Koronavirüsün resmidir

Koronavirüsün resmidir

79 yaşında üretmeye devam eden Türkiye’de figür resmin büyük ismi Neş’e Erdok, koronavirüsle ilgili iki resim yaptı. Erdok, “Dünyanın istediğimiz şekilde değişmesi için koronavirüs salgınının gerekmesi çok acıklı. Aklımızı kullanıp ders çıkarmak zorundayız. Sanatçı, eğer sağlığı yerindeyse üretmeye devam edecek. O sırada dışarı çıkamıyor olabilir ama görsel bir hafızası vardır sanatçının” diyor.

Haberin Devamı

Koronavirüs karantinası günleriniz nasıl geçiyor, nasıl bir ruh hali içindesiniz, endişe durumunuz ne düzeyde?
Benim eve kapanma sürecim bu karantinayla başlamadı aslında. İki yıl önce ağır bir rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüm. Hastanede üç ay yattım, evde bakım dönemi geldi. Yürüyemiyordum, tekrar yürümeye başladım. Bu dönem zarfında sadece doktor kontrolleri için çıktım. Zaten evdeydim ve bunu bir çeşit ev hapsi olarak adlandırıyordum. Koronavirüs tehlikesiyle beraber ev hapsim zorunlu olarak evde kalmaya, bir çeşit izolasyona dönüştü. Zaten başka bir virüs kapıp tekrardan aynı tedaviyi görmemek için sahip olduğum bulaşma korkusu bu sefer koronavirüs bulaşma endişesine dönüştü. Üzüldüm, sıkıldım, endişelendim; sadece kendim için değil çevremde olan herkes için.

Haberin Devamı

Resminiz için Neş’e Erdok’un içinden geçtiği zamanın resmi, bir anlamda yaşamınızın anı defteri diyebiliriz. ‘Koronavirüs’ adlı iki resim yaptığınızı gördük sosyal medyadan. Bu iki resim nasıl filizlendi kafanızda?
Hastalandığım sırada yarım kalmış göç konulu büyük bir resmim vardı. Fizik tedaviyle birlikte sağ kolumu yavaş yavaş kullanmaya başladım. Önce resmin alt kısımlarını boyayabildim, sonra yere kitaplar koyup üstüne çıkarak üst kısmını boyadım. Hiç günlük tutmuş biri değilim ama sizin de dediğiniz gibi bütün resimlerim adeta bir günlük gibidir. Yaşadığım günlerde gördüğüm, ilgilendiğim insanlar, olaylar vardır resmimde. Seçtiğim temalar hep böyledir. Virüsü gösterdiler, ilginç bir şekilde çiçeğe benziyor. Bu kadar kötü etki yapan bir şeyin çiçeğe benzemesi tuhaf bir durum. Ben de yüzüne maske takan, maskeden çıkan uzantılar, kişinin saçları ve benzeri detaylar ile bir virüse benzeterek ‘Koronavirüs’ diye adlandırdığım bir baş yaptım. Sonra bir diğer resimde maskeli bir ikinci kişi koydum. Önce tek başına düşündüm bu figürü, iki de kedi vardı. Kedi var ama benim kedim yok aslında. O yüzden resimlerde çok kedi var. Resim ilerledikçe hep bir şeyler ekledim, başka kediler, başka insan figürleri girdi işin içine. Yine bu dönemde ‘Sınırlar Açıldı’ diye bir resim, fizik tedaviden bir resim, hastaneden bir resim yaptım.

Koronavirüsün resmidir

Koronavirüsün resmidir

Haberin Devamı

SANATÇININ YALNIZLIĞI FAYDALI
Daha önce sizinle yaptığım söyleşide resim yapmanın yalnızlık istediğini belirtip “Ben içekapanık bir çalışma yapıyorum. Onun için hayatım boyunca hep yalnız yaşadım” demiştiniz. Yalnızlık sizin tercihinizdi. İçinden geçtiğimiz Korona günleri ise yalnızlığı zorunlu kılıyor. Tercih olarak yalnızlıkla zorunlu yalnızlık nasıl gerilim yaratıyor sizde?
Sanatçılarda yalnızlığın yarattığı gerilim faydalıdır bence. Zorunlu bir yalnızlık kimse istemez ama bu durumdan beslenir sanatçılar. Bütün ressamların konuları farklı olabilir ama genelde kötümser bir tabiatım olduğundan bana biraz daha uygun sanırım. Her şeyin en kötü tarafını düşünerek işe başladığım için bu bana çıkış noktası oldu. Öteden beri anlattığım Egon Schiele ile ilgili bir anı vardır. Biliyorsunuz Egon Schiele hapiste kalıyor, hatta böyle bir resmim de vardır. Bir gün birisi dışardan bir portakal getiriyor hücresine. Oradaki bir taburenin üzerine bir mendil veya kâğıt üzerine de portakalı koyup resmediyor. İşte size bir resim konusu. Yani her koşulda aslında resim yapılabilir.

Haberin Devamı

Resminiz sizin ‘anı defteri’niz olduğu için seyretmek, gözlem yapmak önemli. Zorunlu tecrit günlerinde hayatı nasıl gözlemliyorsunuz? Televizyon, internet, sosyal medya...
Hem Türkiye’den hem dünyadan bütün haberleri televizyondan takip ediyorum. Özellikle doktorları ve halk sağlığı uzmanlarını izliyorum. Her gün gazetem geliyor ama bir süre beklettikten sonra okuyorum. Bir taraftan da etkileniyorum tabii. Bu ara bir çeşit mantar hastalığı geçirdim, bütün vücudumda kırmızı lekeler, döküntüler oluştu. Neden olduğunu tam bilemiyorum ama belki bu sıkıntıların da etkisi vardır.

Eve kapanmak, bazıları için daha fazla kitap okumak, film-dizi seyretmek, kendine dönmek, yazmak gibi yıllardır yapmak isteyip yapamadıkları için fırsat sunuyor. Bu durum sizin için de geçerli mi?
Kitap okumak, film izlemek zaten hep yaptığım şeylerdi. Bu devam etti. Belki okuduğum kitaplar biraz değişmiş olabilir. Bazı kitaplar tekrardan okunabilir böyle zamanlarda. Örneğin Albert Camus’nün ‘Veba’sı tekrardan okunabilir. Dostoyevski’ler tekrardan okunabilir. Genç yaşta okumuşsunuzdur, bir de şimdiki yaşınızda okursunuz tüm edindiğiniz tecrübelerle birlikte...

Haberin Devamı

Koronavirüsün resmidir

Pek çok kişi koronavirüsten sonra dünya artık eski dünya olmayacak diyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Sanat dünyası üzerinde nasıl bir etkisi olacak, bu yaşananlardan ders çıkartabilecek miyiz?

Dünyanın istediğimiz şekilde değişmesi için bir koronavirüs salgınının gerekmesi çok acıklı. Diyelim ki sağlık alanındaki tüm mevcut eksiklikleri görmüyor muyduk önceden.
Aklımızı kullanıp ders çıkarmak zorundayız. Müze karşıtları da olmuştur her zaman, halbuki müzeler sanat eserlerini toplayan ve koruyan alanlardır, olması gerekir. İnternete girerek oradan her müzeye ulaşabiliyorum olayı başkadır bakın. Resmin kendisini görmekle kitap veya bir ekrandan görmek çok farklıdır. Kendisini görmek gerekir. Çok başkadır ışığının, renginin, boyasının yaptığı etki. Yine açılsın müzeler, görelim derim ben.

Haberin Devamı

Bir sanatçı nasıl avantaja dönüştürebilir bu karanlık günleri?
Sanatçının eğer sağlığı yerindeyse üretmeye devam edecek. O sırada dışarı çıkamıyor olabilir ama görsel bir hafızası vardır sanatçının.

 

Haberle ilgili daha fazlası: