GeriKitap Sanat Kendimizi yeniden inşa etmek: Psikosoybilim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendimizi yeniden inşa etmek: Psikosoybilim

Kendimizi yeniden inşa etmek: Psikosoybilim

Anne Ancelin Schützenberger geliştirdiği psikosoybilim yöntemini, insanın atalarından aldığı ve amacı geçmişle yüzleşmek, kendimizi yeniden inşa etmek olan bir ruhsal miras olarak tanımlıyor. Ona göre, her birey belli bir soy zincirine bağlıdır.

Spinoza, ‘Teolojik-Politik İnceleme’nin yedinci bölümünde ‘Kutsal Kitap’ın yorumlanması’ konusunu irdelerken, Hz. İsa’nın, “Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin” sözünü şöyle şerh eder: “İsa bunu bir yasakoyucu olarak değil, ahlaki dersler veren bir öğretici olarak söylemiştir. (...) Öte yandan, bunu yozlaşmış bir devlette yaşayan ezilen insanlara söylemişti. (...) İsa’nın, haksızlığa katlanmayı ve dinden sapanlar karşısında her yerde geri çekilmeyi salık veren dersleri, yalnızca adaletin göz ardı edildiği yerde ve baskı dönemlerinde geçerlidir; iyi düzenlenmiş bir devlette değil.” Baskı dönemlerinde direnirseniz helak edilirsiniz diyor İsa ve olup bitenlerin adaletin kalesi olan bir devlete taşınması gerekir. Peki. Spinoza’dan bağımsız olarak soralım şimdi: Sağ yanağımıza bir tokat atana öbür yanağımızı da çevirmek bize ne yapar?
Bu girizgâhı, Anne Ancelin Schützenberger’in ‘Psikosoybilim’ kitabı vesilesiyle yapıyorum. Girizgâhın sert olduğunun farkındayım ama psikolojik olan, teolojik ve politik olanın sonucudur. Psikosoybilim, Schützenberger’in inşa ettiği, yeni bir yöntem ve yeni bir bilim dalı. Psikolojinin alt dalı olarak, klinik psikolojiden yola çıkılarak inşa edilmiş. Yani psikanalizle alakalı değil. ‘Psikosoybilim’ kitabına bu yeni bilim dalının elkitabı diyebiliriz. Psikosoybilimin konusu, Schützenberger’e göre, insanın atalarından aldığı ruhsal mirasıdır; amacı geçmişle yüzleşmek ve kendimizi yeniden inşa etmektir. Ona göre, her birey belli bir soy zincirine bağlıdır.

Schützenberger, psikosoybilimin konusunu, Kitabı Mukaddes’teki yeşil üzüm metaforuyla açıklarken, problemin geçmişten beri geldiğini söylerken, bunun seküler bir sorun olmadığına da dikkat çekmiş olur: “Yeşil üzüm metaforu, anne-babalarımızın, onların anne-babalarının ve hatta daha eski atalarımızın aktardığı ve sonraki kuşaklar tarafından bedeli ödenen kabahatleri, yanlışlıkları ve günahları temsil eder: “Anneler ve babalar çok yeşil üzüm yediler ve bu nedenle çocuklarının kamaşan dişleri oldu.” “Ama” der, Schützenberger, “bir birey sadece kendi eylemlerinin ve hatalarının bedelini ödemelidir.”
Schützenberger, psikosoybilim terimini 1980’lerde Nice Üniversitesi’ndeki öğrencilerine aile içi bağların, iletme (transmission) ve kuşaklaraşırılığın ne olduğunu anlatabilmek için oluşturduğunu belirtiyor. İletme, suçluluk duygusunun, kabahatin, yasın, günahın sonraki kuşaklara iletilmesi... Kuşaklaraşırı, sonraki kuşaklara aktarılan sır tutulan, söylenmeyen, tarif edilmemiş olandır. Schützenberger, kuşaklaraşırı kavramını, ‘inşaatın kabası’ metaforuyla adlandırıyor.

Schützenberger’e göre, aile sırları, ‘söze yasaklanan’, yani dile getirilmesi yasaklanan konular, dolaylı yollarla, sözgelimi yüz temasının kesilmesiyle, kaşların çatılmasıyla iletilir. “Ayrıca, aile albümünün bazı fotoğraflarına veya belli film sahnelerine, televizyon programlarına, ailenin amatör kamera çekimlerine bakarken oluşan belli türden bir gerilim veya sessizlikle de iletilebilir.” Teoriyi, yöntemi ve temel kavramlarını, bir şair olarak da kendime yakın bulduğumu söylemeliyim; kitabı merakla okurken kendi şiirimi analiz ediyormuşum duygusuna da kapıldım. Şiirin geçmişle ilgili olduğunu, geçmişin kazılmasını da gerektirdiğini ileri sürerken, Schützenberger’in teorisinden habersizdim. Kuşkusuz şiir, geçmişin ifşası değildir. Daha önce şairin, bugünle değil, geleceğe seslenen ve geçmişle konuşan bir ruhu vardır, demiştim.

Kendimizi yeniden inşa etmek: PsikosoybilimPSİKOSOYBİLİM
Anne Ancelin Schützenberger
Çeviren: Kağan Kahveci
İş Kültür, 2021
224 sayfa, 26 TL.

False