O sandığınız kişi ben değilim!

O sandığınız kişi ben değilim

“Bana kalırsa, doğup büyüdüğü yerde bir sergi açmak her sanatçının hayalidir” diyen sanatçı Dorian Sarı, toplumun genelgeçer kural ve doğrularının birey üstündeki yaptırımını araştırdığı Türkiye’deki ilk sergisi ‘Zır Zır, Kaşıntı Geri Döndü’yle Öktem Aykut Galeri’ye konuk oluyor. İsviçre Güzel Sanatlar Ulusal Ödülü Swissart’a layık görülen Sarı, “Basel beni çok sevdi, ben de Basel’i” diyor.

Haberin Devamı

Tüm anneler kutsaldır, erkekler ağlamaz, erkek adam küpe takmaz, kadınlar makyajsız sokağa çıkmaz, heavy metal müzik dinleyen satanisttir, pembe tişört giyen erkek kesin gay’dir, üniversiteyi bitirmeyen bir baltaya sap olamaz, erkek adam ev işi yapıyorsa kılıbıktır, kadın kahkaha atıyorsa aranıyordur, Avrupa sineması seven entel-danteldir, doğayı seven anarşist, plazada çalışan kapitalisttir, gazete okuyan demode, TikTok videosu çeken işsizdir... Önün, arkan, sağın, solun kuşatıldı! Şimdi çığlıklar atarak ormanın derinliklerine koşmanın tam sırası. Arkanı dönme. Onlarla göz göze gelirsen seni yakalayacaklar; dar, karanlık ve köşeli kalıplara sokacaklar... Sanatçı Dorian Sarı, ‘Zır Zır, Kaşıntı Geri Döndü’ adını verdiği ilk solo sergisinde toplumun genelgeçer kural ve doğrularının birey üstündeki yaptırımını araştırıyor. 15 yıldır dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Sarı’nın memleketindeki ilk sergisi Şişhane, Aybastı Sokak’taki Öktem Aykut Sanat Galeri’nde.
1989, İzmir doğumlu sanatçı Dorian Sarı, Tevfik Fikret Lisesi’nden mezun olduktan sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nde uluslararası siyaset bilimi ve Yunan dili ve edebiyatı eğitimi alır. Üniversiteyi bitirdikten sonra Napoli ve Tel Aviv’de çağdaş sanat galerilerinde çalışır. Cenevre’deki HEAD Güzel Sanatlar Fakültesi ve Basel Sanat Enstitüsü’ndeki master sürecini ise sanatçı şu sözlerle anlatıyor: “İtalya ve İsrail’den sonra kendimi Cenevre’de buldum. Burada birlikte çalıştığım insanlar bana sanatçı olup olmak istemediğimi sordular. Benden olumlu cevap gelince olaylar gelişti ve İsviçre’nin kültür başkenti Basel’de master yaptım. İsviçre Güzel Sanatlar Ulusal Ödülü Swissart’a layık görüldüm, bir atölyem oldu, Basel beni çok sevdi, ben de Basel’i. Zaman içinde Baselli bir sanatçı oldum.”

İSTENMEME DURUMU VE ŞİDDET

O sandığınız kişi ben değilim

Bu yıl Basel Kunstmuseum’da gerçekleşen ‘Post-Truth’ sergisine ‘Ayayayay’ isimli videosuyla katılan Sarı, Öktem Aykut’taki sergisine bu işinden bir dal çıkarıyor; videoda yer alan yönünü kaybetmiş, yanlış kararlar almış, toplumun istediği forma ayak uyduramamış kişinin fotoğraf karelerini izleyiciyle buluşturuyor. Sanatçı için memleketinde bir sergi açması ‘geri dönüş’ü simgeliyor. Bu metaforun okumasını sanatçı şu şekilde yapıyor: “Bu geri dönüşle beraber zaten sistemin içinde kaybolmuş, nereye ait olduğunu bilmeyen, doğru tercihlerin ne olduğunu anlayamamış kişinin karşılaştığı şiddet, taşlama ve istenmeme durumunu anlatıyorum.” Bu fotoğraf karelerinin içinde bulunduğu çerçeveler bir taş parçası ya da tuğla tarafından kırılmış durumda. Sırtına silah dayanmış bir halde; toplumdan, doğrulardan, zaman ve mekân kavramından kaçan kişi, tüm bunlar yetmezmiş gibi aynı zamanda izleyici tarafından da taşlanıyor. Sanatçı izleyicinin bu şiddet karşısındaki tepkisini “İlginçtir ki çoğu izleyici kendini daha çok fotoğraftaki karakterle özdeşleştiriyor. Ona taş atan ya da istemeyen tarafta durmuyor. Taşlanan, yuhalanan, kabullenilmeyen bu karakteri seçerek izleyici kendini ‘kurban’ ediyor. Türkiye’den ayrılırken, bir LGBTİ+ birey olarak ben de kurban tarafındaydım. Dinler, destanlar, masallar, efsaneler bizim kahraman olmamıza izin vermiyor. Ya cellat olacağız ya da kurban” sözleriyle anlatıyor.
Sergi mekânının girişindeki zemininde çoğu izleyicinin fark etmediği bir çalışma bulunuyor; küçük bir sandal ve birbirinden ayrılmış iki kürek. Bu sandal sergiye de adını veren ‘geri dönüş’ü anlatıyor; bir iç sıkıntısının, kaşıntının geri geldiğini duyuruyor: “Duvardaki fotoğraflar çok sert, çok kara. Bu vahşi görüntüyü su esintisi ile yumuşatmak istedim. Ayrıca yere çizilmiş bu sandal ve küreklerin arkaik, fosilleşmiş hatta soyut bir görünümde olmasını istedim. Aslında ‘Hep buradaydım’ demenin başka bir yolu bu. Bilinçaltına bir yolculuk gibi düşündüm.”

Haberin Devamı

‘GÖZLER’ İZLEYİCİNİN ÜZERİNDE
Sergide yer alan daha önce üretilmiş tek çalışma üst kattaki ‘isimsiz’ kemer. Duvarda iliklenmiş halde duran bu deri kemer global dünyadaki Batı’nın dominant duruşunu işaret ediyor. Bu kemer dünyanın genelinde iklim krizi, salgın, kıtlık, ekonomik buhran yaşanmasına rağmen buna kayıtsız kalan sistemin bir temsili: “Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki giydiğimiz kıyafetten içeceğimizi koyduğumuz bardağa, kullandığımız her şeyle biz global anlamda bir kelebek etkisi yaratıyoruz. Giydiğimiz bir kazağın ipliği Çin’den, düğmesi Uruguay’dan geliyor; üretim yeri ise Bangladeş. Pasif ve dominant Batı dünyasını merkeze konan, deri bir kemerle anlatıyorum. Merkezden çevresinde olan biteni gizlenmiş şekilde izliyor.”
Her şeyi görmesine rağmen, dokunulmaz, iletişim kurulamaz, otoritenin temsili bu kemerin karşısındaki duvarda devasa boyutlarda yaka kurdeleleri yer alıyor. Anma törenlerinde, farkındalık haftalarında, özel günlerde göğsümüze iliştirdiğimiz bu kurdelelerin de insanları ayrıştırdığının altını çizen sanatçı Sarı, ‘post-truth’ kavramından bahsediyor: “Hepimiz bir topluluğa üyeyiz. Hepimize belli sıfatlar yüklenmiş. Gerçekliğimizi yitiriyoruz. Ait olmadığımız baloncukların içinde ortak noktalarımız olmadan, birbirimizden ayrışmış halde yaşıyoruz. ‘Black Lives Matter’ hareketine beyazlar destek verirse eşitlik sağlanabilir. Kendini heteroseksüel olarak tanımlayan bireyler LGBTİ+’nın yanında olursa var olan vahim durum değişebilir. Ancak böyle bir atmosfer hâkim değil.”
Buluntu kullanılmış yatakları dikerek ürettiği ‘gözler’ ise izleyicinin üstünde. Uyuduğumuz, rüya gördüğümüz, rahatladığımız, hatta öldüğümüz, yaşantımızın üçte birini geçirdiğimiz bu yataklar, bize gözümüzü açıp farkına varmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Dorian Sarı’nın ‘Zır Zır, Kaşıntı Geri Döndü’ adlı sergisi 13 Kasım’a kadar Öktem Aykut Galeri’de.