GeriKitap Sanat Osman Konuk şiirlerini niye severiz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Osman Konuk şiirlerini niye severiz?

Osman Konuk şiirlerini niye severiz?
Abone Olgoogle-news

Osman Konuk, Ahmet Güntan ve küçük İskender’le birlikte 90’lı ve 2000’li yıllar şiirini en çok etkileyen şairlerden biri olmakla kalmadı. İkinci Yeni şairleri gibi hem kendi kuşağını hem de kendisinden önce yazanları etkiledi. Şairin 2009-2019 arası şiirleri dördüncü kitabı ‘Kırmızıda Beklerken’le önümüzde şimdi.

Necmiye Alpay, Yücel Kayıran’ın hangi şiir kitabı içindi unuttum, hepsi olabilir, “Her yeni kitabı çıkınca yazmak isteyeceğim bir şair” ya da benzeri bir şey diyordu. Unutmadım. Çünkü hem samimiydi hem de unutulmaz bir şey. Kayıran’ın şiiri de bunu hak ediyordu zaten. Övünmek gibi olsun bu kez, Osman Konuk’un ilk şiir kitabı ‘Seni Yalnız Ben Anlarım’ (Üç Çiçek Y., 1982) için de ilk yazıyı ben yazmıştım. Yeni kitabı ‘Kırmızıda Beklerken’ henüz dördüncü kitabı, arada Konuk’la ilgili bir iki yazı daha yazdım, konuşma yaptım. Diyeceğim, ben de Konuk’un gerek şiiri gerek diğer yazıları için her seferinde yazmak isterim. Kim yazmak istemez ki hem?
Osman Konuk şiiri, ikinci kitabı ‘Tehlikeli Belki’yle (Hece, 2006) birlikte, üstelik ilk kitabının üstünden tam 24 yıl geçmişken, hızla tanındı, yaygınlaştı, paylaşıldı, daha da önemlisi yeni kuşak şairler ve şiirleri üzerinde çok etkili oldu. Bunu der demez de aklıma Cemal Süreya’nın İkinci Yeni için söyledikleri geldi. “Biz yalnızca kendimizden sonrakileri değil, kendi kuşağımızı, daha da önemlisi bizden önce yazan şairleri de etkiledik!” diyordu ki, bu çok özel bir saptama olmanın yanı sıra, İkinci Yeni şiirinin değerini de bir kez daha belirtiyordu. İlhan Berk geliyor hemen aklımıza, İkinci Yeni’den etkilenen şairlerden biri olarak.

Osman Konuk da bence benzer bir etki yarattı. Ahmet Güntan ve küçük İskender’le birlikte 90’lı ve 2000’li yıllar şiirini en çok etkileyen şairlerden biri olmakla kalmadı. Tıpkı İkinci Yeni şairleri gibi hem kendi kuşağını hem de kendisinden önce yazanları da etkiledi. Cemal Süreya’yı sevme nedenlerimizle Osman Konuk şiirini sevme nedenlerimiz birbirine çok benzer.
Cemal Süreya, lirik olanı epiğe yaklaştırırken, Osman Konuk epik şiire ‘lirik bir hassasiyet’ katar, kazandırır. İkisi de keskin değil ama kesin geçişlerin şairidir. Yani her ikisinde de yeni bir şiire geçildiğinin duygusu güçlüdür. Bunun ‘fiyakası’ da okunur şiirlerinde. Şiirlerinde her an bir sürpriz hazırlığı sezilir. Alışılmadık bir şeyler söyleyecek ya da ‘icat çıkaracak’lardır. Bizi yepyeni kıyılara çıkaracaklardır. Bir süre sonra, onlardan yalnızca yazdıkları şiirlerde değil, henüz yazmadıkları şiirlerde de bizi şaşırtacak, sevindirecek şeyler bekleriz. Şiir beğenimizi yükseltmekle kalmazlar, başka bir şiirin mümkün olduğunu da bize hatırlatırlar. Az yazarlar, az yayımlarlar, ama herkesten çok şiirle ilgilidirler, şiirin içindedirler. Bu nedenle onların bir şiirini okurken en az üç şiir okumuş gibi oluruz. Şapkanın içinden tavşan çıkarma hüneri sihirbazlarındır, şiirin içinden şiir çıkarma hüneriyse burada bahsi geçen şairlerindir. Belki şiire kattıkları bu sihir nedeniyle verimleri bize az, ama yoğunlukları ve içerikleri tam, doyurucu, besleyici ve göz kamaştırıcı gelmektedir.

Besleyici şiirler. Bir tür simya işleminden geçiriyor onları Osman Konuk. Şiire her sözcüğü ağırlığını, miktarını ve şiirdeki oranını hesaplayarak katarken, ‘derde deva sadre şifa’ anlayışını da gözetiyor. Gözettiği ölçüler yalnızca şiirle ilgili değil ama.
Zamanı, gerçeği, gerçekliği gözeten ve şiirin bir ‘cevap imkânı’ olmasına gayret eden bir ölçü. Osman Konuk’taki ‘imkân’, Cemal Süreya’daki ‘olanak’. Elbette her iki şairin de çok sevilmelerinin yanı sıra çok okunmalarına, sürekli okunmalarına da diyelim, bir neden de, ‘kopuş’u gerçekleştirirken, ‘mevcut’ imkân ya da olanak, neyse, onları da değerlendirmeleri.
Tamam, Cemal Süreya ile Osman Konuk’un şiirleri birbirine hiç benzemiyor. Şair tutumları da benzemiyor. Biri görülmeyi ve görünmeyi severken, genç olanı hazzetmiyor bundan. Fakat ‘yol açıcı’ olmaları bakımından ikisi de ‘öncü’. Süreya’nın öncülüğünün sonuçlarını göremedi ama, Konuk daha ikinci kitabıyla yaşadı bunu.
Osman Konuk’un ‘Şarkının Tercümesi’ şiirindeki “bir kere mahvolduysan tekniği unutmazsın” dizesiyle söylediği şeyin, Cemal Süreya’da da bir karşılığı olmalı. Ama daha önemlisi şairler birbirini hatırlamalı, hatırlatmalı. Osman Konuk şiiri ve 2009-2019 arası şiirlerini topladığı ‘Kırmızıda Beklerken’ kitabı bana bunu bir kez daha hatırlattı.

KIRMIZIDA BEKLERKEN
Osman Konuk
Edebi Şeyler, 2020
72 sayfa, 18 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle