GeriKitap Sanat Kalplerde alkışlarla yaşıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kalplerde alkışlarla yaşıyor

Kalplerde alkışlarla yaşıyor
Abone Olgoogle-news

Türk müziğinin büyük ustası Zeki Müren aramızdan ayrılalı 24 yıl oldu. Dün ölüm yıldönümünde sevenleri sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla sanat güneşini unutmadıklarını, onu ne kadar özlediklerini bir kez daha gösterdiler. ‘Kalpten kalbe akışlarla, alkışlarla yaşıyorum’ diyen büyük ustayı biz de özlemle anıyoruz.

En klasik ve ona en yakışan tabirle ‘sanat güneşimiz’ Zeki Müren’in ölüm yıldönümüydü dün. 24 Eylül 1996’da aramızdan ayrılıp ebediyete intikal etse de yaydığı ışık hiç sönmedi. Kalbimizde ve alkışlarla yaşamaya devam ediyor.

Cumhuriyet tarihinin en önemli müzisyenlerindendi. Türkiye’nin yalnızca müzik hayatında değil, sosyal ve siyasal hayatında da en önemli figürlerden biri oldu.

İşte Benim Zeki Müren’ sergisinin katalog yazısında müzik yazarı Derya Bengi onun dönemi içinde yerini şu sözlerle tanımlıyor:

“Gençliği toplumda değişim yellerinin esmeye, yenilik hayallerinin hakikate evrilmeye başladığı yıllara denk gelmişti. Zamanın ruhunun emrine amadeydi. Gündelik dil gibi şiirin, edebiyatın dili de yenilenip sadeleşirken, asri zamanların yeni güfteleri nihavend, hicaz, rast gibi yüzü Batı’ya daha dönük makamlarda kendilerine rahat bir yatak buldu. Bunun öncüsü de, bir numaralı yansıtıcısı da Zeki Müren’di. Alaturkayı yozlaştırdığı yönündeki iddiaların aksine, onu sönüp gitmeden yeniden popülerleştirerek, tekrar bir pop müzik haline getirerek ayağa kaldırdı. Alaturkanın ömrüne ömür kattı. 1921’de doğsa belki halis bir sanat musikisi icracısı, 1941’de doğsa belki memleketin ilk rock starı olacaktı. Doğrusu, 1931’de doğarak da bunların ikisi birden olmayı becerdi.”

Denilebilir ki Cumhuriyet tarihinde taşıdığı farklı, hatta marjinal imajına rağmen hemen her kesim tarafından sevilmiş, takdir görmüş bir başka müzisyen olmamıştır.

Bursa’da 6 Aralık 1931’de orta halli bir ailede dünyaya geldi Zeki Müren. Ses mirasını dedesinden aldığına inanıyordu.

İLK PLAK

Kalplerde alkışlarla yaşıyor

İlk plağını 1951’in Mayıs ayında yayınladı. Hamiyet Yüceses, Perihan Sözeri, Abdullah Yüce gibi isimleri bünyesinde barındıran Sahibinin Sesi, genç bir yetenek arıyordu. Şükrü Tunar onlara Zeki Müren’i önerdi. Zeki Müren, sözlerini Halide Pişkin’in yazdığı Şükrü Tunar’ın uşşak bestesi ‘Bir Muhabbet Kuşu’nu, seslendirdi. O günü daha sonra şöyle anlatacaktı: “Bu eser çok aceleye geldi. Şükrü Tunar notayı önüme sürdü ve yarım saat içinde bana plağa okuttular. İçli eserleri beğeniyorum. Acaba fazla hassas oluşumun tesiri midir nedir, böyle eserleri okurken ve hatta dinlerken kalbimin burkulduğunu hissederim”.

CAHİDE SONKU MAKYAJINI DA YAPTI
Zeki Müren 1953-1971 arasında, 18 yılda 18 film çevirdi. İçinde bol bol şarkı söylediği bu filmlerin büyük çoğunluğunda doğrudan doğruya Zeki rolündeydi. Bir kez Bedri, bir kez Rasim, bazen de Ali oldu. Makas Ali ya da Bülbül Ali. İlk filminde Cahide Sonku’yla oynadı. Lise yıllarında, Beyoğlu’nda, Foto Şehir’in vitrinindeki fotoğraflarını hayranlıkla seyrettiği o efsane kadın, şimdi karşısında hem sevgilisinin annesi, hem de yitirdiği babasının eski sevgilisi rolündeydi. Filmin yalnız oyuncusu değil, yapımcısı, üç yönetmeninden biri, her şeyi Cahide Sonku’ydu. “İlk makyajımı bile bana kendi eliyle yaptı. Sette belki 50 kişinin önünde önce o fondöteni, sonra sarımsı pudrayı yüzüme sürerek beni taltif etmiş oldu”.

KİM BU RADYODAKİ SES?

Kalplerde alkışlarla yaşıyor

Zeki Müren’in profesyonel müzik hayatı 1950’de, henüz 19 yaşındayken İstanbul Radyosu’na girişiyle başlar. 186 kişinin girdiği sınavın jürisinde Orhan Veli’nin babası Veli Kanık, Refik Fersan, Fahire Fersan ve yine radyonun önemli isimleri vardır. Yorgo Bacanos da okuyuculara uduyla refakat etmektedir. Jüridekiler Zeki Müren’e kaç şarkı bildiğini sorarlar. Dört bine yakın şarkı bildiğini söyleyen Zeki Müren, jürinin rastgele seçtiği şarkıları okuyarak bunu kanıtlar. İlk canlı neşriyatını ise 1951’de yapar. Yılbaşı günü, yani 1 Ocak 1951’de Perihan Altındağ Sözeri’nin rahatsızlanması üzerine Refik Fersan, Zeki Müren’i arayarak canlı yayın için onu radyoya çağırır. Böylece Zeki Müren de radyoda ilk canlı konserini vermiş olur. Dönemin spikeri Tarık Gürcan “Mazeretine binaen seansına gelemeyen Perihan Altındağ Sözeri yerine Zeki Müren’i dinlediniz” diyerek canlı yayını bitirir. Bu yayından sonra İstanbul Radyosu, az önce okuyan solistin kim olduğunu merak eden dinleyiciler tarafından telefon yağmuruna tutulur. Zeki Müren’e haftada bir canlı yayın yapma hakkı verilir. Zeki Müren’in Türkiye’de duyulması işte ilk olarak bu radyo programıyla olur.

SAHNEDE ZEKİ MÜREN KURALLARI

Kalplerde alkışlarla yaşıyor

İlk uzun soluklu sahne tecrübesini 1954’te İzmir Fuarı’nda yaşadı, ertesi yılın başlarında Şükrü Tunar’ın organizasyonuyla Adapazarı’ndan Manisa’ya, Eskişehir’den Antalya’ya uzanan bir turneye çıktı. İçkili gazino sınavınıysa İstanbul’da, Küçük Çiftlik Parkı Gazinosu’nda verecekti. Artık pişmişti. 23 Mayıs 1955’te, Şeker Bayramı’nın ilk gününde, gazetelerdeki ilanda şu satırlar okunuyordu: “Küçük Çiftlik Parkı Zeki Müren’i takdimle şeref duyar. Bayramın birinci gecesinden itibaren yalnız bir yaz sezonu için.”

Sahneye tepeden tırnağa siyah kostümler yerine, alışılmışın dışında, beyaz ve bordo frakla çıkıyordu. Selahattin Pınar’ın da aralarında bulunduğu üstatlar, ricası üzerine, arkasında birörnek kıyafetlerle, bir konser disiplininde dizilmişlerdi. 

UZAYDAN GELEN PRENS
Beyaz ve renkli fraklar, papyona takılan küçücük inciler, aynalı yakalar, yakadan sarkan ampullü çiçekler… Ama gazino sahnelerine getirdiği değişim, kılık kıyafetle sınırlı kalmadı. Karadan denize uzanan bir iskele gibi sahneden seyircilerin arasına uzanan T biçimli platform Zeki Müren’in yeniliklerinden biriydi. Sabit mikrofonun önünde dimdik duran şarkıcıların aksine, sahnede kordonlu bir el mikrofonu sayesinde sürekli hareket halindeydi artık. Kendisini takip eden renkli ark ışıkları da bu atmosferin tamamlayıcısıydı. Hayat dergisi 1958’de onu “Sahne hayatına bir revü havası getiren genç ses yıldızı” olarak tanımlıyordu.

Sahnede söylediği şarkılar ağırdan hafife, kıyafetleri de buna uygun olarak smokinden allı pullu ceketlere doğru bir seyir izliyordu.

Pek çok kişinin anılarında vurgulandığı üzere, Zeki Müren sahneye çıktığında, salonda çatal bıçak sesleri kesilir, pek bir şey yenilip içilmezdi. Hatta sahne sırası gelmeden önce, gürültüye mahal vermemek için, garsonlar tarafından bütün masaların hesabı toplanmış olurdu.

BODRUM BODRUM
Yaşadığı döneme her anlamda damgasını vuran Zeki Müren hayatının son dönemini büyük bir mütevazılık içinde Bodrum’da geçirdi. Ne Bursalı ne İstanbullu, artık sadece Bodrumlu hissediyordu kendini. Zeki Müren, son halk konserini 8 Eylül 1984 Cumartesi gecesi Bodrum Kalesi’nde verdi. 31 Aralık 1985’te, Çakıl Gazinosu’nda, yılbaşı gecesine mahsus olmak üzere son bir kez daha şarkılar söyleyerek sahne defterini kapadı.
Ezberinden bize aktardığı binlerce şarkı, yüzlerce beste ve filmleriyle bizde yeri gerçekten çok Zeki Müren’in.

*Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergi kataloğundan yararlanılmıştır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle