerinin durdurulmasını sağladık. Bu mecralar üzerinden yapılan telif hakkı ihlalleri önlemek için büyük çaba harcadık.

İnternet üzerinden alışveriş yaparken önerimiz, okurun ilk tercihini bildiği, tanıdığı ve işi kitap satmak olan e-ticaret sitelerinden yana yapması ya da eğer var ise  kitabevi veya yayınevlerinin e-ticaret sitelerini kullanmasıdır. Ortalama fiyatı pek çok satıcıda aynıyken çok daha ucuz olan kitaba şüpheyle yaklaşılmalı.

Bazı kitaplar indirime girmiş gibi gösterilerek aslında korsanları satılıyor. Yayımlanmış bir kitabın korsan olmadığını nasıl anlarız?

Yayımlanmış ve satın alınmış bir kitabın korsan olup olmadığını okuyucunun anlaması çok da kolay değil. Bandrol ve fatura kontrolüyle anlama yoluna gidilebilir ama yine de emin olmak kolay değil. İşin bu noktaya gelmemesi için kitabın kitapçıdan ya da işi kitap satmak olan e-ticaret sitelerinden ve eğer var ise  kitabevi ya da yayınevlerinin e-ticaret sitelerden alınmasında yarar vardır.

Özellikle üniversite eğitim kitaplarının ve notlarının kırtasiyelerde çoğaltılarak çok uygun fiyatlara satıldığını görüyoruz. Çoğu akademisyen bu konuda oldukça hassas olsa da el altından yapılan çoğaltmalara engel olamıyor. Burada da en büyük görev öğrencilerin üzerine düşüyor. Öğrencilerin bu konuda bilinçlenmesi için neler yapılabilir?

Bu konuda yanılıyorsunuz. Çoğu akademisyenin bu konuda hassas olduğunu söylemek çok da doğru değil. 2019 yılının başında yaptırdığımız bir saha araştırmasında akademisyenlerin çoğunun öğrencilerine kaynakları telif haklarını ihlal edecek şekilde çoğalttıklarını ve yaptıkları derlemeleri fotokopicilere verip çoğaltılmasını sağladıkları sonucuna ulaştık. Bu noktada sadece öğrenciye değil aynı zamanda akademisyenlere, üniversite yönetimlerine ve hatta bize de görev düşüyor.

Bu konuda öğretim üyelerinin, öğrencilerin telif hakları ihlalleri konusunda aydınlatılmaları, genel olarak bu alanlarda yapılacak farkındalık çalışmalarıyla mümkün olabileceği düşünülse de işin doğrusu ve meselenin çözümü bu bilgi akışı ve içerik sağlama konusunun belli kurallara bağlanması ve müzik meslek birliklerinin uzun yıllardır sürdürdüklerine benzer bir lisanslama sisteminin kurulmasıyla mümkündür. Lisanslama, eserlerin kısmi olarak çoğaltılması, ödünç verilmesi, umuma arzı gibi kullanımlar için telif hakkı sahipleri veya onları toplu olarak temsil eden meslek birliklerinin çoğunlukla belli bedeller karşılığında verdiği izindir. Ekonomik nedenlerle eseri almak yerine fotokopisini çekmeyi tercih edenler için lisanslı kullanımlar en doğru seçenektir.

YAYBİR olarak biz diğer yayıncı, yazar ve çevirmen meslek birlikleriyle işbirliği içinde üniversiteleri ve fotokopicileri lisanslamak, onları sistem içine almak ve kurallı davranmalarını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Sesli kitap günümüzde popülerlik kazanmış bir uygulamadır. Bazı kitapları belirli bir ücret ödeyerek sesli dinleme şansı yakalayabiliyor bazılarına ise tamamen ücretsiz ulaşabiliyoruz. Ücret ödeyerek kullandığımız uygulamalarda da bir ihlal söz konusu mu?

Bu çok geniş bir genelleme. Evet, ücretsiz erişebildiğimiz sesli kitaplar çoğunlukla telif haklarını ihlal eden örneklerdir. Ancak çeşitli nedenlerle telif koruması altında olmayan eserler için aynı durum söz konusu değildir. Mesela, yazarının ölümünden 70 yıl sonra eserleri üzerindeki telif hakkı kalkar.

Ücret ödeyerek kitap dinleyebildiğiniz uygulamalarda bilindiği kadarıyla telif hakkı ihlali söz konusu değil, bu konuda titiz olduklarını gözlemliyoruz. Çeşitli yazar ve yayıncıyla işbirliği halinde olan bu mecralar, korsana karşı da aslında iyi bir alternatif sunuyor. 

 Pandemi yayıncılık sektörünü nasıl etkiledi?

Tek kelimeyle kötü etkiledi.

  • Perakende satış noktaları ya kapalı ya da kısıtlı zaman aralıklarında açılabiliyor. Bu nedenle bu noktalarda yaklaşık % 65-70 satış kayıpları yaşandı
  • Pandeminin ilk dönemlerinde kitabevleri, satış noktaları kapandığı için satış ağırlıklı olarak e-ticaret kanallarına kaydı ama burada da kapasite aşımı yaşandı. Çoğu kitap fiziki koşullar nedeniyle satışa kapatıldı. Sınırlı sayıda kitaba erişim mümkün oldu.
  • Okullar kapandığı için akademik, eğitim ve çocuk kitaplarının satışlarında ciddi daralmalar yaşandı.
  • Satıştaki kayıp üretime de yansıdı. Her ne kadar bandrol satış rakamların üretimde kayıp olmadığı sonucunu bize söylese de satıştaki kayıp üretilip satılacak umuduyla basılan kitapların stokları şişirmesiyle sonuçlandı.

YAYBİR pandemi döneminde yayıncılıkla ilgili ne gibi faaliyetlerde bulundu?

İlim edebiyat alanında faaliyet gösteren sektörümüzün mücbir sebepler kapsamı içine alınması biz de dahil olmak üzere sektör bileşenlerinin ortak çabalarıyla mümkün oldu. Bu alanın sağladığı avantajlar yayınevleri açısından can suyu oldu.

Sektör bileşenleriyle daha fazla birlikte olduk, birlikte çözüm arayışlarına girdik. Bu bize birlikte çalışmayı da öğretti. Bu süreç sektörün üretim ve satış kanallarındaki eksikleri su yüzüne çıkarttı. Yeni modeller konuşmaya başladık.

Pandemi döneminin en yoğun yaşandığı anlarda üyelerimizle olan ilişkilerimiz daha sıkı tutmak gayreti içine girdik. Üyelerini arayıp ihtiyaç tespiti yaptık ve koşullar el verdiğince bu ihtiyaçlara cevap verdik. Bu zor dönemde yayıncılara bir nebze olsun yardımcı olması adına yurtdışında toplanan ve kendisine iletilen telif bedellerini Türkiye’deki hak sahiplerine dağıtmak için çalışmaları hızlandırdık ve dağıtıma başladık.

Röportaj: Gaye Kobal

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!