Eşrefpaşa’nın El Sistema’sı

Eşrefpaşa’nın El Sistema’sı

Venezuela’da suç oranın yüksek olduğu bölgelerde yaşayan çocukları sanatla ücretsiz bir şekilde tanıştıran ‘El Sistema’ modelinin bir benzeri İzmir’de hayata geçirildi. Eşrefpaşa, Agora, Kadifekale, İkiçeşmelik semtlerinde yaşayan çocuklarla kurulan Yorglass Çocuk Barış Senfoni Orkestrası’nın konserindeydik hafta sonu.

Haberin Devamı

Sahnede parmaklarınının arasındaki keman, çello, kontrbas ve trompetleriyle yaşları 7-15 arasında değişen 70 çocuk ve genç. Batonu tutan el, dünyaca ünlü İngiliz şef, artık yarı Türkiyeli olmuş Howard Griffiths. Az sonra yanlarına kanun ustası Savaş Özkök ve perküsyonun büyük ismi Burhan Öçal da ilişecek. İzmir’deyiz, Adnan Saygun Sanat Merkezi Konser Salonu’nda her zamankinden farklı bir heyecan var. Sahnedekiler; İzmir’in ‘El Sistema’sı diye bahsedebileceğimiz, İzmir’in Eşrefpaşa, Agora, Kadifekale, İkiçeşmelik semtlerinde yaşayan çocuklardan oluşan Yorglass Çocuk Barış Senfoni Orkestrası.

İZMİR MARŞI’YLA BAŞLADI

‘İzmir Marşı’ ve ’10. Yıl Marşı’ ile başladıkları konserde Brahms’a da uğruyorlar, Burhan Öçal ve Savaş Özkök’ün eşlikleri ve etkileyici sololarıyla birlikte ‘Yemeni Bağlamış’ı da seslendiriyorlar. Bu, orkestranın tarihinin beşinci konseri.

Eşrefpaşa’nın El Sistema’sı



Haberin Devamı

Birinci keman Eren Tok -konser öncesi izlediğimiz kısa filmde öğreniyoruz ki- orkestrayla tanıştıktan bir süre sonra Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’ne girmeye hak kazanan gençlerden sadece biri. Tok 2015’te, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı aracılığıyla tanışıp dahil olmuş orkestraya. “Keman eğitimi almaya başlayınca ufkum genişledi” diyor ve müzikte daha ileri gitmek istediğini anlatıyor: “Müziğe girdiğiniz anda hayalleriniz uzay boşluğunda dağılıyor gibi oluyor, sizi de alıp başka bir yere götürüyor…”

Konser boyu Eren’in dediği şey biz seyircilere de oluyor, kafamızdaki güncel olumsuzluklar bir saatliğine uzay boşluğunda yok oluyor, gözlerinin içi gülerek şefi takip eden çocuk müzisyenlerin enstrümanları aracılığıyla saçtığı umuda dahil oluyoruz.

Eşrefpaşa’nın El Sistema’sı


'ANNELER DE BACH MIRILDANIYOR'

2015’te opera sanatçısı Selmin Günöz’ün kişisel çabalarıyla, Eşrefpaşa’da sokak sokak dolaşıp proje için mekân arayarak, tükenmez bir inançla başlattığı yolculuk, çok sayıda gönüllünün katılımıyla 2017’de dernekleşerek Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği’ne dönüşüyor. Şehrin merkezinde ama sosyoekonomik olarak dezavantajlı bölgelerinde yaşayan ailelerin çocuklarına, dolaylı olarak ailelere de adeta “başka bir gelecek mümkün” diyen orkestra; 2018’den beri, endüstriyel cam işleme ve düz cam ticareti alanında 47 senedir faaliyet gösteren İzmir menşeili Yorglass’ın sosyal sorumluluk projesi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Haberin Devamı

Yorglass Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği’nin başkanlığını üstlenen Yorglass Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülfem Yorgancılar Perçin, Venezuela’daki modeli İzmir’de uygularken ‘yetenek ya da zekâ’ peşinde koşmadıklarını özellikle vurguluyor. Venezuela’da suç oranın yüksek olduğu bölgelerde yaşayan çocukları sanatla ücretsiz bir şekilde tanıştıran ve Jose Antonio Abreu tarafından 1975’te kurulan ‘El Sistema’ modeli 100’den fazla ülkeye yayılmıştı.

Eşrefpaşa’nın El Sistema’sı


130 ÇOCUĞA ULAŞTI

İzmirli ‘El Sistema’ ise 45 çocukla çıktığı ve Gülsin Onay, İdil Biret, Gürer Aykal gibi büyük isimlerin de desteğini aldığı yolda bugün 130 çocuğa ulaşmış durumda. Pandemi döneminde eğitimlerine Zoom üzerinden devam etmişler. Dernek çocuklara ve ailelere psikolojik destek sunuyor, ayrıca orkestra üyesi çocukların okul başarılarına göre, Yorglass tarafından burs imkânı sağlanıyor.

Haberin Devamı

Konser öncesi orkestranın yolculuğunu özetleyen, kurucu Selmin Günöz, çocukların evvelden yabancı oldukları çoksesli müzikle artık çok yakın ilişki içinde olduklarını, konserler sırasında gürültü yapan, telefonlarıyla oynayan seyirciyle karşılaştıkları zaman sitem ettiklerini anlatıyor. Orkestraya dahil olan çocukların okul başarısının da arttığını, çocukların bir kısmının eğitimine güzel sanatlar lisesinde devam ettiğini öğreniyoruz. Çocuklar klasik müziği evlere de sokmuş elbette; evlerde çalışırken dudaklarında Mozart ve Bach ezgileri dökülen annelerden bahsediyor, Günöz: “Çocuklar çalıştığımız eserlere ‘şarkı’ diyor, bir gün birisi gelip ‘Öğretmenim annem yemek yaparken bizim şarkılarımıızı söylüyor’ demişti.” Ve orkestranın belki de asıl görevini şu cümleyle özetliyor: “Çok sesli müziğe alışan, çok sesli düşünmeye de alışır.”