GeriKitap Sanat ‘Bunları birinin mutlaka söylemesi, yazması lazım’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bunları birinin mutlaka söylemesi, yazması lazım’

‘Bunları birinin mutlaka söylemesi, yazması lazım’
Fethi Naci

Yaşar Kemal, onun ölümünden sonra “Türk edebiyatının en büyük eleştirmeniydi” demişti. Roman ondan sorulurdu. Eleştirmenliğin nankör bir iş olduğunu söyleyen Fethi Naci, Marksist eleştiri anlayışının edebiyatımızdaki en önemli ismiydi. Yayıncılık da yapan Fethi Naci’nin kurduğu Gerçek Yayınları’nda başlattığı ‘100 Soruda?’ dizisi önemli bir boşluğu doldurmuştu.

Eleştirmen ve yayıncı Fethi Naci’nin bütün dost meclislerinde söylediği sözü yazımın başlığı yaptım.
Yazarların, hele eleştirmenlerin yakındıkları bir konu vardır. Fethi Naci’nin de sözüne katılıyorum: “Zaman zaman eleştiriden bezdiğim oluyor. Nankör bir iş eleştiri. Bir yazarın bir eserini beğenirsiniz, sizden iyi bir eleştirmen yoktur; bir başka eserini beğenmezseniz, bu defa sizden kötü eleştirmen yoktur. Benim için yazar değil, eser vardır.”
Türk romanı üzerine araştırma yapmak isteyen birinin Fethi Naci’nin roman üzerine kitaplarını mutlaka okuması gerekir. Tam adıyla İsmail Naci Kalpakçıoğlu (1927-2008) iktisat okudu, sosyalist olduğu için ne üniversiteye girip akademisyen olabildi ne de özel teşebbüste iş bulabildi. Yazısı kadar konuşması da dostluğu da ivazsız garazsız dürüstlükteydi. Sohbetlerinde, dostluklarında sevgisini de kızgınlığını da eğip bükmeden söylerdi. İltifatı içten yapardı, gösterişten kaçınırdı.
Edebiyat gerçeği, eleştiri namusu her şeyden önde gelirdi onun için. İyi bir dostu kötü kitap yazmışsa onu da söylerdi, yazardı.
Gerçek Yayınları’nı kurdu; Cemal Süreya ile birlikte çok ilgi gören, edebiyattan ekonomiye kadar birçok alanda öne çıkan ‘100 Soruda?’ dizisini başlattı.
Yaşar Kemal, onun ölümünden sonra şöyle demişti: “Türk edebiyatının en büyük eleştirmeniydi.”
İlk kez 1951’de tutuklandı.
Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu, sonra ayrıldı. Eleştirmenliğe nasıl başladığını ironik biçimde anlatırdı:
“Beni işten attılar, ben de iktisatçı olamadım, eleştirmen oldum.”
Ayrıntılı yaşamı için Semih Gümüş’ün ‘Eleştiride Bir Uzun Yol Yolcusu: Fethi Naci’ kitabını öneririm.
Ekonomi öğreniminde okudukları, öğrendikleri eleştirmenliğini etkilemişti. Siyasal inancı eşliğinde Marksist bir eleştiri anlayışıyla değerlendirdi romanları, yazarları.
Yön’de, Ant dergisinde yazdı.
Yayıncılığa başladığında ‘100 Soruda?’ dizisinde iktisat, sosyoloji, siyaset, edebiyat dünyasından saygın, önemli adları topladı. Abdülbâki Gölpınarlı’dan Mümtaz Soysal’a, Rauf Mutluay’a kadar zengin bir yayın listesi oluşturdu.
Babâli yokuşundan aşağı inerken solda bir handa yayıncılık yapıyordu. Yayıncılığın bütün işlerini tek başına kendi üstlenmişti. Gelen talepleri paketler, üzerini yazar, sonra Yeni Postane’ye kendi götürürdü.
Reşat Nuri Güntekin, Yaşar Kemal, Sait Faik üzerine kitaplarından önce ‘İnsan Tükenmez’le eleştiri alanında ilgi görmeye başlamıştı.
‘Yüzyılın 100 Türk Romanı’ ile eleştiri tarihinin üst sıralarına adını yazdırdı.
Fethi Naci’nin kendi kitaplarının dışında ‘100 Soruda?’ dizisini yeniden okumalıyız.

False