GeriKitap Sanat Kadınlar, kadın gibi rakı içer!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadınlar, kadın gibi rakı içer!

Kadınlar, kadın gibi rakı içer!

‘Kadehlerdeki Dudak İzleri’, içki içmekle ilgili pratiklere bakarak, kadınların özgürlüğüne, görünürlüğüne, Osmanlı’dan bugüne toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşitsizliğine kocaman bir ayna tutuyor.

‘Kötülüklerin anası’ içki, kadınlara da en çok anne olarak bakan toplumda hep bir iktidar meselesi olmuş. Kadınları şekillendirmek, kısıtlamak için en çok... Overteam Yayınları’nın Anason İşleri Kitapları’ndan çıkan Şengün Kılıç Hristidis’in yazdığı ‘Kadehlerdeki Dudak İzleri’, toplumun içkiye bakışı konusunda bilgi edinmek için dev bir külliyat. Müthiş hikâyeler, hatıralar, söyleşiler, yazılar ve tarihi belgelerle Osmanlı’dan bugüne toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşitsizliğini, özgürlük mücadelesini anlatıyor bize.
Kadınların hak mücadelesi bir sofrada gönlünce oturmak için de hep var olmuş. Yasakları hep delmenin yolunu bulmuşlar kadınlar ama kimileri sürgün edilmiş, kimileri ahlaksız ilan edilmiş, kimilerinden vesika istenmiş. Günümüze geldiğimizde de rakı içen kadın bir türlü normalleşmiyor. Rakı içen kadına methiyeler düzülüyor, onlar da erkek gibi olmak üzerinden inşa ediliyor. Kadınlar ama ne yasakları ne de bu methiyeleri kabul ediyor. Yolu hep kadınlar açmış, erkeklerin kadınları tektipleştirmek, önlerine barikat çekmek için yaptıkları düzenlemelerle mücadele etmiş, kendi alanlarını kendileri savunmuş, özgürlükleri de kendileri elde etmişler. Bu elbette içki içmek için de böyle, bir masada oturabilmek için de. Bir külliyat deme nedenim de bu. Şengün Kılıç Hristidis’in kadı sicillerinden balolara, tarihi belgelerdeki satır aralarından toplumu tahlil edebilme gücü. Çarpıcı örnekler, belgelerle dönemin ruhunu anlamak mümkün. 1910’da Kapalıçarşı’da antikacı Mişel’in ikram ettiği konyağı geri çevirmeyen Salime Hanım sarhoş olduğu için yanındaki arkadaşı Naciye Hanım ve antikacı Mişel tutuklanıyorlar. Salime Hanım sarhoş olduğu için Sinop’a sürgün ediliyor. Bu cezayı Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa yeterli bulmuyor, fahişelik yaparken yakalanan Müslüman kadınların gönderildiği Bursa’ya gönderilmesine karar veriliyor.

MİNA URGAN'IN, TOMRİS UYAR'IN AÇTIĞI YOLDA... 
Toplumsal cinsiyet normlarının kadını namus, ahlak aile kavramlarının içine hapsetmesi, içki içen kadını da ahlaksız etiketinin altına sokuyor. 1920’de Büyük Millet Meclisi’nde içkinin yasaklanmasıyla ilgili Men-i Müskirat Kanunu tartışılırken gerekçe olarak, son zamanlarda kadınlara varana dek herkesin içkiye düşkün hale gelmesi gösteriliyor. Yasağın kaldırılması içki karşıtlarını öfkelendiriyor. Kadınların alkol bağımlısı olduğunu, çocukların daha alfabeyi öğrenmeden içki içmeyi öğrenmeye başladıklarını söylüyorlar. Bir annenin içki içmesi ihtimali bile deliye çeviriyor dönemin içki düşmanlarını. Ancak, Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1924’te yazdığı ‘Meyhanede Kadınlar’ romanında, içki yasağının içki içenlerin sayısının artışına neden olduğunu anlatıyor. 1940’larda Mîna Urgan, Nezihe Meriç, Halet Çambel, Leylâ Erbil, Tomris Uyar’ın açtığı yolda, kadınlar içkili mekânlarda müşteri olarak görülmeye başlıyor. 50’li, 60’lı yıllarda adabımuaşeret kuralları kitaplarına içki içen kadınlarla ilgili maddeler ekleniyor. Kitapta pek çok söyleşi ve yazı var. Her biri ayrı ayrı bir hazine. Aybala Yentürk’ten İzmir’in ilk bira fabrikasını açan Madame Prokopp’u, Pakize Türkoğlu’ndan Köy Enstitüleri döneminde içkiye bakışı, Feraye Işıl’dan Müzeyyen Senar’ı, Sevda Ferdağ, Deniz Türkali ve Ece Aksoy’dan kadınların içkili yerlerde çalışmak için almaları gereken ve ancak 2004’te kaldırılan vesika uygulamasını öğreniyoruz. Elif Key’in, Racia Adar’ın ve Ebru Çapa’nın yazılarıyla televizyondan, sinemadan kadınlara ve içki rakı sofralarına bakıyoruz. Sahi, televizyonda bir kadını rakı içerken en son ne zaman gördük? ‘Rakı içen kadın’ lafını rakı içmeyi seven biri olarak oldum olası sevmem. Biraz şans diyelim, çocukluktan beri, her kutlamada, yemekte olduğundan, rakıya hep bir kol mesafesinde büyüdüm. Arkadaşlarımla hep rakı içerek kutladım bir şeyleri. ‘Kadehlerdeki Dudak İzleri’ kitabı, ismini duyduğumdan beri aklımdaydı, şans eseri, hakkında yazmak da bana düştü. Kitapta yazıları ve katkıları bulunan tüm kadınlara teşekkürler. Sayelerinde, “Kadınlar, istediklerinde rakı içebilirler ve erkek gibi rakı içmezler. Kadın gibi içerler” sözünü yüksek sesle söylemiş oluyoruz.

KADEHLERDEKİ DUDAK İZLERİ Kadınlar, kadın gibi rakı içer
Şengün Kılıç Hristidis
Overteam Yayınları, 2021
256 sayfa, 48 TL.

False