GeriKitap Sanat Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı
Abone Olgoogle-news

Türk edebiyatının en önemli yazarlarından Adalet Ağaoğlu, 91 yaşında İstanbul’da vefat etti. Ağaoğlu, ‘Ölmeye Yatmak’, ‘Bir Düğün Gecesi’, ‘Hayır’, ‘Ruh Üşümesi’ ve ‘Fikrimin İnce Gülü’ gibi yapıtlarıyla Cumhuriyet Türkiyesinin ruhunu anlattı.

‘Ölmeye yatıyorum, eğer bir sonsuzluk varsa; sonsuzluk olmak istiyorum.’ Ölmeye Yatmak’ romanında yazdığı gibi sonsuzluk kapısından geçti edebiyatımızın büyük ustası Adalet Ağaoğlu. 20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından biriydi. Eserlerinde Türkiye’nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini anlattı.

Dün sabah İstanbul’da 91 yaşında hayata gözlerini kapayan Adalet Ağaoğlu, bugün Ankara Kocatepe Camii’nden öğle namazını müteakiben Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Uzun süre yaşadığı İstanbul’dan doğduğu ve yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği, kişiliğinin yapı taşlarını oluşturan Ankara’ya dönecek.

Adalet Ağaoğlu, 23 Ekim 1929’da Ankara Nallıhan’da dünyaya geldi. Babası, kumaş tüccarı Hafız Mustafa Sümer’di. Annesi Saraybosna göçmeni bir ailenin kızı. İlkokuldan sonra üç erkek kardeşin arasındaki tek kızını Adalet’i de okutabilmek için aile Ankara’ya yerleşti.

Kardeşleri Dr. Cazip Sümer (1925-1975), oyun yazarı, oyuncu Güner Sümer (1936-1977) ve işadamı Ayhan Sümer (1930)’di.

Adalet Ağaoğlu, ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başlayan Adalet Ağaoğlu, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946’da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi’nde şiirleri yayımlandı. Açılan bir sınavla Ankara Radyosu’na giren Ağaoğlu, burada ve kuruluşundan sonra TRT’de çeşitli görevlerde bulundu.

1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlenen sanatçı, ilk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu. TRT’nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı’ndan 1970’te istifa eden sanatçı o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı.

İlk romanı ‘Ölmeye Yatmak’, 1973’te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. ‘Ölmeye Yatmak’, daha sonra yazdığı ‘Bir Düğün Gecesi’ (1979) ve ‘Hayır’ (1989) adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. ‘Fikrimin İnce Gülü’ romanı hakkında, “askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)” suçlamasıyla hakkında 1981 yılında dava açılan Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklandı.

TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL KAZASI

Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında ‘Çok Uzak Fazla Yakın’la oyun yazarlığına döndü. Adalet Ağaoğlu ile ilgili yazıları bir araya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu tarafından hazırlanmış ve 2003’te Adalet Ağaoğlu’nun yazarlığının 55’ci yılı anısına ‘Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır’ adı ile basıldı.

1996’da ciddi bir trafik kazası geçiren ve iki yıl hastanede yatan Adalet Ağaoğlu için Can Yücel’in söylediği “Sen Türkiye’nin en güzel kazasısın” sözü, Feridun Andaç’ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu.

‘ÖLMEYE YATMAK KENDİMLE İLK HESAPLAŞMAM’

“Aydın’ diye kime diyoruz, bence aydın demek, düşüncesini açıkça söyleyebilmesine cesaret edebilmek demek. Her şeyden önce kendisi ile hesaplaşması gerekmektedir. Benim ilk romanım ‘Ölmeye Yatmak’, kendimle ilk hesaplaşmamdır. Anne babalarımız doğu-batı ikileminde büyümüş. Bir de bugünden daha iyi bir gelecek düşünüyorsak ona doğru gitmek… Onun için dünü bilmek gerekiyor dünü bilmeden geleceği yapamayız. Dün ile bugünü yan yana getireceksin ki, geleceğe doğru kapı açalım. Mesela Tarih Vakfı’nı bu düşünce ile kurduk.”

‘BABAM HAFIZ’ DEMEYE UTANDIM

Adalet Ağaoğlu’nun babası tekstil tüccarı Mustafa Sümer, aynı zamanda hafızdı. Ağaoğlu, SuperHaber’den Hülya Okur’a verdiği röportajda uzun zaman babasının hafız olduğunu söylemeye utandığını anlatmıştı: “Biz cumhuriyetin 2. kuşağı sayılırız. Anne ve babalar bu değişime kolay ayak uyduramazlar. Herkesi alışkanlıklarından kolayca vazgeçiremezsin. Biz Cumhuriyet ilkelerine göre yetiştirilen çocuklar olduğumuz için anne ve babalarımızı ‘gerici’ görmeye başladık. Ben uzun süre ‘Babam Hafız’ demeye utandım. Sonradan anladım ki aptalmışız, asıl dram, romanlık dram onlarınki. Ani değişime ayak uydurmak kolay değil. Benim babam dini eğitim aldığı halde bu değişime iyi ayak uydurmuş. İyi ayak uydurmuş ki beni okutabiliyor. Bunu biraz da anneme bağlıyorum. ”

Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

MAHKEME KARARIYLA ‘ADALET’

“Görünümüm itibariyle anne tarafıma (Saraybosna) benzemişim, ağabeyim de sarışındı, açık renk gözlüydü. Ben de açık kumral saçlıydım. Sonradan anladım sefaretler dışişleri tarafından olduğu için beni yabancı zannediyorlardı. Hep ‘matmazel’ diyorlardı bana. Tipim öyleydi herhalde. Nallıhan’da ilkokula giderken, çarşı esnafı arkamdan: Adalet, nisavet, yaşasın millet! diye marş tutarlardı. Çok ağlardım, anne ne olursun adım değişsin, “Ne olsun kızım?” derdi, ‘Neriman olsun’ derdim. Günlüklerimde de yazmışım herhalde.

Nüfus kağıdımda ‘Fatma İnayet’ diye yazılıyor. Ankara’da ortaokulda bizi avluda sıraya koydular, okuyanlar okumayanlar diye ayırdılar, “Adalet” diye bir ad geçmedi, ben orada kalakaldım, meğer nüfus kağıdımda ebemin koyduğu ad olan Fatma İnayet yazıyormuş. Ondan sonra babam mahkeme kararı aldırarak adımı Adalet’e çevirtti.”

‘EŞİM YAZARLIĞIMI DAHA ÇOK SEVDİ’

Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı
Fotoğraf: Manuel Çıtak

"Benim yarım" dediği eşi Halim Ağaoğlu ile 64 yıl birliktelikte yaşadılar. Bir mühendis olan Ağaoğlu onun en büyük destekçisiydi ve arşivini inanılmaz bir titizlikle tutmuştu. Eşim beni ben olarak değil yazarlığımı çok sevdi diyen Adalet Ağaoğlu’nun sözlerinin en büyük kanıtı belki de eşinin 2018 yılında verdiği kendi ölüm ilanında yazılanlardı: “15 Aralık 1954’te Ankara’da büyük aşkım, Türk Edebiyatının en önemli yazarlarından en önemli yazarlarından Adalet Ağaoğlu ile evlendim. 64 yıllık eşim benim en büyük gururum oldu.”

SOSYAL MEDYADA ÜZÜNTÜLERİNİ PAYLAŞTILAR

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: “Türk edebiyatının usta kalemlerinden Adalet Ağaoğlu’na Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Sema Kaygusuz: “Teşekkürler Adalet Ağaoğlu, sözcüklerinle bütün eski kalıpları iğneledin.”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Şebnem İşigüzel: “Ah Adalet Hanım. Yazmaya adanmış bir ömür. Çok üzgünüm. Önceliğinin hep yazı oluşuna saygı duydum. Hayatını kimsenin ele geçirmesine izin vermeyişine. Dar zamanlarda sesini yükseltti, itiraz etti. İyi ki vardı iyi ki yazdı.”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Semih Gümüş: “Adalet Ağaoğlu’nu bu sabah kaybetmişiz. Edebiyatımızın en önemli yazarlarındandı. Romanları çok özeldi. Onu hiç tanımadan iki romanı hakkında iki küçük kitap yazmıştım. Sonra tanıştık. Çok konuştuk. Bu fotoğraftaki eşi Halim Ağbi de ayrıca özel bir insandı. Her şey çok üzücü.”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Ataol Behramoğlu: “Adalet Ağaoğlu‘nu yitirdik. Son yıllarda ne yazık ki hemen hiç görüşemedik. Ülkemizin üzerine çöken boğucu karanlık eski dostları da ne yazık ki uzaklaştırdı birbirinden. Adalet Ağaoğlu hiç kuşkusuz çağdaş Türk edebiyatının unutulmayacakları arasındadır. Sevgiyle, saygıyla, özlemle...”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Buket Uzuner: “Adalet Ağaoğlu veda etmiş. Edebiyatımızın önemli yazarlarındandır ve hep öyle kalacaktır. Uğurlar olsun. Onu okuyarak büyüyen geniş bir kadın yazar kuşağı yetişti(k). Teşekkür ederim.”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

Genco Erkal: “Bir Düğün Gecesi, Fikrimin İnce Gülü, Ölmeye Yatmak gibi unutulmaz romanların ve birçok önemli tiyatro oyununun yazarı, aynı zamanda kadim bir dost Adalet Ağaoğlu bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı. Genç kuşakların onu tanımasını dilerim.”
Ölmeye değil, sonsuzluğa yattı

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle