GeriKitap Sanat ‘Erkeğin yittiği yer’de buluşan üç roman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Erkeğin yittiği yer’de buluşan üç roman

‘Erkeğin yittiği yer’de buluşan üç roman
Zeynep Ergun
Abone Olgoogle-news

Zeynep Ergun, Orhan Pamuk’un ‘Kar’, İhsan Oktay Anar’ın ‘Amât’ ve Elif Şafak’ın ‘Baba ve Piç’ romanlarını incelediği çalışması ‘Erkeğin Yittiği Yerde’de, sistemin kadını hunharca yok ederken ‘erkeklik ülküsünün dayanılmaz yükünün altında’ erkeği de ezdiğine incelikli bir okuma eşliğinde dikkat çekiyor.

Gözden geçirilmiş ikinci baskısının Notos Kitap tarafından yapıldığı ‘Erkeğin Yittiği Yerde’, metinler arası karşılaştırmalı bir edebiyat incelemesi. Akademisyen/eleştirmen Zeynep Ergun, Orhan Pamuk’un ‘Kar’ (2002), İhsan Oktay Anar’ın ‘Amât’ (2005) ve Elif Şafak’ın ‘Baba ve Piç’ (2006) romanlarını odağa alıyor. Ayrıntılı bir akademik inceleme olmasının yanı sıra genel okur için de muazzam bir derin okuma imkânı sunuyor. Her üç kitabın izleğinde şiddet ve ölüm olduğunu fark ediyor yazar. Kadın imgesinin bilinçaltı kodlardaki simgelerine göndermeler yaparak, metinlerin birbirinden tamamen farklı olduğu bu üç romandaki benzerlikleri ortaya koyuyor. Ergun, üç metin arasından kurduğu koşutluğun yanı sıra İngiliz şair Coldridge’in şiirleri ile bu üç metin arasında da bir bağ kuruyor.
İnceleme, Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanı ile başlıyor. Romanın mekânı Kars, sembolik olarak ‘öteki’ni vurgular: “Türkiye’nin doğu ucunda, merkezin dışında Rus, Kürt ve Ermeni ‘ötekilerle’ doğrudan ilişkili sorunlu bir mekândır”. Roman başkarakteri Ka’nın ismi metafor yüklüdür: Hindu dilinde bir Tanrı adı, Mısır dilinde ‘çift’ anlamına gelmektedir ve dölleme gücüne referans verir ki Ergun bunu karakterin babaya karşı olan başkaldırısı ve kendini ondan (yaratıcısı olan babadan) daha güçlü olarak kanıtlama çabası gibi okur. Ergun, çift olma durumunu ise bir kişilik bölünmesi olarak romanda tekrarladığına dikkat çeker.
Romandaki semboller bununla sınırlı kalmaz elbette, Kars’ta yazılan şiirden intiharlara kadar metin metaforlarla yüklüdür.
Orhan Pamuk ve İhsan Oktay Anar’ın kitapları (‘Kar’ ve ‘Amât’) birbirinden tamamen farklı zaman ve yerlerde geçmektedir. Bu bakımdan hiçbir benzerlik yoktur. ‘Kar’ şimdiki zamanda ve Kars’ta geçerken, ‘Amât’ geçmiş zamanda ve Osmanlı’da geçmektedir. ‘Amât’ta hiç kadın karakter yokken, ‘Kar’da kadın karakterler bulunmaktadır. Ancak her iki roman, erkek romanıdır. Şaşırtıcı biçimde izlek ve işlenen sorunsalları bağlamında benzerlikler ve koşutluklar taşımaktadır.
Ergun, ‘Kar’da erk kavramı izleklerinin ‘metin’ yazmaya ve metni yetirmeye odaklandığına, Amât’ta ise erkeklerin yazamama/iktidarsız kalma/yitme çerçevesinde benzerliklerine dikkat çekiyor. ‘Amât’ta kadın karakter yoktur ancak tüm öykü, simgesel olarak kadın bedenini betimleyen yerde –Freudyen bakışta gemi imgesinin kadını hatırlatması- geçer. Benzer durumu Erich Neumann’dan alıntılayarak vurgulayan Ergun, ‘Amât’taki gemi imgesinin hem yatak, hem tabut hem de gemi işlevini üstlendiğini ve Neumann’ın şemasındaki yerini bulduğunu kaydediyor. Yutan ve koruyan ikiliği karşıtlığında kadın imgesini bulur: Tabut, yatak ve gemi.
Ergun, ‘Amât’ın temel izleğinin suç ve ceza üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. ‘Amât’ ve ‘Kar’da da benzeşen olgu, şiddetin içselleştirilmesidir.
Ergun ‘Baba ve Piç’te ise kitabın başlığının yanıltıcı olduğunu, aslında bu iki erkek kavram yerine romanın merkezinde kadının bulunduğunu vurguluyor. Romanın merkezi ve etkin gücü kadınlardan oluşmaktadır. Keza, romanın kapağında yarılmış nar simgesi kitabın odağına referans vermektedir. Diğer iki romanla ortaklıklarından biri, ‘Baba ve Piç’te İstanbul’un merkez alınmasıdır. Her üç roman dizgesinde kadın ın acı çektiğini gözlemlemek mümkündür.
Ergun’a göre, kadını hunharca yok eden sistem ‘erkeklik ülküsünün dayanılmaz yükünün altında’ erkeği de ezer. Ve burası ‘erkeğin yittiği yer’ olarak görülmektedir. ‘Kar’da kadınlar yok olurken erkeklerin ‘umarsız’ bir depresyona sürüklendiği ve erkekliğin yittiği görülüyor. ‘Amât’ta ise sadece imgeye indirgenen kadının bir puta dönüştüğü, erkeğin hem özlediği hem de bir o kadar korktuğu bir yerde erkeklik yitiyor. ‘Baba ve Piç’te ise erkeğin yitirilişi açıkça dile getirilirken sadece Türk değil başka milletlerin erkeklerinin de yitirilmişliği sergilemektedir. Erkeğin yittiği yerde kadın da yitiyor. Üç roman da ‘erkeğin yittiği yer’de ortaklaşıyor.
Ergun’un özenli araştırması sadece konunun ilgililerinin değil aynı zamanda Pamuk, Şafak ve Anar okurlarının da ilgisine mazhar olacak incelikte okuma derinliği sunuyor.

ERKEĞİN YİTTİĞİ YERDE ‘Erkeğin yittiği yer’de buluşan üç roman
Zeynep Ergun
Notos Kitap, 2020
603 sayfa, 60 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle