GeriKitap Sanat Müze deneyimi bu yeni süreçle yeni bir bakış açısı kazandı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müze deneyimi bu yeni süreçle yeni bir bakış açısı kazandı

Müze deneyimi bu yeni süreçle yeni bir bakış açısı kazandı
İstanbul Modern Direktörü Levent Çalıkoğlu. FOTOĞRAF: LEVENT KULU
Abone Olgoogle-news

İstanbul Modern, 2004 yılından bu yana Türkiye modern ve çağdaş sanat tarihinin değişim ve dönüşümüne yer verdiği, uluslararası bir yönelimle gelişen koleksiyonunu paylaştığı sergilerine devam ediyor. Müze yenilenen koleksiyon sergisinde, 1950 sonrası Türkiye sanat ortamındaki soyut ve figüratif resmin gelişimi ile doğa ve çevre üzerinden şekillenen çağdaş sanat yapıtlarını bir araya getiriyor. İstanbul Modern Direktörü Levent Çalıkoğlu’yla yeni sergiyi ve pandemi döneminin sanat ortamını nasıl şekillendirdiğini konuştuk.

Müzeler ve sanat galerileri pandemi nedeniyle en zor dönemlerini yaşıyor. Koleksiyon serginizi böyle bir dönemde yenilediniz. Bu süreç sergiyi hazırlarken sizi nasıl etkiledi?
Pandemi döneminde en çok etkilenen alanlardan biri de kültür-sanat. Tüm dünyada müzeler, galeriler, sinema ve konser salonları kapılarını kapattı; festivaller, fuarlar iptal edildi ya da belirsiz bir tarihe ertelendi. Sergi açılışlarına yetişemediğimiz bir yoğunluktan evlerde sosyal izolasyona geçtiğimiz bir dönem yaşadık. Bu beklenmedik durum, kurumların kapıları kapalı kaldığı süreç içerisinde nasıl iletişim kuracaklarını, ziyaretçilerine neler sunacaklarını, sanatçılarla nasıl yeni diyaloglar gerçekleştirebileceklerini görmeleri ve anlamaları açısından çok önemli bir tecrübe oldu.
Koleksiyon sergimizi aslında nisan ayında yenilemeyi planlıyorduk. Meydana gelen pandemi sürecinde faaliyetlerimize ara vermek durumunda kalınca sergi hazırlığını da dijitale taşıdık. Bir yandan çevrimiçi ve sanal sergi turları, dijital arşivler, eğitim programları, atölyeler, sinema gösterimleri ve etkinlikleri ‘Sanata Sarıl’ başlığı altında gerçekleştirirken bir yandan da yeni koleksiyon sergisini dijital olarak kurmaya başladık. Sanatçı ve yapıt seçimleri, sergi yerleştirmeleri, tanıtım materyalleri, sergi metinleri gibi pek çok detay müzeyi açtığımız anda harekete geçmek üzere hazırlandı. 16 Haziran’da müzeyi yeniden açtık. Beş gün sonra ise yeni koleksiyon sergimiz ziyarete açıldı.

Dünyada pek çok büyük müze küçülmeye gitti ve işten çıkarmalar yaşandı. İstanbul Modern bu süreci nasıl yönetti?
Pandemi süreci pek çok sektörü olduğu gibi ekonomik anlamda kültür- sanat dünyasını da hazırlıksız yakaladı. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren müzeler belirttiğiniz gibi küçülmeye giderek bazı departmanlarda insan kaynağında daralmalara yöneldi. Süreç halen devam ediyor. Üzerinde düşünülmesi gereken pek çok başlık mevcut. Özellikle kültür-sanat dünyasında, galerilerde ve sanatçılarda pandeminin kalıcı etki yaratacağına inanıyorum. Müzecilikte yetişmiş insan kaynağına sahip olmak çok önemli bir değer. Bir taraftan yeni müze binamızın inşaatı sürerken sahip olduğumuz insan kaynağını koruyarak, tüm dünya için zorlu olan bu süreci hep birlikte atlatmayı arzu ediyoruz. Sanatseverlerin, kamu ve özel sektörün sağlayacağı katkı ve desteğin her zamankinden önem kazandığı bir dönem bizi bekliyor.

DİJİTALLEŞME GENÇ İZLEYİCİNİN ERİŞİMİNİ ARTIRDI

Müze deneyimi bu yeni süreçle yeni bir bakış açısı kazandı

İçinde bulunduğumuz koşullar göz önüne alındığında müzeleri nasıl bir gelecek bekliyor? Sizin nasıl bir projeksiyonunuz var?

Var olmak, mücadele etmek ve mevcut olanı nasıl sürdüreceğimize dair stratejiler geliştireceğimiz bir gelecek bizi bekliyor. Müze deneyimi bu yeni süreçle yeni bir bakış açısı kazandı. Dijital imkânların sunduğu avantajlarla müzeler etkinliklerini farklı bir formatta sürdürebiliyor, izleyiciye sanat etkinliklerini farklı bir gözle deneyimleme imkânı sunuyor. Bunun yeni bir etki alanı olduğunu düşünüyorum. Müzelerin dijitalleşmesi özellikle genç izleyicinin bu ortamlara daha kolay erişmesini sağlıyor. Dijital etkileşimin artık her müzenin gündeminde yer alacağına inanıyorum. Ancak her zaman müzede fiziki olarak bulunmanın, sanat yapıtlarıyla etkileşimin, onlarla karşı karşıya kalmanın yeri ayrı olacaktır. Sanat yapıtının aurası dediğimiz çarpıcı anın içinde olmak, karşılaştırılamaz bir deneyimdir.

Koleksiyon sergileri müzelerin kuruluş amaçlarına yönelik bir misyon gibi de kabul edilir. Yeni koleksiyon sergisini hazırlarken böyle bir düşünceniz oldu mu?
Elbette oldu. İstanbul Modern’in kurulduğu 2004 yılından bugüne yedi koleksiyon sergisi düzenledik. Bu sergilerle Türkiye modern ve çağdaş sanatının değişim ve dönüşümüne yer vermekle beraber, uluslararası bir yönelimle gelişen koleksiyonunu da paylaştık. Kronolojik ve tematik bir yaklaşımla hazırlanan bu sergiler, günümüz sanat dünyasındaki yeni dinamikleri görünür kıldı ve farklı coğrafyalardaki güncel yaklaşımların kavramsal benzerliklerine yer verdi. Sanatın sınırları aşan ortak doğasını göstermeyi amaçlayan sergilerimizde, sanatçıların hem geçmiş hem de güncel çalışmalarını sunduk.

Eser, tema ve sanatçı seçiminde nasıl bir yol izlediniz?
Geçici mekânımızın ikinci katında 1980 sonrası çağdaş sanat dünyasında doğa kavramı ve çevre sorunlarına odaklanan çalışmalara yer veriyoruz. Resim, heykel, video, yerleştirme, fotoğraf gibi farklı medyumlarda doğanın izini süren, çevre sorunlarına işaret eden sanatçıların yakın dönemde ürettiği çalışmalar, özellikle pandemi döneminde yakından hissettiğimiz doğa ve canlılara farklı bir gözle bakmamızı sağlayacaktır. Bu seçim ve sergileme doğanın yitimine, kaynakların tükenmesine ve çevre sorunlarının önlenemez artışına dikkat çekmek isteyen bir yaklaşımla, farklı kuşaklardan sanatçıları bir araya getirdi. Üçüncü katta ise 1950 sonrası Türkiye sanat ortamındaki soyut ve figüratif resmin gelişimini, kronolojik bir akış içerisinde, ikonik örnekler üzerinden sergiliyoruz. İlk bölüm, geometrik ve lirik bir yaklaşım ekseninde temellenen soyut resmin Anadolu ve İslam kültüründen beslenen görsel ve düşünsel etkilerini görünür kılıyor. İkinci bölümde ise figüratif resmin toplumsal gerçekçi örneklerinden 1970’li yılların yeni figüratif yaklaşımları ile 1980’li yılların dışavurumcu ve kavramsal örneklerine uzanıyor.

Sergide yapıtları yer alan sanatçılar:
Kuzgun Acar, Haluk Akakçe, Erol Akyavaş, Tomur Atagök, Alper Aydın, Barbara-Zafer Baran, Bedri Baykam, Cihat Burak, Ergin Çavuşoğlu, Nejad Melih Devrim, Latifa Echakhch, Neş’e Erdok, Abidin Elderoğlu, Ahmet Elhan, Tayfun Erdoğmuş, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Kamil Fırat, Mehmet Güleryüz, Neşet Günal, Balkan Naci İslimyeli, İhsan Cemal Karaburçak, Komet, :mentalKLINIK, Nusret Nurdan, Orhan Peker, Jennifer Steinkamp, Ziya Tacir, Canan Tolon, F. Tülin, Ömer Uluç, Fahrelnissa Zeid.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle