GeriKitap Sanat ‘Kuzey’den gelen ‘Nordic Noir’ havası...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Kuzey’den gelen ‘Nordic Noir’ havası...

‘Kuzey’den gelen ‘Nordic Noir’ havası...
Abone Olgoogle-news

‘İsveç polisiyesinin kraliçesi’ Camilla Läckberg’in ‘Hayalet Adası’ adlı kitabı, karanlık atmosfer tasviri, iyi çizilmiş karakterleri, gerilimi yüksek kurgusu ve ince ayrıntılarda sakladığı gizemiyle polisiye tutkunlarına soluk soluğa bir okuma vaat ediyor.

Son yıllarda İskandinav polisiyelerinin Amerikan polisiyeleri karşısında engellenemez bir yükselişi var. Bu yükselişin en önemli sebebi de ‘Nordic noir’ler. İskandinav ülkelerinin hemen hepsinde tüm dünyada milyonlarca kopya satan yazarlar olsa da bu türü başlatan İsveçliler. İskandinav polisiye-suç kurgusunda her şey Amerikalı yazar Ed McBain’den ilham alan Maj Sjöwall-Per Wahlöö ikilisiyle başlar. Klasik suç romanlarındaki eğilimleri 10 kitaplık ‘Martin Beck’ serisiyle kıran yazarlar, polisiyeseverlerin üstüne kuzeyin soğuğunu estirir. Yine iki İsveçli; Henning Mankell’in Kurt Wallander’ı ile Stieg Larsson’un ‘Ejderha Döğmeli Kız’ı polisiyeseverlerin dikkatini İsveç’in üstüne çeker. Suç romanlarının sosyal eleştiri içeren hikâyeler için iyi bir çerçeve oluşturabileceğini kanıtlayan yazarlar metafor içermeyen sade, doğrudan okuyucuya ulaşabilen tarzlarıyla edebiyatta kendilerine has bir bölge yaratmayı başarırlar.

Romanları monoton hayatları içinde polislerin günlük çalışmalarına odaklanan ve çoğu zaman birkaç suçun eşzamanlı olarak soruşturulmasını içeren kurgu usulüne sahip bahsettiğimiz bu yazarlar artık yaşamıyor. Mankell ve Larsson’un ayak izlerini takip eden Camilla Läckberg, büyük bir okur kitlesinin polisiye iştahını doyurmayı biliyor. İsveç sahilleri üzerindeki karanlık atmosfer tasviri, iyi çizilmiş karakterleri, karmaşık tahlilleri, gerilimi yüksek kurgusu ve ince ayrıntılarda sakladığı gizemle Läckberg, ‘Krallar’ın bıraktığı tahta oturmuş bir ‘Kraliçe’ artık. 10 romandan oluşan Fjällbacka serisiyle 60 ülkede 25 milyondan fazla kopya satmayı başaran ‘İsveç polisiyesinin kraliçesi’nin ‘Hayalet Adası’, ‘Nordic noir’ dünyasında hükümdar olarak onaylanması aslında.

‘Buz Prensesi’yle başlayan serinin yedinci kitabı ‘Hayalet Adası’, modern polisiyenin tüm referanslarını taşırken, karakter zenginliği ile okuyucuyu soluk soluğa bir maceranın içine sokuyor. Hem de deniz kıyısında küçük bir kasabanın gizem dolu sokaklarında.
Roman, İsveç’in zihinlerimizdeki ‘steril’ görünümünün tam zıddı sayılabilecek şeyle, kanla açılıyor; “Ellerinin kanlı olduğunu ancak direksiyona dokunduğunda fark etti. Avuçları direksiyonun deri döşemesine yapışmıştı.” Arabanın arka koltuğunda emniyet kemerini bağlaması gerekirken bile çocuğunu uyandırmaya cesaret edemeyen bir annenin kaçışı başlıyor. Nathalie ve sürekli uyku halinde göreceğimiz hasta oğlu beş yaşındaki Sam için önlerindeki uzun yolun sonu yerel halkın ‘Hayalet Adası’ adını verdiği Graskar’a varıyor. “Graskar denen bu ada onun sığınağıydı, cennetiydi.”
Nathalie adaya yerleştikten sonra çocukluk aşkı Matte ile görüşüyor. Bu görüşmenin ardından ise belediyenin finans direktörü Matte evinde ölü bulunuyor. Läckberg’in doğup büyüdüğü kasaba da olan Fjällbacka’daki bu cinayeti çözmesi için Patrik Hedström çağrılıyor. Bu dizinin en önemli karakteri Patrik’in cinayet romanları yazan karısı Erica da kendi araştırmasına girişiyor. Matte’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın yanında gelişen diğer hikâyelerle yazar okuyucunun zihnini meşgul etmeyi başarıyor.

Yazar, Erica’nın trafik kazasında çocuğunu kaybeden kardeşi Anna’nın depresyonu ve aile desteğiyle yavaş yavaş hayata geri dönüşünden, kocasının zulmünden kaçtıktan sonra Kopenhag’dan dönen bir kadın ve çocuklarına, kadınları korumak için kurulan ‘Sığınak’ın faaliyetlerinden, kasabada yapımı devam eden yeni otelin mali usulsüzlüklerine kadar birçok hikâye ve yan karakterin gelişimini kotarmayı başarıyor. Läckberg, İsveç’in uyuşturucu ticareti, motorcu kültürü ve çok yaygın olan aile içi istismarın yarattığı yıkımı alt metinleriyle iç içe geçiriyor. Yazar küçük ipuçları verse de cinayetin gizemi son sayfalarda herkes için üzücü bir sonla ortaya çıkıyor.
Ölülerin terk etmediğine inanılan ‘Hayalet Adası’, okuyuculara bir solukta bitirilebilecek bir polisiye vaat ediyor.

‘Kuzey’den gelen ‘Nordic Noir’ havası...HAYALET ADASI
Camilla Lackberg
Çeviren: Güneş Becerik Demirel
Doğan Kitap, 2020
496 sayfa, 49 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle