Bir geçmiş mavi yolculuk

Bir geçmiş mavi yolculuk

Azra Erhat’ın ‘Mavi Yolculuk’ kitabını, tatilde, deniz kenarında ya da benim yaptığım gibi yüksek ve görkemli bir ceviz ağacının altında, yaprak kıpırtıları ve ışık oyunları arasında okumak gerek.

Haberin Devamı

“Derimiz güneşten bakır rengi, kollarımız bacaklarımız pekleşmiş, ciğerlerimiz on günlük temiz havadan yaylanmış, gözlerimiz ışık dolu, gönlümüz sevinç, övünç dolu.” Bu satırları ait olduğu kitabın bağlamı dışında okuyan birisi antikçağların uzun sürmüş mutlu günlerine ait bir kayıt sanabilir. Oysa, özü tam da kaybedilmiş ve unutulmuş doğaya, kültürün rehberliğinde yapılmış çağdaş bir yolculuğa aittir. Gerçi Türkiye’de her şey o kadar hızlı değişir ki daha dün sandığınız çoktan geçmişin defterine kaydedilmiştir. Azra Erhat’ın Türkiye’de kültür turizminin başlangıcına dair nitelikli düşünme sayabileceğimiz ‘Mavi Yolculuk’ kavramı üzerine yazdığı kitap aslında arkeolojisi sağlam, güncelliği tutarlı fakat değeri bilinmemiş en önemli hayat eylemlerinden birisidir. ‘Türkiye’nin her çeşit turisti ilgilendirebilecek sonsuz zenginliklerle dolu bir ülke olduğu’nu açığa çıkarmak için yapılmış düş yolculuğunun da kitabıdır.

Haberin Devamı

Macera isimli gemiyle, Akdeniz ve Ege’ye açılan insanlar, Azra Erhat’ın metinlerine yansıyan büyük bir merak kadar kültürel ve edebi zevkin sahibidirler. ‘10 Ağustos Perşembe günü, saat 11’de İzmir’in Babadan Oteli’nin holünde toplanan yolcular’ adeta bir büyük ‘göç’ün ilk gönüllüleridirler. Şurası tartışmasızdır ki, ‘Mavi Yolculuk’ tezi, antikapitalist turizm fikrini Türkiye’nin bütün tarihsel birikimi ile yoğurma çabasıdır da. Erhat’ın gezi edebiyatı literatürüne örnek diye kaydedilecek satırları ise bu ayrıksı düşüncenin kanıtıdır. Sadece bu kitap üzerinden yapılacak karşılaştırmalı mekân okumaları (koylar, plajlar, köyler vs.) dün ile bugünün çarpık çatışmasını gösterir. Yazarın şansı, diğer Akdeniz, Ege turizmini başarmış ülkelere dair tecrübelere sahip olmasıdır. Böylelikle olanla olması gereken arasındaki öneri ve yorum dengesi kurulabilmektedir.

Şu cümlenin güzelliğini yazara mı yoksa tabiata mı bağlamalı; “Neşeli uyandık. Daha gün doğmadan tatlı bir pembelik bürümüştü Çakal Bükü’nü.” Ya şu cümleleri nereye koymalı; “Datça Yarımadası’nın Kıranlar’dan daha şaşırtıcı bir güzelliği var. Şahin Burnu, Körmendağı, Vurana, Lavoro uçurumları ile yarılmış, yarıklarından ağaçların, bitkilerin çığ gibi aktığı sarp tepelerdir.” İnsan bu cümlelerin karşısında doğanın çekimini düşünemez olur. Çünkü hayali değil henüz bozulmamış, 1960’ların Türkiye’sidir çizilen.

Haberin Devamı

Beni en çok Azra Erhat’ın geçmiş kültürel birikimini gözlem gücüyle yoğurup kendi üslubuyla yazması etkiledi. Böylelikle alttan yaşattığı fikir gerçeklikten düşmeden insanı ikna ediyordu. Troia, Ayvalık, Bozcaada, Bodrum, Datça, Gökova, Kazdağları mitoloji, edebiyat, arkeoloji ve güncelin içinde ustaca gözlemleniyor, sizi yanına çekiyor, sonra da alabildiğine özgür bırakıyor. Bu yolla ülkenin turizm potansiyeli bir gezi rehberinin bilgilerinin ötesinde daha evrensel yapıya kavuşuyor.

‘Mavi Yolculuk’ kitabını bugünlerde, tatilde, deniz kenarında ya da benim yaptığım gibi yüksek ve görkemli bir ceviz ağacının altında, yaprak kıpırtıları ve ışık oyunları arasında okumak gerek. Türkiye’yi düşünmenin çok ve sonsuz yolunun bugün de olduğunu unutmadan. Edebiyat zevkinden geri kalmadan.

Haberin Devamı

MAVİ YOLCULUK

Bir geçmiş mavi yolculuk

Azra Erhat
İş Bankası Kültür Yayınları
312 sayfa, 18 TL.