GeriKitap Sanat Keçinin günahı ne?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Keçinin günahı ne?

Keçinin günahı ne?
Charlie Campbell
Abone Olgoogle-news

Charlie Campbell’ın ‘Günah Keçisi: Başkalarını Suçlamanın Tarihi’ bizi arama zahmetinden kurtarıyor ve Hıristiyan, Yahudi, komünist, cinsel, gerçek, iktisadi, tıbbi hayli günah keçisini karşımıza çıkarıyor.

Bazen dünyaya gelme nedenlerimizden biri de başkalarını suçlamak mı diye düşünürüm. Bunu diyen ben de başkalarını suçlarım zira. Dedikodunun gerekli olduğundan dem vurulur ya, acaba ‘günah keçisi’ yaratmak da bu türden bir teselli mi? Suçlamadan yaşayamayız ve günah keçimiz ortalıkta görünmüyorsa hemen çağırır ya da arar, yenisini buluruz.
Charlie Campbell’ın ‘Günah Keçisi: Başkalarını Suçlamanın Tarihi’ (İthaki Yayınları, Çev: Gizem Kastamonulu, 2020) bizi arama zahmetinden kurtarıyor ve Hıristiyan, Yahudi, komünist, cinsel, gerçek, iktisadi, tıbbi hayli günah keçisini karşımıza çıkarıyor.
Karantina öncesi, Uskumruköy civarında bir ‘kayıp keçi’ ilanı gördüm, otobüsten indim, fotoğrafını çektim. Kedi, köpek duyurusuna mebzul miktarda rastlıyoruz ama kayıp keçiyi ilk duyuşumdu. Keçinin gülümseyen iki resmine içli de bir metin eşlik ediyordu. İlan aylarca kaldı direkte.
Kayıp keçi, keçileri kaçırmak, günah keçisi. Keçi gibi hem tragedyanın hem mitolojinin hem de masalların canı olan bir varlığa yapılacak şey mi bu? Kedi, köpek, at, kuzu, kuş gibi sevilmesi ‘gönüllü zorunluluk’ esasına dayanan kardeşlerimizin yanında, en çok eşeği ve keçiyi severim. İkisinin de inatçılığını severim diyeyim, aslında kararlılık demek gerek buna. İkisi de insan kardeşlerinin çoğundan daha kararlı ve daha anlayışlı.
“Adı kötüye çıkmış sokaklar gibi” der ya Tuna Kiremitçi, keçinin adı da günahla anılır. Kitapta ‘günah keçisi ritüelinin insanlığın başlangıcına dayandığı’ belirtiliyor. Zamanla da insanlar günah keçisi olarak kullanılıyor. Çağlara, toplumlara göre değişiyor. Ama değişmeyen şey, kurban anlayışı. Keçiler, özürlüler, suçlular... Herkesin günahları onların üstüne yığıldığına göre, ‘günahsız’ sayılmaları gerekmez mi aslında?
Ezcümle, öteki hep günah keçisi. Üstelik uzaklara, topluluklara, düşüncelere, dinlere filan gitmeye gerek yok, Bachmann’ın “Faşizm, iki kişi arasındaki ilişkide başlar” dediği gibi, iki kişiden biri her zaman günah keçisidir! Öyleyse hepimiz günah keçisiyiz!

GÜNAH KEÇİSİ Keçinin günahı ne
BAŞKALARINI SUÇLAMANIN TARİHİ
Charlie Campbell
Çeviren: Gizem Kastamonulu
İthaki Yayınları, 2020 
216 sayfa, 22 TL. 

 

 

 

KARAKAÇAN: DÜNYANIN EN GÜZEL GÖZLÜ ARKADAŞI

Karakaçan da güzel, Keloğlan’ın eşeği. Bütün eşekler güzel ve gözlü. Galiba yakında yalnızca doğa müzelerinde, hayvanat bahçelerinde sergilenecekler. Oysa onlar ‘yaz atları’ sayılmazlar mı? Yaz tablosunda, bir günebakan vadisi, bir atlas mavisi, inceden yeşil bir yol da varsa, yanında mutlaka bir Oktay Rifat şiiri olacağını söylemeye gerek yok, bir de eşek vardır, eşekli adam vardır, o zaman yaz tamamdır!
Eşekler, arkadaşlar, kardeşler, yoldaşlar! Ece Ayhan’ın ‘Açık Atlas’ şiirine sesleri pencereden girmiştir, Ece de sonunda “Efendiler! Eşekler susabilirler/ Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?” buyurmuştur ama, bana kalırsa, eşekler de çocuklarla birlikte gülmeliler! Çocukların da şiirin de doğanın da yüzünü güldüren ama bahtı da kendileri gibi kara eşekler.
‘Başka bir yaşam mümkündü’ kederinden belki de hep hülyalı bulurum eşekleri. Bir küçük, dostluk kitabı yazmak isterim onlar için. Robert Bresson’un, o sessizliği hepimizin sesi kılan filmi ‘Au Hasard Balthazar’ı (Rasgele Balthazar) hatırlarım. Onca el değiştiren Balthazar da bir anlamda sahiplerinin kötülüklerini de taşıyan bir ‘günah eşeği’dir. En sevdiğim çocuk kitabı olan, Comtesse de Segur’un ‘Bir Eşeğin Anıları’nı ise ‘çocuk kalbi’yle yeniden okumayı isterdim! Ama o kalp beni çoktan unuttu!
Fantastik edebiyatın öncülerinden R.L. Stevenson’ın ‘Eşekle Seyahat’i (Alakarga, çev: Derman Gülmez Aydın, 2020) 12 günlük bir Güney Fransa yolculuğunu anlatır. Kendisi ‘siyah ekmek yiyen, eşeğine beyaz ekmek yediren’ bir Âdem Baba’dan satın alıp adını Modestine koyduğu eşeği sonunda o da üzülerek satar. Zira uygar bölgelere gelmiştir ve at arabasıyla devam edecektir: “Zavallı hayvan! Beni bir tanrı olarak görüyordu! Yemeğini ellerimden yemeyi severdi... Erdemleri kendine aitti” diyerek eşeğine veda eder.
Eşeklerin bilgeliği, keçilerin kararlılığı, atların bağlılığı, kedilerin bağımsızlığı, köpeklerin anlayışlılığı ve hemen hepsinde içkin olan sezginin insanlara da nasip olması dileğimizdir.

EŞEKLE SEYAHAT Keçinin günahı ne
Robert Louis Stevenson
Alakarga Yayınları, 2020
160 sayfa, 20 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle