Buralı olup da burada olmayanlar

Güncelleme Tarihi:

Buralı olup da burada olmayanlar
Oluşturulma Tarihi: Mart 10, 2017 12:32

Ekin Saçlıoğlu, Galata Rum Okulu’nda açtığı sergisinde, varlık mücadelesi veren Anadolu türlerini konu alıyor. Sergi, hayvanlardan bahsediyor gibi ama adı yanılgıya pay bırakmıyor: “Bunlar fabl değil çocuklar!”

Haberin Devamı

“Anadolu parsı, Ortadoğu ve Batı Asya’da yaygın olan İran parsının (Panthera pardus saxicolor) Anadolu’da yaşayan bir ırkıdır. Uzun süre ayrı bir pars alttürü olarak kabul edilmiş ve Panthera pardus tulliana adı verilmiştir.” Wikipedia’da böylece özetleniveren ‘Anadolu Parsı’nın varlığını sürdürüp sürdürmediği hâlâ tartışmalı. En son resmi kayıt 1974 yılına ait. Bir avcı onu vurmuş. Sonra da 2000’li yıllar boyunca pek çok kez görülmüş. Her defasında ölü olarak. En son 2013 yılında bir çoban, kendisine saldırdığı gerekçesiyle bu vahşi kedilerden birini vurdu.
Doğadaki hali belli belirsiz bir kare fotoğraftan ibaret olan Anadolu parsının hâlâ memleket dağlarında, ormanlarında yaşadığı varsayılıyor. Ama şu şüphe hep var: Belki de nesli çoktan tükendi. Oysa on binlerce yıldır burada yaşıyordu. İki bin yıllık bir rölyef, bize Anadolu parsının o dönemki varlığını hatırlatıyor mesela. 
Ekin Saçlıoğlu’nun sergisi Anadolu parsına ve bu coğrafyanın kaybolmuş ya da kayboldu sayılsa da aslında hâlâ varoluş mücadelesini sürdüren tüm türlerine adanmış. Bir önceki sergi için 2015 yılında ‘sevimli, çekici ve tekinsiz’ yazmıştım; bu kez öyle değil ‘hüzünlü ve düşündürücü’ bir sergiyle karşımızda Saçlıoğlu. Türlere, hayvanlara ve bitkilere meraklı biri. Mesela ‘Yeni Dünya’ başlıklı serisinde cangılın içinde karşımıza çıkıveren kuş türlerini resimlemişti. Biraz bilimsel, çokça düşsel anlar, tablolardı bunlar. Bu kez varlığı yokluğuna karışmış canlıları anlatıyor. Anadolu parsını, dev kaplumbağaları, gergedanları, bugüne kadar gelebilen ilk bitkileri konu ediniyor. 
Serginin girişinde söz konusu pars rölyefi karşılıyor izleyiciyi. Üst katta ise Anadolu parsının sonuncularına ve onu avlayanlara dair resimler var. Ölü bir parsın başında poz veren avcılar ve okul çocuklarını görüyoruz. Matah bir şey yapmış gibi gururla poz vermişler. Ama üzerleri beneklerle kaplı, leopar benekleriyle. Leopar deseni resmin tamamına yayılırken avcılar parsın, pars da avcıların içinde çözülüp eriyip gidiyor. Bir nevi öze dönüş, aslında aynı olanların, doğanın bir parçası olan insan ve parsın birbirine dönüşmesi fikri canlanıyor.

Buralı olup da burada olmayanlar


Bir başka salonda, dünyada birkaç tane kalmış gergedanlar, karakalem portrelerde insanlaşıyor. Bu sergide her şey bir başka şeye işaret ediyor, dönüşüyor, hatırlatıyor ve konuşuyor. Nitekim bir yerde bize o ilksel türler kılavuzluk ediyor. Ekin Saçlıoğlu’nun önceki sergilerinden de hatırladığımız yosun, yerdeki karoların arasından çıkmış, bir çizgi gibi arkadaki salona taşıyor izleyiciyi. İşte orada birer saksı çiçeği gibi pencereden gelen günışığının altında bekleyen Anadolu’nun en eski bitkilerini görüyorsunuz. Ve duvardaki, farklı renklerde yosunların kat kat beraberliğinden oluşan küçük tabloları... 
Hayvan resimlerinin yer aldığı bir sergi bu. Ama sadece hayvanlar hakkında bir sergi değil. Zaten hemen kapıda bir karatahtaya yazılı adıyla bunu söylüyor bize: ‘Bunlar fabl değil çocuklar’. Resimler, içinde bulundukları mekânla birlikte, tek bir esere dönüşüyor ve sözünü doğrudan söylemiş oluyor. Çok uzun yıllardır öğrencisi kalmadığı için bomboş bekleyen Galata Rum Okulu’nun sınıflarında gerçekleşiyor bu sergi. Galata Rum Okulu’nun tenhalığında dinlediğimiz, seyrettiğimiz şeyin bizzat kendi hikâyemiz olduğunu ve sandığımızdan da sert bir sözü olduğunu görüyoruz. 

Ekin Saçlıoğlu’nun ‘Bunlar fabl değil çocuklar!’ başlıklı sergisi 1 Nisan’a kadar Galata Rum Okulu’nda.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!