Kadınların kendini bulduğu cesaret öyküleri

Kadınların kendini  bulduğu cesaret öyküleri

‘Geçer Diyenler Sizde Nasıl Geçti’ adlı ilk öykü kitabıyla okurla buluşan Arzu Hiçyılmaz’ın kaleminden çıkan öyküler sıradan insanların sıradışı deneyimlerini sunuyor. Öykülerin ortaklaştığı yer ise kadınlar. Kız çocukları, yaşlı kadınlar, yalnız kadınlar, kendi dünyasında çırpınan kadınlar.

Haberin Devamı

Bu bir ilk kitap. 13 kısa öyküden oluşan bir öykü kitabı. ‘Geçer Diyenler Sizde Nasıl Geçti?’, uzun zaman bir köşede demlenmiş, iyice tadını almış öykülerden oluşuyor. Arzu Hiçyılmaz’ın kaleminden çıkan öyküler yaşamın sıradan insanlarının sıradışı deneyimlerini okura sunuyor. Öykülerin ortaklaştığı yer ise kadınlar. Kız çocukları, yaşlı kadınlar, yalnız kadınlar, kendi dünyasında çırpınan kadınlar. Çocukluğun suskunluğunu yetişkinlikte dile getirenlerin öykülerini yazıyor Hiçyılmaz. Bazen bir etli biber dolması pişiminde büyüyor kadınlar, bazen Asuman Teyze’nin yaşına gelince ancak dile dökülüyor yaşadıkları. Terapi odalarından evlerin salonlarına süzülen yaşamların dertlerine ses oluyor. Aramızda usulca dolaşan hayatların sözlerini işitiyoruz yazarın sözcüklerinden.
İlk öykü kitabına kıyasla deneyimli bir yazarın olgunluğunu taşıyan Arzu Hiçyılmaz, bundan sonra da nice öykülerini okuyacağımıza dair göz kırpıyor. Taptaze ve iyi demlenmiş bir yazarı müjdeliyor.
Yazar, öykülerinde sanki ortak bir bellek kuruyor okurun hafızasında. Bildiğimiz, sevdiğimiz yemeklerin başka tatları, karşılıklı içilen kahvelerin ömürlük hatırları kuruluyor. Bazen bir aile sofrasında, bazen ocağın üstünde ama çoğu zaman da yalnız. Öyküleri okurken sanki yazarın sesli düşüncelerini duyuyoruz, okuruyla dertleşiyor, okuruna danışıyor yer yer. Öyle ki tüm öyküler aslında okuruna soruyor sahi “Geçer diyenler sizde nasıl geçti?” diye.
Gündelik rutinin beslediği deliliğin kıyısındaki kadınlar, onları delirtenler ve kadınların yeniden kendini bulduğu cesaret öyküleri her biri. Aslında okura sorduğu sorunun yanıtını da yine kendi buluyor yazar. Kendini sağaltmanın yolu konuşmak, dile gelmek, dertleşmek kendi kendine veya bir başkasıyla ama mutlaka o yükü tek başına değil diğerleriyle paylaşmak, dayanışmak... Ve aslında yazmak. Arzu Hiçyılmaz da yazarak geçirenlerden, kafasına takılanları sesli dile getiren, yaşamına tanıklık ettiklerini ve hayal gücünü konuşturanlardan. Kadınlar birbirine güç verdikçe, birbiriyle sahiden konuştuklarında, paylaştıklarında, kısacası dayanışma içinde olduklarında güçleniyorlar. Böylelikle yıllarca susulanlar ortaya dökülüveriyor ve hepsi ayrı birer öyküye konuk oluyor.
Arzu Hiçyılmaz’ın öyküleri ilk kez okurla buluşurken kitabın ilk iki öyküsü ‘Etli Biber Dolması’ ve ‘Kınalı Kuzum’ Seyhan Livaneli Öykü Yarışması finalistlerindendi. Hiçyılmaz, okurunu şaşırtmayan bir vaatle iyi yazılmış, incelikle kurulmuş karakterler sokuyor edebiyatımıza.

KİTAPTAN
Tamam bir şeye ihtiyacın olursa çağır beni. Ağır bir şey kaldırma. Zaten belin fena. Başımıza iş çıkmasın. İlgi gösteriyor-muş gibi. Yalan! Hep bir -muş gibi. Ne ilgisi? Bana bir şey olursa başına kalırım diye. Sandık odası adını verdiği ufak odanın kapısını hırsla açtı. Keskin naftalin kokusu yüzüne hücum etti. (...) Her hastalıkta aynı terane. Bir şeye ihtiyacın olursa çağır diyor bir de. Çağırır mıyım? Hep öfkeli surat, hep bir buhran. Öff! Niye evlendim ki seninle?

GEÇER DİYENLER

Kadınların kendini  bulduğu cesaret öyküleri

SİZDE NASIL GEÇTİ?

Arzu Hiçyılmaz
Alfa Kitap, 2021
116 sayfa, 15 TL.