GeriKitap Sanat Kanonik metinlere çok sesli okuma
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kanonik metinlere çok sesli okuma

Kanonik metinlere  çok sesli okuma
Edward Said

Edward Said, Necmiye Alpay çevirisi ile bir kez daha okurla buluşan çetin çekirdek kitabı ‘Kültür ve Emperyalizm’de şimdiyi geçmişle birlikte okuyor. Emperyalizmin dünyaya yaydığı kötülükleri sıralayan, yoğun, eleştirel, çok bağlamlı ve düşündürücü okuması hiç tükenmeyecek cinsten bir kitap...

Dickens’tan Camus’ya değin neredeyse bütün 19’uncu ve 20’nci yüzyıl yazarları, romanlarında işledikleri sömürge toprakları ve karakterleri yaratırken hep Batılı okuru gözetmişlerdir. Bu sessiz bir ‘geçiştir’ ve öyle kolaylıkla üstünden geçip gidilecek bir mesele değildir. Amerika dahil bütün Avrupa arşivinin kanonik metinlerini ‘çoksesli okuma’ yöntemiyle yeniden gözden geçirmek gereklidir. Edward Said’e göre bütün bir kültür birikimiyle, emperyalizm çağının ilişkisi ancak böylece görülebilir. “Örneğin bir yazar bir sömürgedeki şeker plantasyonunun İngiltere’deki belirli bir yaşam biçimini ayakta tutmak açısından önemli sayıldığını gösterdiğinde, işin içinde neler olduğu okunacaktır.” Roman, İngiltere’nin denizaşırı imparatorluğunun bir katılımcısına dönüşmüşse mesela, bu sadece edebiyat içi bir mesele olarak düşünülemez.
Bir nevi taşın altına bakmak gerekir ve Edward Said, Necmiye Alpay çevirisi ile bir kez daha okurla buluşan çetin çekirdek kitabı ‘Kültür ve Emperyalizm’de tam da buna girişir. Sömürgeci Amerika ve Avrupa ülkeleri ile onların bu dönemde oluşmuş edebiyatları arasında paralel, eleştirel okumalar yapar. Emperyalizmi salt bir iktisadi güç yayılımı olarak görmez Said. Eliot’dan mülhem, ‘şimdiyi geçmişle birlikte okumak’ fikrinden hareket eder. “İmparatorluklarla emperyal bağlam arasında kesin bir örgü vardır ve emperyalist ülkeler başkalarının topraklarına giderken bunun ontolojisini de oluştururlar.” Sonradan kervana katılan Amerika dahil başta İngiltere ve Fransa, ‘uzak topraklara tahakküm ederken’ bir dizi kuram ve tavrı da beraberinde taşır. Her ne kadar ‘kârın ve daha çok kâr umudunun büyük önem taşıdığı açık’ olsa da içerde yaşayan saygın insanlar için bir gereklilik mitinin yaratılması gerekir.
Emperyalizm kendi tecrübesini kültürün içine dahil ederken bu dahlin ürettiği kutsamanın kavranması gerekmektedir. Edward Said’e göre, mesela “gerçekçi Avrupa romanının, başlıca amaçlarından biri toplumun denizaşırı yayılmacılığa olan rızasını sağlamaya çalışmaktır.”
“Benim incelemek istediğim, emperyalizm sürecinin, iktisadi yasa ve siyasal kararlar düzlemlerinin ötesinde nasıl oluştuğu” diyen Said, düşünsel anıtlar diye sterilize edilen ulusal kültür düzleminin sürekli pekiştirme yoluyla kültür bileşenlerine büründürülerek nasıl aktif olarak kullanıldığına eğilir. Edebiyat, emperyalizmin yayılımına katılmakta ve onu desteklemektedir. Eğer, kültür ve emperyalizm durağan değillerse onların geçmişlerini ve bugüne yansımalarını esastan sorgulamak şarttır.
Şarkiyatçılık gibi esaslı ve tartışmalar doğurmuş bir kitap ‘Kültür ve Emperyalizm’. Mümkün olan en geniş kuşatımdan yol alarak, kanonik metinleri kendi bağlamıyla ‘çoksesli okuma’ya tabi tutuyor Said. Kondrad’ın kült yapıtı ‘Karanlığın Yüreği’ni ele alıyor mesela. Ona göre kitabın “büyük etki gücü, onun deyim yerinde ise politikasının ve estetiğinin emperyalist olmasından, emperyalizmin 19. yy’ın sonlarında kaçınılmaz bir estetik, politika hatta bilgi kuramı olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır”. Öte yandan bu tek yönlü bir bakış egemenliği kurar. Faili gibi imperatifleşir. Oysa edebiyat bir ‘fetih işi’ değildir. Napolyon’un Mısır’a girişi sırasında yazılan 24 ciltlik ‘Description’ ile onun karşısına dikilen Ceberti’nin ‘Acaibü’l-Asar’ı düşünüldüğünde ‘ne denli eşitsizliğe dayalı bir zeminde’ kültürel çekişmeler yaşandığı anlaşılabilir.
Flaubert veya Nerval’in yazdıkları da Fransız sömürgeciliği bağlamı dışında tam okunamaz. İktidar ağırlığını kurmuş Batılı toplumlarla aydınların ilişkisi iyi irdelenmelidir. 1967 savaşından bu yana ırkçı, indirgemeci ve çiğdir Batı aklı. Her ne kadar ‘karşılaştırmalı edebiyat özünde Amerika ve Avrupa edebiyatını dünyanın merkezi sayan bir anlayışı’ barındırmış olsa da
‘tıpkı büyük evlerdeki hizmetçiler gibi, yaptığı işler doğal kabul edilip romanlarda adından öte pek söz edilmeyen’leri anlamak için büyük imkândır.
“Bugün hiç kimse katışıksız olarak tek şey değildir” diyor Edward Said ve emperyalizmin dünyaya yaydığı kötülükleri sıralıyor. Yoğun, eleştirel, çok bağlamlı ve pek düşündürücü okuması hiç tükenmeyecek cinsten bir kitap.

KÜLTÜR VE EMPERYALİZM  Kanonik metinlere  çok sesli okuma
Edward W. Said
Çeviren: Necmiye Alpay
Metis Yayınları, 2021
464 sayfa, 68 TL.

False