GeriKitap Sanat Isabella Hammad: Maharetli bir 'Parizyen'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Isabella Hammad: Maharetli bir 'Parizyen'

Isabella Hammad: Maharetli bir 'Parizyen'
Abone Olgoogle-news

Birinci Dünya Savaşı yıllarında tıp okumak için Fransa’ya giden Filistinli bir gencin kendini bulma hikâyesini anlattığı ‘Parizyen’le tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken genç yazar Isabella Hammad, dönemin siyasi karmaşasını ve kalabalık roman kadrosunu maharetli bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Edebiyat için umut verici bir ses duyuyoruz ‘Parizyen’le Hammad’dan... 'Usta işi' bir ilk roman.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Ortadoğu’da, özellikle Filistin’de yaşananlar bugünün siyasetinin de zaman zaman konusu haline gelip üzerine konuşulabiliyor ancak bu türden meseleleri edebiyat ekseninde ya da bir romanla gündemimize getirip tartışan bir kitabı henüz okumuş değildim; ta ki Isabella Hammad’ın ‘Parizyen’ine kadar...
‘Parizyen’, ‘genç yazar’ Isabella Hammad’ın tereddüt etmeden ‘usta işi’ olarak nitelenebilecek ilk romanı. ‘Genç’ vurgusunun önemli bir nedeni var; çünkü Hammad henüz 27 yaşında kaleme alıyor ‘Parizyen’i. Romanında ele aldığı meselelerin ağırlığını bir tarafa yerleştirdiğimizde ise bu uçucu yaşta böyle usta işi bir romanı yazabilmiş olması gerçekten vurucu hale geliyor. Hammad’ın genç kaleminin değerini anlayanlar ise kendisini, dünya çapında ilgi uyandıran edebiyat ödülleri olan Plimton (2018) ve O. Henry’ye (2019) değer görmüş zaten.

OSMANLI FİLİSTİN’İNDEN...
‘Parizyen’, Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’daki çalışmalarından bağımsızlık savaşının başlangıcında Filistin’e dönüşüne kadar, bir gencin yolculuğu ve romantizmi ekseninde Filistin, dolayısıyla Ortadoğu tarihinin çok önemli bir dönemine odaklanıyor. Romanı, başından geçenlerle takip ettiğimiz kahraman ise Midhat Kemal. Midhat, Osmanlı Filistin’inin bir kasabası olan Nablus’tan zengin bir tekstil tüccarının oğlu olarak atılmış yazarı tarafından romanın dünyasına. Onu bir hayalperest, iflah olmaz bir romantik ve estetik duyuşları gelişmiş karizmatik bir aydın olarak tanımlayabiliriz. Kemal, savaşın patlak vermesiyle ise doğup büyüdüğü toprakları terk ederek Fransa’nın yolunu tutar. Tıp eğitimi alacak, hayallerindeki caddelerde dolaşacak, renkli masaların, eğlenceli toplantıların konuğu olacaktır. Bir anlamda doğup büyüdüğü küçük dünyası Nablus’tan düşlerindeki dünyaya, Paris’e geçiş fırsatıdır onun için bu ‘yolculuk’, fakat çok da hesapta olmayan bir aşk, tüm yolculuk kadar onun iç dünyasını da altüst edecektir. Bu aşk çevresinde Midhat Kemal’in yaşadıkları, hayata bakışının yeniden şekillenmesine de neden olacaktır.

DÖNEM ROMANI YAZMANIN İNCELİKLERİNİ SERGİLİYOR
Üzerine çok da titizlenilmemiş tarihsel romanların sorunları üzerine düşündüğümüzde, ele aldıkları tarihsel aralığı ve dönemin sinir uçlarını yeterince tahlil edemeyişlerini en ön sıraya koymak mümkün. Sonrasında ajitasyon gelir ki tarihin sağa sola çekilmeye müsait alanlarından tutup kendi lehine, tezine göre yontar bu türden metinler meseleleri. Bunların getirisi olarak da yine aynı şekilde ajitasyona meyilli karakterler doldurur romanın sayfalarını. Sonuç olarak da ortaya tarihsel gerçeklikten uzak, kurgusal olarak ise zayıf metinler çıkar. ‘Parizyen’ özelinde ise bu sorunların hiçbirinden bahsedemeyiz!
Isabella Hammad, dersine, ele aldığı tarihsel aralığa, en önemlisi de kurguya çok iyi çalışmış bir yazar olarak karşımızda ‘Parizyen’de. Üstelik Hammad, kahramanı Midhat Kemal’in Nablus’tan çıkıp Montpellier’nin, Paris’in salonlarında yaşadıklarına, ardından tekrar topraklarına dönüşündeki süreçte yaşanan siyasi gelişmelere kadar hiçbir boşluk bırakmayan bir yapıda ve inanılmaz sürükleyici bir şekilde yapıyor bunu. Kıyafetlerden caddelere, salonlardan dönemin alışkanlıklarına kadar genişleyip giden bir ayrıntı zenginliği de cabası. Genç yazar, bir dönem romanı yazmanın inceliklerini sergiliyor ‘Parizyen’in her sayfasında.

MAHARETLİ BİR ORKESTRA ŞEFİ GİBİ
Hammad’ın romanında odağına aldığı zaman dilimi ise 1914’ten 1936’ya dek uzanıyor... Bu yönüyle baktığımızda bir coğrafyanın kaderinin yeniden şekillendiği, kartların her dönemeçte tekrar karıldığı, masaların bozulup bozulup yeniden kurulduğu bir zaman dilimi bu: Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı devletinin dağılışı, İngilizlerin Ortadoğu, dolayısıyla Filistin üzerindeki hâkimiyeti, Arap ayaklanması... Bir asra yetecek gelişmenin bir-iki on yıl içinde yaşandığı bir dönem! Fakat Hammad tüm bu siyasi karmaşayı ve kalabalık roman kadrosunu maharetli bir orkestra şefi gibi yönetiyor. 20 yılı aşkın bu zaman diliminin hikâyesi Hammad’ın kalemi ve kahramanı Midhat Kemal’in özelinde çarpıcı bir romana dönüşüyor.
Bu çarpıcı romanın, siyasi ve duygusal iniş çıkışlarıyla orkestra şefini en yoğun çalıştırdığı bölüm ise şüphesiz Midhat Kemal’in Paris’ten ülkesine geri döndükten sonraki yaşadıkları. Midhat, İngiliz yönetimi altındaki Nablus’a döndüğünde, tüm bölgede milliyetçi bir ateş patlak vermiştir. Kemal’in hikâyesi ise bir ‘ulus’ fikriyle birlikte gelişmeye başlar çünkü kendisi ve ona yakın olanlar, ayrı düşmenin eşiğinde görünen bir dünyada bağımsızlık için çabalamanın ne anlama geldiğiyle yüzleşir. Midhat Kemal ise böyle bir dünyada çatışan inançları ve toplumunun beklentileri ile başa çıkmanın bir yolunu bulmalıdır. Bu aynı zamanda kültürel kimlik, milliyet, dil, din gibi kavramların tartışmasında bir romantik aydının kendi adına doğru yerde kalabilme uğraşıdır.
Yazının başında bir gencin yolculuğu demiştik ‘Parizyen’ için; evet fakat bu anlamda roman bir ‘tip’in ‘kahraman’a, ‘karakter’e dönüşme yolculuğu aynı zamanda. Tabii bir de genç bir yazarın; Isabella Hammad’ın yolculuğu bu. Edebiyat için umut verici bir ses duyuyoruz ‘Parizyen’ ile Hammad’dan...

Isabella Hammad: Maharetli bir ParizyenPARİZYEN
Isabella Hammad
Çeviren: İrem Kutluk
Alfa Yayınları, 2020
586 sayfa, 39 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle