GeriKitap Sanat Şairler yazıldıkça yeniden doğuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şairler yazıldıkça yeniden doğuyor

Şairler yazıldıkça yeniden doğuyor
Abone Olgoogle-news

Şairi şairden okumak şiire bir giriş kapısı olabilir mi? Beni buna inandıran örnek şair de Mahmut Temizyürek’in ta kendisi. Temizyürek’in şiir yazılarının yer aldığı ‘Boşluktan Doğan’ ve Didem Madak için yazdığı ‘Didem Zamanı’yla şairler yazıldıkça yeniden doğuyor.

Mahmut Temizyürek, “Şiire giriş için bir kapı var mıdır gerçekten?” diye soruyor, ben de, yanıt yerine de sayılır belki diyerek şunu soruyorum: “Şairi şairden okumak bir giriş kapısı olabilir mi?” Tabii, beni buna inandıran örnek şair de Mahmut Temizyürek’in ta kendisi. Başka örnek şairler de var, olmaz mı? Mahmut’un el aldığı Cemal Süreya sözgelimi. Sanıyorum şiirlerinden yazılarına vuran ‘güneş’ biraz da bu yakınlıktandır.
Güneş, İlhan Berk’in dediği gibi ‘elyazılarına vuruyor’dur. Ve Mahmut’un baktığı şairler, şiir iklimleri ne olursa olsun, sıcak, soğuk, ılık, bu ‘sıcaklık’tan paylarını ziyadesiyle alıyordur. Yıllar sonra yeniden yayımlanan ‘Boşluktan Doğan’ kitabında ise onun payını önceden aldığı bir övgü vardır. 2000’de yazdığı ‘Günümüz şiirine bir yaklaşım denemesi’ yazısında konuk ettiği Cemal Süreya şöyle demektedir: “Şiir bir toplumdaki ökeliğin en uç, en arı görünümüdür. Geriye doğru bakıldığında bir toplumun öyküsünü şiirde bulup izlemeyi seven düşünürler de çoğalıyor günümüzde. Tarih, insan değişimlerinin ayıklayıcı bir öyküsüyse, şiir de bileşik bir anlatımdır, deniyor. Ancak şiir onca kolay bir şey olmasa gerek. Şiir eleştirmeni her şeyden önce bileşik bir ekinle yoğrulmuş olmalıdır.”

Cemal Süreya’nın Temmuz 1965’te Yeni Dergi’de yayımladığı ‘Sivil Savunma Uzmanları’ başlıklı bu yazıdan Mahmut’un payına iki şey düşüyor. İlki, ‘bir toplumun öyküsünü şiirde bulup izlemeyi seven’ bir ‘düşünür’, ikincisi ‘her şeyden önce bileşik bir ekinle yoğrulmuş’ bir ‘şiir eleştirmeni’ olması. Bence ikisinden de önce, yazdığı her şeyi, ‘şiirin devamı’ olarak yazan çok iyi bir şair olması geliyor.
‘Göçebe Buluşması’ (1996) ile yola düşen yazı, şiire düşen de diyebiliriz, Mahmut Temizyürek şiirinin hem bir devamı, hem yazısındaki şiirin payı olarak okunabilir, tabii hem de şiirinin sınırtanımazlığını gösterir. Şiirine ya da yazısına bakıldığında, her ikisinde de birbirlerini işaret eden ‘yol işaretleri’nin, aslında bir ‘arkadaşokur’u, ‘arkadaşyazar’ı, daha da iyisi ‘arkadaşşair’i gösterdiğini söylemek gerekiyor.
Bu ‘arkadaş’lığın şiirden, şiirinse bir arayıştan geldiği, yoldan neş’et ettiği de söylenmeli elbette. Şiire yol açan şeyler, aynı zamanda, hatırlamaya, belleğin tazelenmesine ve tıpkı “Yaşamak umrumdadır” dizesindeki umur, umursama ve güçlü bir yenilenmeye dairdir Mahmut Temizyürek şiirinde. Bu ‘şiirin devamı’ olan yazılarsa ‘bileşik bir ekin’le yoğrulmuş bir şairin, ‘hakikat’in hep önemi olduğuna dair inancını, hakikatin birden çok yüzü olduğuna dair kavrayışıyla buluşturmasının yetkin örnekleridir.

Hem ‘Boşluktan Doğan’ hem de yeni yayımlanan ‘Didem Zamanı - Didem Madak Şiiri Üzerine’ kitabı, onun tıpkı şiirlerinde olduğu ve Didem Madak için kullandığı gibi, bir ‘eşduyum’ kurma çabasıyla şekillenir. Madak’ın kardeşi Işıl’a ithaf ettiği ‘Grapon Kâğıtları’ndan (2000) söz ederken, “Düşleri el ele tutuşmuş iki çocuktur bunlar, ruhlarında büyük gemiler yüzen” der. Mahmut’un ‘Boşluktan Doğan’ her şair için duyduğu ‘tedirginlik’ de, ‘ruhlarında yüzen büyük gemiler’le geçip gidecektir. Zira, ‘hakikat kapısı’ her seferinde ‘düşleri el ele tutuşmuş’lar tarafından açılacaktır. Anahtar, el ele tutuşmuş düşlerdir. Ve düşlerin (el ele) tutuştuğu yerde de kapı yoktur zaten.
Bir şeyi hem kendisinin devamı, şiirinin devamı, hem de yol açıcı, zihin açıcı önceki verimlerin devamı olarak okumanın mümkün olduğunu en çok Mahmut Temizyürek için söyleyebilirim. Öncekilerden ve çağdaşlarından beslenirken, bunları ‘zevkle’, ‘bahtiyarlıkla’ dile getirir, aynı zamanda da bir, ‘hayali’ değil, fakat ‘ütopik kolektif’in parçası olarak ‘yoldaşlık’la onların eksik bıraktığı yerleri de tanımlamaya, tamamlamaya uğraşır. ‘Çabalı’dır. Ama kendisi de geleneğe uyar ve bu ‘zevk’i, benzer uğraşlar içinde olan ya da olacaklara tattırmak için, bazı şeyleri eksik bırakır, alan açar, boşluk yaratır. İşte o boşluktan da üzerine yazdığı her şairin, şiirine ‘bahtiyarlık’la ekleyeceği yepyeni, şaşırtıcı kavramlar doğar.
İnsanın kendi serüvenini başkalarından dinlemesinde ‘efsane’ tadı nasıl varsa, şairin de şiir serüvenini başka şairlerden okumasında, hele o şair bir bakıma ‘şair yoldaş’larını da yazısına, bazen de şiirine toplayan Mahmut Temizyürek’se, bir ‘büyüklenme’ değil elbette ama bir ‘büyülenme’ hali yaşanacaktır.
Nâzım Hikmet’ten Melih Cevdet Anday’a, Can Yücel’den İlhan Berk’e, Ergin Günçe’den Metin Altıok’a, Mehmet Taner’den Şükrü Erbaş’a ‘Boşluktan Doğan’lara ve Didem Madak için yazılmış ‘Didem Zamanı’na, şairler yazıldıkça yeniden doğuyorlar.

Şairler yazıldıkça yeniden doğuyor
DİDEM ZAMANI/ 
DİDEM MADAK
ŞİİRİ ÜZERİNE
Mahmut Temizyürek
Edebi Şeyler, 2017
60 sayfa, 13.50 TL.

Şairler yazıldıkça yeniden doğuyor
BOŞLUKTAN DOĞAN
Mahmut Temizyürek
Edebi Şeyler, 2018
240 sayfa, 22 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle