Düşlerimizin masum kraliçesi: Arzu Okay

Güncelleme Tarihi:

Düşlerimizin masum kraliçesi: Arzu Okay
Oluşturulma Tarihi: Kasım 25, 2021 16:54

Tüm sinema hayatı sadece sekiz yıl sürmüş. Ama belleğimizde hep düşlerimizin masum kraliçesi olarak kaldı ve farklı kimliklerle tekrar karşımıza çıktığında hiç garipsemedik. Çünkü o bildiğimiz Arzu Okay’dı. 15 yaşında kendini kameralar karşısında bulmasından ‘seks yıldızı’ olarak anılmasına sebep olan yıllara, oradan ticarete atıldığı döneme uzanan hayatını, Türey Köse’yle yaptığı uzun söyleşide anlatıyor Okay.

Haberin Devamı

Arzu Okay, hayranı olduğum bir yıldız. Biz onu sinemanın bir yıldızı olarak tanıdık ve çok sevdik. 70’lerin seks komedileri furyasının kadın yıldızlarından çok farklıydı. Yırtıcı, ateşli, atılgan vamplar arasında masum ve güzel bir genç kızdı. Çok hızlı bir şekilde parladı ve bir kuyrukluyıldız gibi hızla hayatımızdan gelip geçti. Tüm sinema hayatı sadece sekiz yıl sürmüş. Ama onu asla unutmadık, belleklerde hep o gencecik haliyle hep düşlerimizin masum kraliçesi olarak kaldı ve farklı kimliklerle tekrar karşımıza çıktığında hiç garipsemedik. Çünkü o bildiğimiz, tanıdığımız Arzu Okay’dı. Yıllar geçse de aynı dostane bakışlar, aynı sıcak gülücük vardı fotoğraflarında.
Türey Köse, deneyimli bir gazeteci olmasının yanında iki kitabı yayımlanmış bir yazar. Arzu Okay’la buluşmaları iş için değil, yani bir gazeteci yazar merakıyla tanışmıyorlar. Aralarında yıllara yayılan bir dostluk var. Dost olduktan sonra bir söyleşi kitabı yazma fikri ortaya çıkmış. Paris, İzmir ve İstanbul’da buluştuklarında yaptıkları söyleşiler “Keşke’siz Bir Kadın” kitabını oluşturmuş.
Her büyük başarının ardında bir trajedi saklıdır. Arzu Okay’ın trajedisi de 10 aylıkken annesiyle babasının boşanmasıyla başlamış. Şoför baba ortadan kaybolunca anne-kız kaderleriyle baş başa kalmışlar. Yüzünü bile anımsamadığı babasını bir daha görmesi için araya uzun yıllar girmesi gerekmiş. Mecidiyeköy’de bağda bahçede geçen güzel bir çocukluktan sonra kendini kameraların karşısında bulmuş. Henüz lise öğrencisi, 15 yaşında bir genç kız.
Birkaç kuruş kazanırım umuduyla gittiği fotoğraf çekimi onu önce Zeki Müren’li bir fotoromanın kadın oyuncusu yapıyor, sonra da Saklambaç gazetesinin açtığı yarışmada ‘Türkiye Sinema Güzeli’ oluyor. İtalya’daki yarışmada dördüncü olunca da yaşamı tamamen değişiyor.
Arzu Okay’ın ilk filmi, başrolünde Ayhan Işık’ın oynadığı ‘Ölünceye Kadar’. Esat Mahmut Karakurt’un bir eserinden uyarlanan, dönemin en hızlı ve önemli senaryo yazarlarından Safa Önal’ın yazıp yönettiği filmdeki Nesrin rolü sanırım onu ‘masum ve güzel kız’ olarak belleklerimize kazıdı.
İlk filminde dikkati çekmiş olmalı ki 1970’te üç filmde daha rol alıyor. 1971’den itibarense soluksuz çalışmaya başlıyor. Türkiye dünyanın en çok film çekilen ülkelerindendir. 60’lı-70’li yıllarda da üretim doruk noktasında. Kitapta yer alan filmografisine göre Arzu Okay, daha kariyerinin ikinci yılındayken, 1971’de 22 filmde oynamış. 1972’de 16 film, 1973’te üç film. 1973’te bu kadar az filmde oynamasının nedeni Türk sinemasının yaşadığı değişim. Türkan Şoray’lı, Filiz Akın’lı, Ediz Hun’lu salon filmlerinin yerini önce avantür, sonra da seks komedileri alıyor. Aileler sinemaya gitmez oluyor ve sinema izleyicisi değişiyor. Arzu Okay’ın talihsizliği sinemaya tam da bu değişimin yaşandığı dönemde başlamış olması. 1974’ten itibaren ‘masum ve güzel kız’ı seks komedilerinde görmeye başlıyoruz. 1974’te 13, 1975’te 23, 1976’da dokuz, 1977’de 13 filmde oynamış. Sinemayı bıraktığı 1978’de ise sadece bir filmi var: Salih Güney’le ‘Vahşi ve Tatlı’. Sonrası her işsiz kalan yıldızın yaptığı gibi şarkıcılık olmuş. Ardından da iş hayatı.
Maddi olanakları el verseydi, sinema dışında başka işlere girmeseydi, 1980 sonrası Yeşilçam tekrar esas kimliğine döndüğünde filmlerde oynamaya devam ederdi ve 70’li yıllarda oynadığı filmler unutulurdu. Arzu Okay, kısa sinema hayatını ‘seks yıldızı’ olarak noktaladığı için kaçınılmaz olarak belleklerde öyle kaldı.

GEÇMİŞİNDE UTANILACAK, UNUTTURULACAK BİR ŞEY YOK
Kitapta sık sık ‘iadei itibar’dan söz ediliyor, Arzu Okay’ın ‘seks yıldızı’ olarak yaftalanmasının yanlışlığına değiniliyor. Ben iade edilecek bir itibar olduğunu sanmıyorum, çünkü o ne yapsa hep ‘Arzu Okay’dır, bir seks yıldızı değil. Çünkü o filmlerde de hep ‘masum ve güzel kız’dır. Farklılığını bu imajı sağlar, biriciktir, aykırı bir tiptir ve o nedenle unutulmaz.
“Ben hep bildiğim yolda yürüdüm; birileri bana aşağıdan baktı, birileri de yukarıdan baktı... Doğrularım neyse onlara göre yaşadım. Bazıları yukarıdan baktı düşmüş gördüler, bazıları aşağıdan baktı yukarıda gördüler. Kendi doğrularımdı yaşadıklarım” sözleri bunun kanıtı. Hayatında, geçmişinde utanılacak, unutturulacak bir şey yok.
Ama Arzu Okay yine de tüm yaşadıklarını anlatmıyor. Arka kapaktaki ‘hayatının perdelerini aralama’ nitelemesi önemli. Yaşamöyküsünün başka iş ve faaliyetlerde başarılarla dolu onlarca yılının sürekli ıskalanmış olmasına haklı olarak sitem ediyor ama kendisi de ayrıntılara girmek istemiyor. Örneğin Diyarbakır’da yaşananlar dışında solcu-devrimci hayatından hiç söz etmiyor. Bu tavrını da kitabın sonunda şöyle açıklamış: “Evet, anlatmadığım çok şey var. Bazı şeyler başkalarına zarar verir. Bazı şeyler işime gelmemiştir, ondan anlatmamışımdır!”
Arzu Okay, Türey Köse’yle yaptığı uzun söyleşide hayatının perdelerini aralamış, keyifle okunan bir kitap ortaya çıkmış. Seks yıldızlığı ile etiketlenen kısacık sinema yaşamının ardındaki gerçek yaşamı, ailesi, büyük aşkları, kızıyla ilişkileri, iş yaşamı, dostlukları hoş ve hüzünlü anılarla birazcık da olsa gözler önüne serilmiş.

‘KEŞKE’SİZ BİR KADIN

Düşlerimizin masum kraliçesi: Arzu Okay

ARZU OKAY
Söyleşi: Türey Köse
İletişim Yayınları, 2021
125 sayfa, 33 TL.


Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!