‘Kendin’ olma Can, ‘biz’ ol!

‘Kendin’ olma Can, ‘biz’ ol

Fran Pintadera’nın yazıp Gómez’in resimlediği ‘Uslu Çocuk’, bir ailenin trajikomik halleri üzerinden ebeveyn tutumlarının çocuklar üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Çocuk olma hakkını yücelten kitap kendisi gibi olmak isteyen herkese ilham veriyor.

Haberin Devamı

Üstün anne-babaların üstün çocukları; onların hayatı dünyaya gelmelerinden çok önce planlanıyor. Hangi kreşe gideceklerinden hangi saatte uyuyacaklarına, beslenme programlarından katılacakları spor-sanat programlarına kadar hayatlarının her ayrıntısı ince ince hesaplanıyor. Tüm bunların ‘başarı’ uğruna yapıldığı malum. Mevzu, ders notlarıyla parlayan, üstün davranışlarıyla göz kamaştıran örnek çocuklar yetiştirmekse yaklaştınız. Ama bu çocuklardan yaratıcılık, hayal gücü ve kendi yeteneklerini keşfetmelerini bekliyorsanız, orada durunuz. Ebeveynlerinin çizdiği sınırların dışına çıkmaları adeta yasaklanmış bu çocukların bir noktadan sonra ne kadar kendileri olduğu bile tartışılır, kaldı ki kendi yollarını çizmeleri. Olsa olsa uzantıları haline geldikleri ailelerini mutlu etmek üzerine ‘kurgulanabilir’ böyle bir hayat.
Fran Pintadera’nın yazıp Gómez’in resimlediği ‘Uslu Çocuk’, aşağı yukarı bu tarife uygun bir ailenin trajikomik halleri üzerinden ebeveyn tutumlarının çocuklar üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Çocuk olma hakkını yücelten kitap kendisi gibi olmak isteyen herkese ilham veriyor.
Ünlü bir ‘doktor’ olan Bayan Uysal ve muhteşem bir ‘öğretmen’ olan Bay Uysal sayısız üstün başarı ödülüyle taçlanmış mükemmel birer kariyere sahipler. Neredeyse kusursuz olan Uysalların tam anlamıyla kusursuz olmalarının önündeki tek engelse oğulları Can’ın, bütün çabalara rağmen, onların beklentilerine göre davranmaması. Can dilediğince resim yapmak istiyor, kuşların peşinden koşmak, içinden geldiği gibi oynamak, oynarken coşmak, bağırıp çağırmak istiyor.
Ama Bay ve Bayan Uysal’a göre tüm bunlar Can’ı kendilerine yakışan, uysal, akıllı, başarılı ve iyi bir evlat olmaktan hızla uzaklaştırıyor. Bu yüzden de durmadan müdahale ediyorlar çocuğa: “Bağırma Can! Top oynama Can! Koşma Can! Benimle tartışma Can!...” Kısacası, “Can’lık yapma Can!”
Bu noktada illüstratör Gómez’in çizimlerinden bahsetmemek olmaz. Özellikle oyunun ortasında durdurulan, parmak sallanan, susturulan Can’ın duygularını anlamamızdaki rolü çok büyük. Aynı şekilde Can’ın annesiyle babasının canavara dönüştüğü sahne de sürekli tenkit edilen, uyarılan, durmaksızın direktifler yağdırılan çocukların duyguları hakkında çarpıcı ipuçları sunuyor.
Peki, kendisine adeta “Kendin olma, biz ol!” denen Can, ne mi yapıyor? Haliyle, bir süre sonra çocuğun içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Ama bir sabah öyle bir şey oluyor ki... Anne-babasının gurur duyduğu, insanların tanımak için can attığı, Uysal ailesinin hayallerindeki harika çocuğa dönüşüveriyor Can.
Siz de ‘Çocukluğun Üstün Temsilcisi’ unvanını kazanan Can’ın başarı sırrını öğrenmek isterseniz çocukları çok güldürecek, yetişkinleriyse davranışlarıyla yüzleştirip bol bol düşündürecek büyük sürprize hazır olun derim.

‘Kendin’ olma Can, ‘biz’ ol
USLU ÇOCUK
Fran Pintadera
Resimleyen: Gómez
Çeviren: Ayşegül Utku Günaydın
Uçanbalık Yay., 2020
40 sayfa, 35 TL.