GeriKitap Sanat Bir ömürlük yürüyüş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir ömürlük yürüyüş

Bir ömürlük yürüyüş
Abone Olgoogle-news

Necati Tosuner, olgunluğun penceresinden gençliğe bakıp bu ikisi arasındaki geçişkenliği, farkları ve çelişkileri hikâyeleştirmiş ‘Sen ve Kendin’de. Anlatıcı, aynaya baktığı sırada geçmişi görüyor, kendisine dönüp tüm tortularını, yaşanmışlık ve yaşanmamışlıkları düşünüyor.

Bilincin ve benliğin flu, karanlık ve aydınlık taraflarının, ikilemlerin ve karamsarlığın, yorgun ve arı-duru bir zihnin yazarı; dışarıdan baktığı kendisini bir başkası gibi anlatan, denemekten korkmayan, kalabalığın ortasındaki yalnızlığı iç hesaplaşmalarla buluşturan, arayan ve aradığını bulduğunda bununla yetinmeyip yeniden yola düşen Necati Tosuner, yeni kitabı ‘Sen ve Kendin’le karşımızda. Kitabın başlığı, Tosuner’in anlattıklarına dair en önemli ipucu; zamandan ve yerden azade kısa cümleler, okuru bir fotoğrafın bütününe ulaştırıyor.
Tosuner, olgunluğun penceresinden gençliğe bakıp bu ikisi arasındaki geçişkenliği, farkları ve çelişkileri hikâyeleştirmiş ‘Sen ve Kendin’de. Anlatıcı, aynaya baktığı sırada geçmişi görüyor, kendisine dönüp tüm tortularını, yaşanmışlık ve yaşanmamışlıkları düşünüyor.
Bir boşluğa seslenir gibi görünen anlatıcı, aslında benliğiyle meşgul; yorgunluğunu ve yenilgisini dillendirirken adeta bir savcı ve hâkim oluyor: Umutsuzluğun değil, boşa çıkmış umutların ve unutmak istediklerinin üzerinden geçiyor tek tek. Kendisiyle didişerek kazandığı “kendini kendinden koruma bağışıklığını” hatırlarken ”umut ederek bilenen insan”dan dem vurup kendisini bazen bir ‘öteki’ ya da ‘başkası’ olarak görüyor.

SAKLAMBAÇLAR VE ATEŞKESLER
Eskiden buralar hep gençlikti dercesine bir an keşkelerde duraksıyor, yalnızlıktan dert yanarak hızla devam ettiği yolculuğunda “derdinin varlığının derdinden daha büyük” olduğunu düşünüyor anlatıcı. Kendisine ‘sen’ diye seslenen anlatıcı; “sana gelmeyen, senin ona gitmen gereken”, Yaşlıadam Çeşmesi’nde varıyor: “Döndün geçmişe... Oradaki şimdiden buradaki şimdiye baktığında, yavaş ol. Şunu sen de hemen göreceksin: Çünkü acelenin çok bir şeye yaramadığını oraya dönünce artık çoktan öğrenmiş oluyorsun. Bu da ayrı bir yorgunluk demek oluyor.”
İncelikler uğruna tükettiği ömrünün Yaşlıadam Çeşmesi’ndeki bölümünde anlatıcı, arayıp da bulamadıklarını yâd ediyor. Bu arada, kendine bakarak ve kendisini dinleyerek onun kendi konusunda uzmanlaştığını, artan kaygılarıyla birlikte enikonu olgunlaştığını görüyoruz.
“Yıllar geçti ve sen, her şeyden bir anlam çıkarmakta, onu enlemesine boylamasına yayarak daha derinlemesine yeni anlamlara ulaşmakta ustalaştın” diyen, kendisinden kaçan ve kendisinde kaybolan anlatıcının, bedeni yaşlanırken ruhunu ve zihnini genç tutma arzusunun yol açtığı gerilime, katıksız gerçekler ve sezgiler de eşlik ediyor. “Gelmemiş geleceğin gelmiş yorgunluğu” ifadesi, “sırasız sözcükler”e ya da “sözcük çatışmaları”na hem bir örnek oluyor hem de gerilimi, gerçek ve sezgileri perçinliyor.

Bir ömür törpüsünün ve törpünün aşınan dişlerinin anlatımıyla da yüzleşiyoruz romanda; içine dönen anlatıcı, kâh kendisini suçlayarak kâh aklındakileri hiç dışavurmadan, bir yanlış yapmamak isterken yanlışlığa düşme tedirginliğiyle sürdürüyor “öğrenmeyi öğrendiği” bir ömürlük yürüyüşünü: Bazen kendisinden saklanıyor, bazen de oynanan saklambaçları izliyor...
Tosuner, ‘Sen ve Kendin’de; olgunlaşan ve yaşama bir başka gözle bakmayı başarabilen insanın çelişkilerini, kendisiyle mücadelelerini ve ardından gerçekleştirdiği ‘ateşkesi’ anlatırken bir dizi can sıkıntısını ve buralardan çıkış yolu bulma çabasını getiriyor gündeme. Dolayısıyla yaşamın özündeki dengesizlikleri, ikilemleri, benliği kurma uğraşını ve sonra onunla didişmeyi, anlatıcıyla ete kemiğe büründürüyor.

Bir ömürlük yürüyüşSEN VE KENDİN
Necati Tosuner
İş Kültür Yayınları, 2020
248 sayfa, 18 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle