GeriKitap Sanat Eğlenceli bir distopya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eğlenceli bir distopya

Eğlenceli bir distopya

‘Üç Başlı Kerberos’u ile ilk kez Türkçeye çevrilen Gertrude Barrows Bennett, 1919 yılında tefrika edilen bu romanında bir zaman sıçramasıyla kendilerini 200 yıl sonrasında bulan bir grup insanın başından geçenleri anlatıyor. İlk alternatif dünya fantezisi sayılan ‘Üç Başlı Kerberos’ aksiyon ve fantezi ile dolu distopik roman.

 Amerikan bilimkurgu ve fantazyasının öncü kadın yazarı Gertrude Barrows Bennett, 1884-1948 yılları arasında yaşamıştı. 1909’da evlendikten çok kısa bir süre sonra eşini kaybetti. Kızı ve annesinin bakımıyla uğraşan Bennett, yaptığı sekreterlik işlerinin yanında gelirini artırmak için yazdıklarına yayıncı aramaya başladı. On yedi yaşında yazdığı ilk öyküsünü kendi adıyla 1904’te yayımladıktan sonra editörünün önerisiyle ‘Francis Stevens’ takma adını kullandı. 1917-1920 yılları arasında en üretken dönemine imza attı ve birçok roman ile öykü kaleme aldı. Hem şahsi hayatının hem de tanığı olduğu dönemin kasvetli ortamı eserleri üzerinde etkili oldu. Yazarlık kariyeri aniden kesildi. Kendisinden uzun süre haber alınamayınca 1939’da öldüğü sanıldı fakat daha sonra 1948’de hayatını kaybettiğine dair resmi bir evrak bulundu. ‘Üç Başlı Kerberos’ ilk kez 1919’da The Thrill Book dergisinde tefrika edildi ama bir kitap olarak yayımlanması 1952’de gerçekleşti. 1950’lerden itibaren eleştirmen ve okurlar tarafından yeniden keşfedilen ve artık Francis Stevens değil Gertrude Barrows Bennett olarak tanınan yazar, ‘kara fantazya’ türünün mucidi olarak kabul edildi. Bazı araştırmalara göre, bir eseri yayımlanan Amerikalı ilk kadın bilimkurgu yazarı olduğu için türün kurucuları arasında sayılır. ‘Üç Başlı Kerberos’ ise modern distopyaların öncüsüdür ve paralel evren kavramının ele alındığı ilk kurmaca romandır.

ZAMAN SIÇRAMASI
Bir hırsızlık olayı etrafında gelişen tuhaf bir karşılaşma ile başlıyor hikâye. Bir yolsuzluğu ortaya çıkarma teşebbüsünde bulunduğu için hayatı alt üst olan eski Avukat Bob Drayton ile eski arkadaşı -İrlanda kökenli- Terry Trenmore Philadelphia’da bir araya geliyorlar. Trenmore’un başı, bir açık arttırmada satın aldığı eski bir şişe yüzünden dertte. Zira üzerinde, mitolojideki Kerberos’tan esinlenmiş köpekler bulunan şişeye ısrarla sahip olmak isteyen başka bir alıcı, Trenmore’u tehditleriyle rahatsız ediyor. Tehditlere aldırış edecek tipten bir insan olmayan Trenmore, şişeyi açıp içindeki tozu incelemeye karar veriyor. Ve olağanüstü ilk deneyim böyle yaşanıyor:
“Drayton onu ısının yarattığı hafif bir pusun ardından görüyormuş gibi adamın iri vücudu titreşip dalgalandı. Ve bunun ardından, kendi purosundan çıkan bir duman tayfı gibi, devasa İrlandalı şıp diye tamamen gözden kayboldu!”
Ardından Trenmore’un 17 yaşındaki güzel kız kardeşi Viola da tozu karıştırıp Drayton’ın gözleri önünde yitip gider. Drayton da tereddüt etmeyececektir: “Sonsuza dek terk ediyormuş gibi hissettiği dünyaya bir kez olsun bakmadan, kararlı biçimde iki Trenmore’un peşinden giderken Robert Drayton neyle karşılaşacağını hiç bilmiyordu.”
Üç arkadaş ‘tekinsiz’ bir dünyaya adım atmış gibidir. İsminin Ulithia olduğunu öğrendikleri bu dünyada fazla kalmazlar. Gittikleri yolun sonunda kapılar kalabalık bir kentin sokaklarına açılır. Orada evlerini soymaya gelmiş ama aynı tozu teneffüs ederek bu âlemlere akmış bir hırsızla -Arnold Bertram’la- karşılaştıklarında başlarına gelenin ne olduğunu anlayacaklardır; mekân aynıdır, yani bu kalabalık kent Philadelphia’dır ama zaman değişmiş, aradan tam 200 yıl geçmiştir. Ve 2118 yılının Philadelphia’sı seçkinler tarafından yönetilen despotik bir şehir devletidir. Ve kahramanlarımız bundan böyle hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda olduklarını anlayacaklardır...

TRUMP’IN YA DA TİRANLARIN HAYALİ
Romanın yazıldığı yıldan bu yana tam bir asır, kitap halinde yayımlanmasının üzerinden nerdeyse 70 yıl geçti. Bu zaman içerisinde hem bilimkurgular ve distopyalar hem de bilim ve teknoloji dünyası her açıdan büyük gelişmeler gösterdi. Ancak buna rağmen ‘Üç Başlı Kerberos’un yıllara meydan okuduğunu söyleyebilirim. Evet, hikâyesinin biraz eski moda serüven romanlarını hatırlattığı söylenebilir. Elbette bu roman kendi çağının bir ürünüdür ve o dönemin edebiyattan ziyade heyecan ve maceraya önem veren okuyucuların beğeni ölçütlerine cevap verecek bir anlayışla üretilmiştir. Ve söz konusu maceralar bugünkü okuyucuya biraz basit gelebilir. Kısacası hikâye, romanın barındırdığı distopik kurgunun yanında biraz sönük kalacaktır.
Buna karşılık -ne yazık ki sadece 20 sayfa tutan- Ulithia bölümü için gerçek bir fantazya şahaseri diyebilirim. Gertrude Barrows Bennett, bu bölümde gotik şatosuyla, içi boş zırhlılar ve onları taşıyan devasa atlarıyla, yabancıları kendilerine katılmaya teşvik eden dansçılarıyla, canlı örümcek ağları ve kırmızı gözlü gölgeleriye tekinsiz bir atmosfer yaratmayı başarıyor. ‘Kara fantazya ustası’ nitelemesini hak ediyor Bennett. Açıkçası hikâyenin bu âlemde ve bu tarzda sürüp gideceğini düşünmüştüm. Ancak gezginler 2118 yılının Philadelphia’sına adım attıklarında roman farklı bir türün alanına kayıverdi. Bennett bir yandan bilimsel açıklamalarla şişedeki tozun neden olduğu zaman sıçramasını açıklamaya çalışırken diğer yanda geleceğin dünyasına karamsar bir yorum getiriyordu.
Bilimsel açıklamaları pek anlaşılır ve ikna edici bulmadım ama bunun hiç önemi yok. ‘Üç Başlı Kerberos’u ciddiye alınması gereken bir roman haline getiren, distopik yönü. Özellikle ABD’nin siyasi yapısı hakkındaki öngörüleri. Biraz uzun bir alıntı yapıyorum:
“O zamanki başkan zayıf karakterli, hayalci biriymiş (...) Birleşik Devletler ile Avrupa arasındaki tüm trafiği ve iletişimi kasten bitirmişler. Daha sonra mantık gereği tüm yakın komşularımızla; Kanada’yla, Meksika’yla, Orta ve Güney Amerika’yla iletişimi koparmışlar. (...) Dünyanın sorununun; halklarının, uluslarının fazla büyüyüp yönetilmesi güç hale gelmesi olduğunu söylemiş. (...) Gerçekten büyük olan tüm ülkelerin dengesiz, kötü yönetilen, fakirlik ve işsizlik oranı yüksek ülkeler olduğunu söylemiş. İdeal ülkenin, demokratik bir hükümetle üç ya da dört milyon insandan fazlasını içermemesi gerekirmiş. Nüfusu bu üç ya da dört milyon sınırında tutmaya mecbur edecek bir alanda, dünyadan tümüyle izole olmalıymış. Birlik’teki her bir Eyalet’in görünüşte -ama sadece görünüşte- imkânsız olan bu izolasyon ortamı sağlanırsa potansiyel bakımdan ideal bir cumhuriyet olduğunu iddia etmiş...”
Zengin ve güçlü eyaletlerin otonomi kazandığı, dış dünyaya ve göçmenlere kapılarını kapattığı bir ABD fikriyatı -Meksika sınırına duvar ören- Başkan Trump’ın ve destekçisi muhafazakârların politikalarıyla örtüşmüyor mu? Bir adım daha atalım ve romandaki distopik motiflerin pek çok diktatörlük için geçerli olduğunu ekleyelim. Sınırları kapatmak, geçmişi silmek, kitapları yasaklamak, eğitimi kalitesizleştirmek, insani değerleri ters yüz ederek adaleti keyfiyete indirgemek, sadece iktidar sahiplerine hitap eden gazeteler çıkarmak, insan da dahil her şeyi standartlaştırmak... Bunların hiçbiri günümüz insanına distopik gelmeyecektir.
‘Üç Başlı Kerberos’, Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden meçhul askerlerden ve onları savaşa gönderen politikacıların umarsızlığından esinlenerek kaleme alınmış bir distopya. Ama aynı zamanda keskin bir toplumsal hiciv. Bennett, yine de enseyi fazla karartmak istememiş ve distopyasını macera ve eğlenceli sahnelerle, mizah parçacıklarıyla, ferahlatıcı bir sonla aydınlatmış. Geçmişi, bugünü ve geleceği farklı anlatı türleriyle harmanlayan keyifli bir hikâye...

Eğlenceli bir distopyaÜÇ BAŞLI KERBEROS
Gertrude Barrows Bennett
Çeviren: Tülin Er
Çınar Yayınları, 2020
260 sayfa, 20 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle