Hale Asaf’ın çevresinde

Güncelleme Tarihi:

Hale Asaf’ın çevresinde
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 31, 2018 15:38

‘Hale Asaf/Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası’, Asaf’ın eserini çözümlemekle kalmıyor; ilk kadın ressamlarımızın emeğini, hangi güçlüklerle karşılaştıklarını, umarsızlıklarını da inceden inceye belgeliyor.

Haberin Devamı

Burcu Pelvanoğlu’nun yetkin çalışması ‘Hale Asaf/Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası’ yeniden yayımlandı (Yapı Kredi Yayınları). Pelvanoğlu ‘İkinci Baskıya Önsöz’ünde belirtiyor:
“Araştırmamın son safhasını tamamlayıp ikinci baskı için kitabı teslim ettiğimde Hale Asaf’ın Paris dönemi biraz daha belirginleşmiş; bu çalışmaya ilk baskıda olmayan on beş kadar yeni resim eklenmişti. 9 Kasım 2017 tarihinde mucize niteliğinde bir e-posta aldım. Hale Asaf’ın her yerde aradığım son dönem resimleri yıllardır Paris’te yaşayan bir koleksiyoncudaydı. 15 Kasım’da bu koleksiyoncuyla görüştüğümde 37 yeni resimden daha haberdar olmuştum.”
Kısacık yaşamıyla Hale Asaf beni her zaman büyüledi. Onu Fikret Adil’in eşsiz ‘Asmalımescit 74’ünden tanımış olmalıyım. İkinci başlığı ‘Bohem Hayatı’ olan bu eserde hem Hale Asaf-İsmail Hakkı Oygar evliliğinden söz açılıyor hem de Refik Epikman’ın Hale Asaf krokisi yer alıyordu. Sonra, şimdi hatırlayamadığım bir resim dergisinin ya da bir seçkinin sayfalarında Refik Epikman’ın ‘Bar’, Ali Avni Çelebi’nin ‘Maskeli Balo’ resimleriyle birlikte, Asaf’tan da 1931 tarihli, elyazılı, çizimli bir dans dâvetiyesi karşıma çıktı: ‘6 Mart Cuma günü Danslı Çaya geliniz!’ (Üçü de Pelvanoğlu’nun kitabında yer alıyor.)
Öyle öyle, Hale Asaf’ın izini sürmeye çalıştım. Kolay değildi, pek bir şey yoktu ortalarda. Yine de ‘Oygar Portresi’ne, ‘Mavi Elbiseli Kadın’a, bazı Bursa resimlerine hayran kalacaktım...
Ressam Mihri Müşfik’in trajik hayatından esinli ‘Ölü Bir Kelebek’i yazarken Hale Asaf yine karşıma çıktı: Üstelik, Mihri Hanım’ın yeğeni olarak. Asaf’ın, döneminin kurallarını -tıpkı teyzesi gibi- aşıp geçmiş, yıkmış dünyasını artık iyi kötü öğrenmiştim. Yazık ki ‘Ölü Bir Kelebek’i yazdığım günlerde Pelvanoğlu’nun çalışması yayımlanmamıştı. Şimdi bu kitap Hale Asaf’ın eserini inceden inceye çözümlemekle kalmıyor; ilk kadın ressamlarımızın emeğini, hangi güçlüklerle karşılaştıklarını, umarsızlıklarını da inceden inceye belgeliyor. Ve Hale Asaf o kadar serüvenli, acıklı, hep huzursuz yıllarıyla bir kez daha yaşatılıyor. Yalnız resimseverlerin değil, yakın dönem tarihimizle ilgilenenlerin de gerçekten ‘çok’ yararlanacakları bir emek...

Hale Asaf’ın çevresinde


NEDİM GÜRSEL'LE PİRAMİTLERİN BELDESİNE
Edebiyat tarihlerimizde hep söz açılırdı: ‘Gezi edebiyatı’. Çokluk Falih Rıfkı Atay anılır; onun Hind’den, Rusya’dan, ‘Bizim Akdeniz’den izlenimlerle yüklü eserlerine değinilirdi. Hemen hepsini okudum ve Atay’ın -her şeyden önce- kendine özgü sözdizimine hayran kaldım. Gezi edebiyatımıza Hâşim’in ‘Frankfurt Seyahatnamesi’ni, Reşat Nuri’nin ‘Anadolu Notları’nı, Peyami Safa’nın ‘Büyük Avrupa Anketi’ni de mutlaka eklemek isterim; üçü de yazınsal değer taşır. Ne var ki, gezi edebiyatımız git git cılızlaşmıştır. (Belgesellere mi yenik düştü, bilinemez.) Gündeş edebiyatımızda, sevgili okul arkadaşım Nedim Gürsel ısrarla sürdürüyor...
Şimdilerde ‘Piramitlerin Gölgesinde’yi (Doğan Kitap) okuyorum, büyük tat alarak. Nedim Gürsel bu yeni yapıtında bizi eski Mısır uygarlığına alıp götürüyor: “Mısır deyince çoğunuz gibi benim de aklıma piramitler gelir.” O çoğunluktanım.
Piramitlerin gizemli dünyasını -gerçi Mısır’a hiç gitmedim- hep merak ettim. Birçok kitap okudum, belgeseller izledim, arkeoloji müzelerinin sergilediklerinin fotoğraflarına baktım. Fakat bilmediğim ne çok şey öğreniyorum ‘Piramitlerin Gölgesinde’yi okudukça! Nedim, yer yer ironik bir söylemle anlatıyor. Yer yer sorguluyor:
“Oysa piramitleri onlar (firavunlar) kendi elleriyle dikmedi, heykellerini kendileri yontmadı, tapınak ve mezarların duvarlarına hiyeroglifleri onlar yazmadı, rengârenk resimleri çizip boyamadı. Bütün bu güzellikleri yaratanların anısını, kim olduklarını bilmesek de, canlı tutmalıyız diye düşünüyorum.”
Nedim, çağdaş dünya edebiyatının bazı eski Mısır romanlarını da açımlayarak, bizi o karmaşık uygarlığa alıp götürüyor. Dün gece 75 sayfa okudum, mutlu kıldı. Gerisini de bugün okuyacağım...

Hale Asaf’ın çevresinde


Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!