GeriKitap Sanat Bir iktidar aracı olarak gıda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir iktidar aracı olarak gıda

Bir iktidar aracı olarak gıda
Abone Olgoogle-news

Ülkemizin sayılı kültür adamlarından Artun Ünsal ‘İktidarların Sofrası’nda Antik Ortadoğu’dan Çin ve Hindistan uygarlıklarına kadar uzanan geniş bir alanda, insanın beslenme ile yaşadığı derin ve kesintisiz maceranın peşine düşüyor...

Eğer hayal gücümüzü çalıştırırsak MÖ, tahmini 6330’larda Çatalhöyük’te çizilmiş bir duvar resmi bize insanlık hikâyemizin ruhunu armağan eder. Önde çiftçiler, adeta huşu ile toprağa tohum saçarak ilerlemekte, arkadan gelen çocuk da kuşları kovalamaktadır. Toprakla insanın kurduğu bu göksel ilişki, kendi içinde hayat devinimi taşırken, kuş ve çocuk detayı hayale bağlı yorum gücünü de vermektedir. Çocuk, bir gelecek efekti gibi çalışırken kuşlar bir tür neşe ayrıntısıdır. Sanki şunu söylemek ister bu duvar resmi; yaşarken sadece beslenmeyiz, eğleniriz, düş kurar, paylaşırız.
Ülkemizin sayılı kültür adamlarından Artun Ünsal, Çanakkale Savaşı’nda unutulmaz destan yazan 57. Alay’a ithaf ettiği yeni kitabı ‘İktidarların Sofrası’nda Antik Ortadoğu’dan Çin ve Hindistan uygarlıklarına kadar uzanan geniş bir alanda, insanın beslenme ile yaşadığı derin ve kesintisiz maceranın peşine düşerken, muhtemelen pek çok sebepten yola çıkmıştır. Çünkü yemeğin bağlamı hayat kadar çeşitli ve zengindir. “Canlıların en temel gereksinimi onlara yaşam enerjisi veren gıdadır.” İnsan yeryüzünde yalnız yaşamadığı için, gıdaya giden her adımda kendiliğinden bir toplumsallık vardır. “Biyokültürel bir varlık olan insanoğlu için yemek, -gıda, yiyecek ve pişmiş yemek tanımlarının tümünü kapsayan genel anlamda- sadece yemek değildir.”
Artun Ünsal’ın peşine düşüp sorduğu, sorguladığı, araştırdığı temel mesele nasıl olup da beslenme ile iktidar arasında kaçınılmaz bir ilişkinin hep doğmakta olduğudur. Hem simge hem bir metafor, hem bir savaş nesnesi hem sanat, hem bio-kültürel bir değer hem neredeyse her şey olmaya evrilebilen yemek, içerdiği tabii materyallerle nasıl olup da hem değişmiş hem etkin bir dönüştürücü olmuştur? Görsel malzemelerle desteklenen kitapta etimolojiden antropolojiye, iktisat tarihinden siyaset bilimine, mitolojiden folklora, dinden sanat tarihine, gastronomiden sosyo-kültüre kadar her alandaki yansıma ve açılımlarla karşılaşıyoruz.
Besin maddesi üretmenin getirdiği toplumsallık, kamusal erk tarafından teslim alındığında ve yeniden kurgulandığında, soyutlanır ve nitelik farkı da kazanır. Sonuçta “yiyecek üretimi ağırlıkla ekonomik bir uğraşken yiyecek dağıtımları ve toplu yemekler gibi yeniden dağıtım süreçleri açıkça siyasal faaliyetlerdir”. “Henüz paranın icat edilmediği çağlardan bu yana her toplumda yiyeceğin zenginlik, yiyeceği denetlemenin bir iktidar göstergesi olduğu gerçektir.” Sonunda, ‘siyasetin gıdası ile gıdanın siyaseti’ bir yerde birleşirler.
Sofrayı kuran, yiyeceği dağıtan ister kral olsun ister padişah, hatta bey, paşa fark etmez, yemeğin toplum içi ve toplumlararası hiyerarşide etkin bir rol oynaması ilginç, baş döndürücü ve kültürel kodları doğallıkla örülmüş, sosyo-genetik bir olgudur. Edebiyata, folklora en yalın yüzüyle yansıyan yemek -“Oğul babadan görmeyince sofra kurmaz” (Dede Korkut), “Ye kürküm ye” (Nasreddin Hoca)- bugün için nitelikli kamusallığını yitirse bile bir insanlık öyküsü olarak canlılığını korumayı sürdürüyor.
Artun Ünsal’ın kitabı geçmişle birlikte hayatın özünü, felsefesini yeniden düşünmek açısından dimağı besleyecek lezzetli bir rehber.

İKTİDARLARIN SOFRASI Bir iktidar aracı olarak gıda
YEMEK, SİYASET VE SİMGESELLİK
Artun Ünsal
Everest Yayınları, 2020
832 sayfa, 150 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle