GeriKitap Sanat Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Pera Müzesi, babası Atatürk’ün sınıf arkadaşı, annesi İzmirli bir Rum olan Beyrutlu ressam, şair, yazar Etel Adnan’ın ‘İmkânsız Eve Dönüş’ başlıklı retrospektif sergisine ev sahipliği yapıyor. Serginin eşküratörü Serhan Ada, “Etel’in tüm eseri bir şiirdir. Bildiğimiz şiir biçiminde, manzum olmayanlar da dahil. Zaten tüm görsel eseri de renklerle yazılmış bir şiir değil mi?” diyor.

Bazı sanatçılarla ilk karşılaşma anını unutmazsınız... Etel Adnan öyle benim için. 2010’lu yılların başlarında Contemporary İstanbul’da Paris galerisi Galerie Lelong’un standında görmüştüm ilk. Açılış keşmekeşinde Andy Warhol, Miro gibi devlerin de olduğu stantta küçücük bir tuval dikkatimi çekmişti. Üç-dört farklı ‘canlı’ rengin kullanıldığı bir dağ manzarasıydı. Aslında soyuttu ama soyut değildi; bildiğin dağ manzarasıydı işte. Renkleri ve sadeliğiyle çarpmış olsa gerek. Bu sadelikte ancak bu kadar güzel manzara yapılabilirdi. Merakla kim bu sanatçı diye bakmıştım: Etel Adnan. Herhalde vaktiyle Türkiye’den Paris’e yerleşmiş eski kuşak sanatçılardan biri diye geçirmiştim içimden; oysa o, Atatürk’ün askeri okuldan sınıf arkadaşı Şam doğumlu Müslüman Arap bir baba ile İzmirli Ortodoks Rum bir annenin Beyrut’ta doğmuş kızıydı... Aynı zamanda şair, yazar ve barış aktivistiydi. Sonraki yıllarda, her fuar döneminde Lelong’a uğrayacak, hayranlıkla başka Etel Adnan’lara bakacaktım...

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Etel Adnan şu sıralar, 60 yıllık üretiminin bütün dönemlerini kapsayan retrospektif sergi ‘Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş’ ile Pera Müzesi’ne konuk oluyor. Küratörlüğünü Serhan Ada ile Simone Fattal’ın birlikte üstlendiği sergi, sanatçının savaş, sürgün, göç, kayıplarla geçen yaşamına ve çok katmanlı dünyasına ışık tutuyor. Etel Adnan’ın kimliğinin göç, sürgün ve iltica gibi kavramlarla şekillendiğini, sergiyi düzenlerken sanatçının eserlerini bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade eden Serhan Ada, “Etel’in tüm eseri bir şiirdir. Bildiğimiz şiir biçiminde, manzum olmayanlar da dahil. Zaten tüm görsel eseri de renklerle yazılmış bir şiir değil mi?” diyor. Sanatçının yağlıboya, desen, baskı, seramik, halı, leporello (akordeon şeklinde katlanmış defter) ve film gibi çok farklı alanlarda ürettiği eserleri bir araya getiren sergi, onun bilgeliğini yansıtan söyleşilerinin video kayıtlarını da izleyiciyle buluşturuyor.

‘BABAMI BİR TEK ATATÜRK ÖLDÜĞÜNDE AĞLARKEN GÖRMÜŞTÜM’

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Sergi vesilesiyle kaleme aldığı mektubuna “Türkiye hep günlük hayatımın arka planında idi” diye başlayan Etel Adnan, şöyle devam ediyor: “Çocukken Türkçe ve Fransızca konuşuyordum, daha sonra okulum nedeniyle Fransızca baskın çıktı. Fakat ne zaman Şam’daki ailemi ziyarete gitsem, babamla konuşmalarımda Türkçe hep geri geliyordu. Kendimizi çoğu zaman bir Osmanlı ailesi olarak görürdük; zira, babam Harbiye’den kurmay subay olarak mezun olmuştu ve Mustafa Kemal’in sınıf arkadaşıydı. Babamı bir tek Atatürk öldüğünde ağlarken görmüştüm. Dolayısıyla İstanbul’da bir sergi açmak benim için biraz eve dönüş gibi. Annem ve babam İstanbul’un soğuğundan ve karından bahsederlerdi. Gençliğimde İstanbul’da bulundum, ama İzmir’e hiç gitmedim. Evde bizim için İzmir yitik bir cennet gibiydi. Şehirden söz ederken ağlardık. Çocukken ufukta kocaman bulutlar görünce, ‘Bu İzmir mi?’ diye sorardım. Ve ne zaman Beyrut’taki plaja yüzmeye gitsem, ‘İzmir’e gidiyorum’ derdim.”

1925’te Beyrut’ta doğan Etel Adnan, öğrenimine bir Fransız kız okulunda başladı. Bir yandan okuyup bir yandan çalışmak zorunda kalan Adnan, okulda edebiyatla ilgilenmeye başladı ve bu sayede kazandığı bursla Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne felsefe ve estetik eğitimi almaya gitti. Ardından ABD’ye göç eden ve doktora eğitimine Berkeley ve Harvard gibi tanınmış üniversitelerde devam eden sanatçı, uzun süre San Francisco’daki bir okulda sanat felsefesi dersleri verdi. Resim yapmaya da bu yıllarda, 1959’da, 34’ünden sonra başladı: Çalıştığı okulda görevli resim öğretmeni Ann O’Hanlon, onun resim yapmamasına ve “Annem yeteneksiz olduğumu söylerdi” cevabına çok şaşırmış, böylece Etel Adnan’ın önünde yeni bir dünya açılmış oldu.

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Renkleri karıştırmayı sevmiyordu Etel Adnan, renkleri boya tüplerinden çıktığı haliyle tuvale sürüyordu, tuvalleri de küçücüktü. San Francisco Sausalito’daki evinin penceresi açıldığında tam karşıda, her an değişen renkleriyle manzarayı kucaklayan Tamalpais, bir başka deyişle ‘Etel Adnan Dağı’ vardı, yıllarca bu dağın resmini yaptı: “Başka bir şey düşünemeyecek hale gelene kadar, yıllar boyu bir başka şeyin resmini yapmadım. Tamalpais’in biteviye değişimlerini izlemek esas meşgalem oldu.” Bu noktada sözü sanat yazarı Jean Fremon’ya bırakalım: “Bunlar gerçekten manzara mı? Hem evet hem hayır. Olası manzaralara, manzara karşısındaki bir duygunun içten ve doğrudan ifadelerine bakış açılarıydı bunlar. Ayrıntıda kaybolmuyorlardı. En ufak gevezeliğe yer yok. Her biri bir haiku ya da bir sone gibi bir seferde tek bir şey söylüyordu. Tablolar küçüktü, ama açtıkları uzam geniş, yalın, cömertti. Bir soluk. Uçsuz bucaksızlık... İnandırıcıdırlar. Soluk alıp verirler. Dingin dingin ışırlar. Hiç eksikleri yoktur. Dolaysızdırlar. Çok doğal görünürler. Her biri oynak, demek ki canlı bir dengenin yarattığı küçük birer mucizedir. Her biri tek bir çalışma seansının meyvesidir. Sıkı bir inançla doludurlar, bu da onlara çok yakışır. Evren’e duyulan aşkın ilanlarıdır. Etel Adnan dünyanın ritimlerini betimler. Hissettiği gibi, ne eksik ne fazla. Rengi, renkleri sever, bu açıkça görülür. Basit bir haz, renk aşkı, gözlere hitap eden müzik.”

Etel Adnan resimleri: Renklerle yazılmış şiirler

Etel Adnan, Arap dünyasındaki hareketlilik sürerken 1972 yılında Beyrut’a, kendi deyişiyle “Sürgünden sürgüne” döndü. Beyrut’ta Al Safa gazetesinde çalışırken Suriyeli ressam Simone Fattal ile tanıştı. Fattal’la ortak bir atölyede çalışmaya başlayan Adnan, kısa bir süre sonra Lübnan’daki ilk kişisel sergisini Beyrut, Dar-al Fan’da açtı. Fakat ufkunda yeniden bir savaş beliriyordu. 1975’te yazdığı ‘Arap Kıyameti’ (Metis Yayınları, çeviren: Serhan Ada, 2012) şiirinde Arap coğrafyasının içten patlayacağını daha o günden görmüştü: “petrol sabahlamalara yarıyor ve de gecenin tepe noktasına/ karanlık savaşçılar geleceğe erişmek için canlıları ve ölüleri itip kakıyor/ Tarih öldü. güneş bir Hiç. hava öteden beri yanıyor.” Savaş sona ermeden Beyrut’tan yeniden gönüllü sürgüne, Kaliforniya’ya gitti. Bugün 91 yaşında olan Etel Adnan, hayatını Kaliforniya-Beyrut-Paris üçgeninde sürdürüyor.
‘Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş’ sergisi, 8 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde.

 

False