GeriKitap Sanat Karanlık Divan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karanlık Divan

Karanlık Divan
Abone Olgoogle-news

Şair Haydar Ergülen Enis Batur’un yeni şiir kitabı ‘Karanlık Oda Şarkıları’nın tanıtımını şiir olarak yaptı...

Enis Batur’un yeni şiir kitabı ‘Karanlık Oda Şarkıları’ için...
“Yarısına geldim” diyorum, “ben bitirdim çoktan” diyor,
“Doğu-Batı Divanı’nın devamı”, ‘hımmm’ demişim gibi
bir suskunluk telefonda, belki de asıl bu cümlenin devamı
için bir düşünce esi benimkisi, sonra divandan divana, hangisi
devamı, Gri olan mı, Seferi mi, Alaca, Barok belki, peki
bir divan ne zaman tamam olur? Tamamlanır değil, tamamlanmaz,
tamam olmak bir Bektaşiir meşrebidir, elverir, yolverir, ol... Hem
niye şimdiki olmasın başlangıç, önce yazılmıştır devam da, ola
ki böyle de açılabilir yazı ama, sanmam ki bir anlamı olsun bunun
üzerinde uzun uzun durmanın da, durmadım, baktım: “Ben ne
okudumsa yazdım”, bir daha söylesem sanki hoşuma gidecek
gibi, “Ben ne yazdımsa okudum” diyorum başta da sonda da,
bu başı sonu olmayan bela tekniğinde, ‘Karanlık Oda Şarkıları’na
geldim, geldim ki ‘Müphem Buluşma Kayıtları’ bekliyor beni yolda
“kendimle ve kendimdeki ötekilerle”, çoğalmış, yol almış, yoğalmış,
çokların değil yokların derdine düşmüş bir defter elimdeki: Yoklama!
Ernst Bloch, Muhammed Arkoun, zarif Cahit, çiçek İlhami, Federico
Garcia, böyle daha mı genç oluyor, ölüm tanımasın diye söylemiyor
Lorca’yı belli ki, “aferin böyle iyi”, Aragon, ve birden nerden çıkıyorsa
şu “Tezberi”, görür görmez, arada bir şarap eksiğini tamamladığın o
kalenderi düşüyor aklına, şimdi ötede midir beride mi, Haneberduş’un
arasına koyup bir dahakine gidereyim eksiğini, in libro veritas, kitabın
içindeki de gerçektir, harflerin şarabından hakiki ne var, şöyle kekre
bir Hurufi, siyaha yakın kırmızı, şarabın eksiğini kitap tamamlar... mı?
“Eski mühürleri okumak” diyordu Oktay Rifat, eski alfabeleri gezmek,
eski harfleri süslemek, eski damgalar, imzalar, yazılar kazıya kazıya,
şiir midir buluntusu kazının, öyle ya, bir buluntusu olmalı okuntunun da,
boşa gitmiş bunca harften sonra kaç alfabe kaldı elimizde kaç Fenike,
kaç çiviyazısı, ki alev almış bir çarmıh gibi atılıyor elden ele, şiirin üstüne
kalıyor, şairin eline, ondan bu bitmez çarmıh, bu eski karanlık, bu eski şarkı
“sen içindekilerin sırasını değiştir” ince bulacak mıyız şiirlerin de “Carmina
Minora”sını, hiç sanmam, bulamayacağız, şiir bulmamaktan yapılmış bir
buluntudur, kalıttır bulamamak onca ozandan, veliden, dervişten, uludan,
hadsizliktir haddini bildirmek üzere kendine, başkasına bildiremeyeceğimiz
şeyler vardır zira, had ve şiir, kor alevinde hanenin, yalnızca tava getirilir...
Devamı mı demiştin, devam değil, soğumaya bırakılacak şey de değil, birikim
diyelim, şimdilerde din ya da iktisat terimleriyle açıklanıyor ya her şey, çöp
ev bile, bunlar da onun birikimi işte, şairin çöp evi, olmalıydı ama bir çöpşiir,
yâd edişi gibi onun Metin Eloğlu’nu, ‘sencil değer’ yüklü sözcükler ve onları ‘ölesiye
sarhoş’ edişine bakarak, çöp demeliydik belki artık çöpten toplanıyor şiir! Boşa
gitmesin diye! Gitmez, karanlık odası olur bazen arzunun, ve yolculuğun eski
normali değişmeden sürer gider buradan... Şiirin evindeyim, eskiden bir ev olmuş
dünyada, dostların arasındayım, şurada bir yerde olmalı Attar da, yoksa da ne gam,
o hiçbir yere gitmemişti ki kitaptan, Enis’in evindeyiz, Divan-ı Lügati’t-Enis’teyiz,
şiirengiz, şehrengiz, ilm-i harf, birbirine karışmış sayılmaz hiçbiri, hepsi iç içe,
ve aynı yerden su içiyorlar, aynı gözeden, bambaşka akıyorlar hep bambaşka
koyaklar, vadi, ova, delta, in, kovuk, köstebek yuvası, tabiatıyla... Böyle giderse
‘genç dostum’ pek yakında sorulmadık soru bırakmayacaksınız dünyada, tabii o
sizi sağ bırakırsa ve girilmedik in! Demişsiniz gerçi: “Sanmayın ki inine çekilmek
kolayın kolayı... küşümlerden, yıldırı yağışından yalıtılabilseydi.” Huzur yok,
olmayacak da, hiç çıkmayan çekilmez de, içindeyse in evin, ev ormanı diye bir şey
belki de, çöpşiirev dediğin. Yaza yaza sona, sonuna gelmez insan, yazmak hep başa
dönmektir, gidip döneriz, varacak bir yer de yoktur, çıkış da. Hem böyle hapisanesi
varsa, niye çıkmak istesin insan? Cehennem filan da sayılmaz üstelik, biraz karanlık
o kadar! Ha ha ha! İnsandan daha karanlık bir şey var mıymış ha? Kitaba döndüm
ki, daha başlamamışım bile! “cenazemin peşinden yürüyecek bütün alfabeler” daha!

Karanlık DivanKARANLIK ODA ŞARKILARI
Enis Batur
Simurg Art Yayınları, 2020
528 sayfa, 55 TL.

False