GeriKitap Sanat Gertrude Stein’dan üç kadın, üç yaşam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gertrude Stein’dan üç kadın, üç yaşam

Gertrude Stein’dan üç kadın, üç yaşam
Gertrude Stein

Yazarlığından önce sanatçı hamiliği ve koleksiyonculuğuyla tanınan Gertrude Stein’ın ilk kült eseri ‘Üç Hayat’, üç yoksul kadının yaşamının ayrıntılarında dolaştırıyor okuyucuyu. 1909’da yayımlanan kitaptaki anlatım biçimleri, dönemine göre öncü bir yerde duruyor.

Gertrude Stein yazarlığından önce koleksiyonculuğu, ayrıca yazar ve sanatçı hamiliği ile tanınmış bir sanat insanıdır. Cezanné, Henri Matissé, Pablo Picasso gibi ressamların resimlerinin ilk alıcılarından olmuş; Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald, Sinclair Lewis, Ezra Pound, Sherwood Anderson gibi yazarlarla dostluk kurmuş, maddi manevi destek vermiş. Belki de bu niteliğinin, Gertrude Stein’ın sanatçı ve yazarları keşfi, desteklemesi, koleksiyonculuğunun çok önde olması nedeniyle yazarlığı pek az bilinir. Oysa yazarlık, hep yaşamının temel amacı olmuş.
Gertrude Stein’a yazar olarak ün kazandıran kitap ‘Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü’dür. 1933’te yayımlanan kitapta hayat arkadaşı Alice B. Toklas’ın ağzından Gertrude Stein ağırlığı Paris yıllarına vererek kendi yaşamöyküsünü anlatır.
Gertrude Stein’ın ilk kült eseri ise ‘Üç Yaşam’dır. Türkçeye oldukça geç çevrilen bu kitapta Stein, Baltimore’da yaşayan, yoksul üç kadının yaşamını birbirinden bağımsız gibi görünen üç bölümde anlatır. Gertrude Stein, Alice Toklas’ın ağzından bu eserin esin kaynağının Cezanné’ın bir tablosu ve Flaubert’in ‘Üç Hikâye’si olduğunu belirtiyor.
İlk anlatı ‘İyi Anna’nın kahramanı Anna Federner, alt orta sınıf Almanya göçmeni ailelere hizmetçilik yapıyor. Anna çok disiplinli, sözünü sakınmayan, gerektiğinde kadın patronlarını bile azarlayıp doğru yola gelmelerini sağlamaya çalışan, çevresindeki herkesi kontrol etmek isteyen bir kadın. Bu sertliğini aşırı yardımseverliği ile dengeliyor. Zor duruma düştüklerinde Anna’nın maddi ve manevi her türlü fedakârlıkta bulunacağını biliyorlar. Hiç tanımadığı fakirler bile onun yardımlarından faydalanabiliyor. Sonuç olarak pek sevilesi bir tip değil. Kediler, köpekler, hatta bir papağan yakın dostları. Ama romantik bağ kurduğu kadınlar da var ve onlara kolay kopmayacak şekilde yürekten bağlı. Her an yardımlarına koşmaya hazır.
Gertrude Stein, doğrusal gelişen bir şekilde, bazen tekrarlara başvurarak öyküyü anlatmaya başlıyor ama ikinci bölümde geriye dönüşlerle bu akışı kırıyor. Ana eksen her şeyi kendisinin halletmesine izin veren kadın patronları ve romantik bağlar kurduğu kadınlarla ilişkiler oluşturuyor.
Eleştirmenler ‘İyi Anna’ ile Flaubert’in bir hizmetçinin yaşamı ve ölümünü anlattığı, Türkçeye ‘Basit Bir Yürek’ diye çevrilmiş öyküsü arasında bağlar olduğunu belirtiyor. Flaubert’in Félicité’si gibi Anna’nın da papağanı var ve iki kadın arasında başka benzerlikler de kurmak mümkün.

DENEYSEL, MODERNİST ANLATIM
Üç anlatının en uzunu olan ‘Melanctha’da siyah bir babanın ve melez bir annenin kızı olan kahramanının yaşamına odaklanırken ırk ve cinsiyet ayrımı konularına yoğunlaşıyor Stein. Melanctha konumundan memnun değildir ve bilgi ve güç arayışına girer. Her şeyi ister ama pek azını elde edebilir. Kendini sevgililerine ve arkadaşlarına göre belirler ama istediği hedefe ulaşamaz. İhanetlere uğrar, dışlanır, aradığı sevgiyi bulamaz.
‘Melanctha’ konusu kadar, deneysel modernist anlatımıyla da dikkati çekmiş. Üç anlatının en beğenileni ve en çok tartışılanı. Sürekli tekrar edilen cümlelerle bir sarmal oluşturmuş Stein. Anlattığı öykünün çevresinde çemberler çiziyor sanki. Bu tavrın okumayı kolaylaştırmadığını söylemeliyim. Siyah, zenci, melez gibi sıfatlarla sürekli kahramanlarının ırklarını belirtiyor, sempatik bulunmayacak yorumlar yapıyor. Dilinin, dilin gerisindeki anlayışın ırkçı olduğu da eleştiriler arasında.
Kitabın üçüncü anlatısı ve en kısası ‘Kibar Lena’da Bridgestone’a getirilen bir Alman kızın yaşamı ve ölümünü anlatıyor Stein. Lena’nın yaşamı hep başkalarının istekleri ve onu yönlendirmesiyle gelişir. Hizmetçilik yapan Lena, kendisi gibi bir Alman göçmeni olan Herman’la evlendirilir. Üç çocukları olur. Bu sıradan hayat dördüncü çocuğa hamilelikte son bulacaktır.
Gertrude Stein’ın ‘Üç Hayat’taki anlatılarını kurarken Cézanne’ın karısının portresini resmettiği eserindeki kompozisyon yönlerine, özellikle gerçeğe benzemekten çok kahramanları arasındaki ilişkilere odaklandığı ve anlatının her parçasının diğerleri kadar ağırlık taşımasını amaçladığı belirtiliyor. Görsel sanatlardan yararlandığı belli, sözcükleri fırça darbeleri gibi kullandığı hissediliyor, tekrarlar da bunun kanıtı.
1909’da yayımlanan bu kitaptaki anlatımının dönemine göre öncü olduğunu belirtmeliyim. Yoksul kadınların yaşamlarını dikkatli ve ayrıntıya önem veren dokunuşlarla oldukça gerçekçi bir biçimde anlatıyor ve okuru onların yaşamına çekip aslında sıradan olan yaşamöykülerini merakla okutmayı başarıyor.

ÜÇ HAYAT Gertrude Stein’dan üç kadın, üç yaşam
Gertrude Stein
Çeviren: Ferit Burak Aydar
İş Kültür, 2021
264 sayfa, 18 TL.

False