Hollywood’un özel dedektifleri

Güncelleme Tarihi:

Hollywood’un özel dedektifleri
Oluşturulma Tarihi: Ekim 08, 2020 19:07

Amerikalı yazar Howard Michael Gould, edebiyat kariyerinin ilk romanı ‘Son Bakış’ta Hollywood dünyasında geçen hızlı ve eğlenceli bir suç hikâyesi anlatıyor. Bir dönemin özel dedektif romanlarını selamlayan Gould hem çok özel bir dedektif tiplemesi yaratmayı başarıyor hem de eğlence endüstrisinin karanlık tarafının yanı sıra hayatının canlı bir portresini çiziyor.

Haberin Devamı

Charlie Waldo, Idylwild yakınlarındaki San Jacinto Dağları’ndaki arazisinde, masallardaki evleri andıran küçük kulübesinde inzivaya çekilmiş bir adam. Onun dünyadan/medeniyetten elini eteğini çekmesinin nedeni yaklaşık üç yıl önce, Los Angeles Polis Departmanı’nın (LAPD) yükselen yıldızı olduğu günlerde yaptığı bir hata. Genç bir adamın cinayetten ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasına neden olan soruşturmayı yürüten Waldo, birkaç yıl sonra soruşturmada hata yaptığını fark etmiş, genç adamı temize çıkarmaya uğraşmış hatta bütün köprüleri yakarak Los Angeles Polis Teşkilatı’nı hedef alan bir kampanya başlatmış. Olayın trajik bir şekilde sonlanmasının ardından kendisini koymuş kendisinin önüne:
“Waldo en çok sorumlu tutulması gereken ama şimdiye kadar tutulmayan insanı gittikçe daha çok düşünmeye başladı. Öfkesini kendinden çıkarmanın zamanı gelmişti.”
İşte böyle başlamış inzivası. Ne var ki yeni hayatından ve hayat felsefesinden memnun. “İsteme, edinme, ihtiyaç duyma. Etkileme. Zarar verme” şiarını benimseyen Waldo, eşyalarını 100 sayısıyla sınırlayan, yiyeceklerini kendisi yetiştiren, biriktirdiği yağmur sularını kullanan, -aklı geride bıraktığı klasik otomobilinde olsa da- bisiklete binen, artırdığı paranın bir kısmını hayır kurumlarına bağışlayan, kısacası minimalist yaşayan bir adam. En büyük zevki Macbook’undan kitap okuyup çevrimiçi satranç oynamak.
Waldo’nun inzivası eski sevgilisi Lorena’nın ziyaretiyle sonlanacaktır. Los Angeles’ta özel dedektiflik bürosu işleten Lorana, Waldo’dan ülkeyi heyecana boğan bir cinayet soruşturmasında yardım istemeye gelmiştir. Cinayetin şüphelisi ünlü aktör, şimdilerde popüler bir dizinin başrol oyuncusu Alastair Pinch, karısı Monica’yı öldürmekle suçlanmaktadır. Ancak Alastair Pinch olay gecesi sarhoş olduğunu ve karısını öldürüp öldürmediğini hatırlamadığını söylemektedir. Aktörün oynadığı dizinin yapımcılarının maddi kayba uğramaması için olayın bir an önce çözülmesi gerekir ki bu iş için ‘ünlü Charlie Waldo’ya ihtiyaç duyulmuştur. Waldo, eski sevgilisinin teklifini reddeder ama aynı gün başka ziyaretçiler çıkar ortaya. Birkaç genç serseri bu işe karışmaması için biraz hırpalar Waldo’yu. Ardından ismi pek temiz olmayan bir dedektif tarafından itilip kakılır. En nihayetinde ne olduğunu bile bilmediği bir hafıza kartını iade etmesini isteyen Don Q. ve adamları Waldo’yu bir güzel ‘ıslatırlar’.
İster istemez davaya çekilen Waldo, şehre inip Alaister Pinch ve onun altı yaşındaki sevimli kızı ile tanıştığında olayı araştırmaya karar verir. Üstelik onu bu işe sokan Lorena’nın katilini de bulmaya kararlıdır. İşe koyulduğunda Hollywood’un yalanlarla örülü dünyasında doğruları bulmakta zorlanacaktır...

NEŞELİ VE HEYECANLI

Hollywood ve Los Angeles ABD polisiyelerine, özellikle de ‘Private Eyes’ dediğimiz özel dedektif tarzı polisiyelere gerek sinemada gerek edebiyatta uzun yıllar boyunca ilham kaynağı olmuştu. Eskilerden Dashiel Hammet, Raymond Chandler, James M. Cain, Ross MacDonald, Erle Stanley Gardner gibi ustaların ismini anmak gerekir ki bu yazarların romanlarından uyarlanan polisiye filmler de önemlidir. Yolu daha yenilerde Hollywood’a uğrayan dedektifler arasında ise Michael Connoly’nin Harry Bosch’u, Robert Crais’in Joe Pike’ı, Walter Mosley’nin Easy Rawlins’i, James Mellville’in Ken Tanaka’sı, Sue Grafton’un Kinsey Millhone’u, Michael Crichton’un Peter J. Smith’i, James Patterson’un Alex Cross’u sıralanabilir. Kuşkusuz adını anmadığım daha birçok yazar da var.
Filmleri, dizileri, zenginlikleri, skandalları, aşkları, güzel kadınları, yakışıklı erkekleri, şöhret ve servet arayan gençleriyle sadece Amerikan toplumunun değil bütün dünyanın ilgisini çeken Hollywood dünyasının romanların, özellikle de polisiye romanların merceğine takılması şaşırtıcı değil. İnsanlara hayal pazarlayan böyle bir dünyanın ardındaki kirlilik, polisiye yazarlarının iştahını kabartacak kadar vaatkâr görünüyor. İşte bu nedenler salıyorlar dedektiflerini Los Angeles sokaklarına, setlerine, ünlülerin villalarına ve yoksulların mahallelerine... Howard Michael Gould hem bu gelenekten etkilenerek hem de geleneği selamlamak için yazmış ‘Son Bakış’ı.
Yukarıda adını andığım yazarların birçoğu gibi Howard Michael Gould da Hollywood için senaryolar üretmiş, ilaveten yönetmenlik ve yapımcılık koltuklarında oturmuş bir yazar. Bu deneyiminin romana katkısı çok açık. İlk olarak dizi izleyicilerinin alışkanlıklarını etüt etmiş bir yazar olarak hikâyesine ne zaman hız katacağını, ne zaman güldüreceğini, iç karartıcı sahneleri mizahla dengelemeyi, insani dramlara ne zaman ve ne ölçüde yer vereceğini iyi biliyor. ‘Son Bakış’ı okurken bu romandan iyi bir film çıkar diye düşünmüştüm. Zaten Gould da kafasındaki fikri romandan önce senaryo olarak kaleme almaya başlamış, giderek cesaretlenmiş ve önce roman haline getirmeyi tercih etmiş. İyi bir senaryoda olması gereken -keskin diyaloglar, farklı kollardan ilerleyen entrikalar, hızlı ve sürükleyici bir tempo, aşk, erotizm, egzantrik karakterler- ne varsa eklemiş hikâyesine.

SERT ERKEK DEĞİL PEJMÜRDE BİR TİP...
Karakter demişken Charlie Waldo’ya kısaca değinmek gerekir: “Hollywood polisiyelerine selam gönderiyor” demiştim ama Gould’un dedektifi ‘Private Eyes’ efsanesini yaratan ‘sert erkek’ kahramanlardan biraz farklı; itilip kakılan, süngüsü düşük, fazlasıyla pejmürde bir tip. Buna karşılık dünyaya çevrecilik ekseninden aldığı tavırla, tüketim kültürünü sorgulamasıyla, adalet anlayışı ve vicdanıyla romanın en büyük kozu.
Eski zaman polisiyelerinde özel dedektifin merceği şehrin karanlığını delip geçer, toplumsal eleştiri onun ağzından dile gelirdi. Onlardan farklı bir tip olmakla birlikte, geleneği sürdürüyor Waldo. Cinayeti aydınlatmak için sokakları, Hollywood stüdyolarını, zengin semtlerini arşınlayan kahramanımız karanlıkta kalan insani durumları da aydınlatıyor: “Waldo, belki de ilk kez olarak, Alastair’i anladı ve onun için üzüldü. Adam nasıl bir dünyada yaşıyordu; sahte kahkahalar atan sahte arkadaşlar, sahte sokaklarda yürüyen sahte polisler, sahte âşıklara verilen sahte öpücüklerden sonra sahte yumruklar sallayan sahte insanlar.”
Ancak Gould’un kahramanının ağzından yaptığı siyasi ve toplumsal değerlendirmeler ya da yarattığı tipin çevre konusunda duyarlığı sizi yanıltmasın. Radikal bir eleştiri peşinde değil Gould. Bu endüstrinin izin verdiği ölçüde yapılmış ama yine de anlatısına farklılık ve derinlik katan eleştiriler. Sonuçta keyifle okutuyor romanını...

SON BAKIŞ 

Hollywood’un özel dedektifleri

Howard Michael Gould
Çeviren: Ozan Erdoğan
Potink Kitap, 2020
238 sayfa, 32 TL.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!