Düşsel vadinin masalsı direnişi

Düşsel vadinin masalsı direnişi

Latife Tekin’in çocuklar için yazdığı ilk roman olan ‘Altınçayır Vadisi’nin Çocukları’ doğa-insan ilişkisi üzerine yeniden düşünmek için iyi bir davet. Bu düşsel vadinin çocukları ve altın şirketine direnen köylüleri bize, insanın bir oturup soluklanması gerektiğini anımsatacak...

Haberin Devamı

İnsanoğlunun doymak bilmeyen açgözlülüğünün daha fazla kâr hırsıyla zulmettiği doğanın can çekişmesi giderek daha acılı bir hal alıyor. Termik santrallar, havaalanları, kanal projeleri, altın madenleri derken kendi yaşama alanımızı her geçen gün daha da daraltıyoruz. Modern insan dediğimiz şahsın, daha fazla teknoloji kullanması dışında, bindiği dalı kesen Nasreddin Hoca’dan bir farkı yok -üstelik komik de değil. Edebiyat tam da böyle zamanlarda yitirdiğimiz şeyler ve yapıp ettiklerimiz üzerine bir farkındalık yaratmalı. Latife Tekin’in çocuklar için yazdığı ilk romanı olan ‘Altınçayır Vadisi’nin Çocukları’ doğa-insan ilişkisi üzerine yeniden düşünmek için iyi bir davet.

Düşsel vadinin masalsı direnişi


Altınçayır Vadisi’nin menekşe boyalı evinde anne-babası ve büyükannesi ile yaşayan Asinaz, günlerini kuzusu Semo’ya yonca toplayarak, hayaller kurarak ve ayrı düştüğü can dostu Semagül’e, duyacağından gayet emin bir şekilde olan biteni anlatarak geçiriyor. Asinaz’ın zengin muhayyilesi ile vadinin efsanelerle bezeli tarihi, romana çok leziz bir masalsılık katıyor. Karaboğular, Tusula’nın kayıp hazinesinin yerini gösteren harita, Kuru Ağaçlar Korusu, altın tüccarı Nabitcar, Kral’ın kızı Mançidaçe, Balıkçı Kaptan’ın oğlu Alyamolis, Karpuzlu Şelale ve Gökkarga hep bu çağdaş masalı zenginleştiren unsurlar.
Bu düşsel vadide birbirinden ayrı ve birbirine rakip çocuk grupları Hayalciler, Bilimciler, Kuşçular ve Altıncılar oyunlarını ve hayatlarını sürdürürken, aniden bastıran gri yağmur bulutları ve önüne gelen her şeyi savurup atan fırtına misali, yeniden açılacak olan altın madeninin karanlık gölgesi her yeri kaplıyor. Hem de o altın madeninin hayırdan çok zararı olduğu herkesin malumuyken, pek çok aile bu yüzden vadiden taşınmak zorunda kalmışken, Asinaz’ın babasının yıllar önce kaza geçirip sakat kalmasına neden olmuşken... Ama vadinin içinde yaşayanlardan bir kısmının gözü de altınla kamaşıyor. Bazıları altın madeninin açılmaması için direnirken, bazıları da daha fazla altın için Tusula’nın hazinesinin haritasını bulmaya uğraşıyor.
Altın şirketi adına köylülerin toprağını satın almaya çalışan emlakçı Alavere Bali ve onlara inat bağını bahçesini satmayıp köylüleri ayağa kaldıran büyükanne Sultanay Dudu. Bir tarafta kazı makinelerine yenik düşüp kurumaya yüz tutan Altınçayır Vadisi, diğer tarafta sanki vadinin bir metaforuymuş gibi her geçen gün suskunlaşan ve solan Asinaz’ın annesi. Uzaklardaki Semagül’ün özlemi ve ıslak kayalıklarda şaklayan kırbaç seslerinin arasında ardına baksa insanın hemen peşine takılacak Karaboğular. Bütün bu gidişatın içinde adı olmayan bilinmedik çiçekleri ve otları bulabilmek için Gökkarga’yı görmek gerekiyor. Semagül’e kavuşmak için görülmedik, bilinmedik, tadılmadık bir çiçek bulması lazım. Aradığı bütün cevaplar için, Semagül ile hep hayalini kurdukları gibi, Asinaz’ın zamanda bir yolculuğa çıkıp geçmişe ulaşması şart.
Acıkulak, benekli mantar, çiriş kökleri, külahlı serviler, mandalina ağaçları, fıstık çamları, kuşgel sarmaşığı, keçiboynuzu ağacının tadı ve kokusuna şimdi Asinaz’ın adlandırdığı üç yeni bitki dahil oluyor: Mor rengi yapraklarından ateş rengi tüyler fışkıran Tüycüklü, ince bir sap üstünde sarı sarı açmış çiçekleriyle Gülsarıcık ve dikenli Aylaşık.
Gökkarga’nın görünmesiyle birlikte Siyah Orman yeşerecek ve çamların havası tazelenecek ve elbette yağmurlar toprağı yıkayacak. İnsanoğlu oturup soluklansa, doğa kendini iyi edecek. Fakat önce Rafiş’in annesi Şık Şık Ayla Abla, ardından Samican’ın babası Kımılcık Selim kansere yakalanır. Yerel mahkeme altın şirketinden yana karar verir. Oturarak direnir köylüler ve oturarak direnmeye devam eder köylüler. Kanser olmamak için, çamların havası solmasın, toprak kurumasın, dağlar oyulmasın diye... Kunduluklu kundulukluuuu! Yani keçiler aşkına!

ALTINÇAYIR VADİSİ'NİN ÇOCUKLARI
Düşsel vadinin masalsı direnişi

Latife Tekin
Resimleyen: Mehmet Tekin
Can Çocuk, 2020
96 sayfa, 13 TL.