GeriKitap Sanat ‘Bedenim bana asla itaat etmeyecek’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bedenim bana asla itaat etmeyecek’

‘Bedenim bana asla itaat etmeyecek’

Édouard Louis’in 22 yaşında Fransa’nın en popüler yazarlarından biri olmasını sağlayan otobiyografik romanı ‘Eddy’nin Sonu’, küçük bir kasabada kişiliği, tercihleri, görünümü, farklılıkları nedeniyle arkadaşları ve ailesinden gördüğü zorbalığı çok gerçekçi bir dille anlatıyor.

“Çocukluğuma dair mutlu bir anım yok” diye başlıyor anlatmaya Édouard Louis, ‘Eddy’nin Sonu’nu... Ergen zorbalığının çok gerçekçi bir dille anlatıldığı ilk bölümde dayak yiyip ağzına tükürülen kahramanımızı tanıyoruz. Şiddet alışık olmadığı bir şey değildir. Ne de olsa her yanlışın kaba kuvvetle cezalandırıldığı, her bahanede yumrukların konuştuğu bir ailede ve ortamda büyümüştür. Henüz 10 yaşındadır ama yaşamın her alanında yaşadığı şiddete karşı donanımlıdır. Ama iki okul arkadaşının uyguladığı bu şiddet diğerlerinden farklıdır. Kişiliği, tercihleri, görünümü ve farklılıkları nedeniyle saldırıya uğramaktadır. Ses etmez, kabullenir, sineye çeker. Tek yaptığı sürekli yinelenen ve fiziksel olarak karşı koyamayacağı saldırıların diğerlerinin, okul arkadaşlarının, öğretmenlerinin gözünden ırak bir yerde gerçekleşmesi, yani bilinmemesidir. Bir gün sıkılıp kendini bırakacaklarını umar. Ama bu zorbalık çabuk bitmez.
‘Eddy’nin Sonu’, Édouard Louis’nin 22 yaşındayken, 2014’te yayımlanan ilk kitabı. Fransa’da hemen dikkat çeken, çok okunan kitap, 20’den fazla dile çevrilmiş. Bir üçlemenin ilk kitabı. 2016’da ‘Histoire de la Violence’ (Şiddetin Tarihi), ardından 2018’de son kitap ‘Babamı Kim Öldürdü’ (Can) yayımlanıyor.
‘Eddy’nin Sonu’nun, yazarın gerçek adı Eddy Bellegueule’den vazgeçip Édouard Louis adını almasının öyküsünü de anlatan otobiyografik bir eser olduğu belirtiliyor. Ailesini, geçmişini anlatırken işçi sınıfının durumunu gerçekçi ve sert bir dille ele almasıyla da dikkati çekmiş, tartışılmış.
1990’ların sonu, 2000’lerin başında, Kuzey Fransa’daki 1200 nüfuslu yoksul bir kasaba. Bu kasabada yaşayan erkeklerin hayat öyküleri birbirleriyle tamamen aynıdır. Zorunlu eğitimi tamamladıktan sonra hepsi aynı fabrikada işçi olarak çalışır. Bu arada kendileriyle aynı kaderi yaşayan kadınlarla evlenir, bir yandan çoluk çocuğa karışırken diğer yandan alkolizm, şiddet ve suçun belirlediği bir hayatı sürdürmeye çalışırlar.
Erkek ve kadınların tipleri de rolleri de bellidir. Onlardan bu rollere uygun olarak davranmaları beklenir. Eddy Bellegueule’den beklenen, bu erkeklik tipine uymasıdır. Eddy bunun için çaba gösterir; içki içer, kavga eder, kız arkadaşlar edinir. Ama ne kadar çok tiplemeye uymaya çalışsa da bedeni ona itaat etmeyecektir. Sesi ince, davranışları kadınsı, vücut yapısı narindir, dikkat çekmemesi imkânsızdır.
Zaten toplum içinde bir kere damgalandınız mı ne yapsanız o damgayı silmeniz mümkün değildir. Eddy de damgalanmıştır ve hakkındaki dedikodular okul çevresinden, kendi yaşıtlarından büyüklere, anne-babalara doğru yayılır ve kabul görür. Eddy’nin durumunu kabul edemeyen sadece iki kişi vardır. Anne ve babası. Tam bir ırkçı ve homofobik olan babanın, oğlunun eşcinsel olduğunu kabul etmesi mümkün değildir. Anne oğluna karşı biraz daha anlayışlıdır ama onun bu hallerinin geçici olduğunu, abartıldığını umar.
Édouard Louis yaşananları olanca gerçekliği içinde ve hiç eğip bükmeden net bir şekilde anlatıyor. Okuduğumuz bir romandan çok yaşamöyküsü, anılar bütünü gibi. Hayatlarındaki tek amaç kasabadaki fabrikada çalışmak ve düzenli gelir elde etmek olanların sistemin gereği olarak yoksullaştırılmalarını, yoksulluğun en dibinde yaşama çabasını en açık ve net bir şekilde dile getiriyor. Eddy’nin şiddetle her şeyi çözeceğini düşünen, kendinden farklı gördüğü herkesi yok etmeye çalışan acımasız bir toplumda yaşama çabası ile bu kopkoyu yoksulluk birbirini tamamlıyor. Annesini, babasını, ağabeyini, kuzenini, ablasını anlatırken aslında o toplumda tipikleşmiş olanı anlatmaktadır. Çocuklar da bunun dışında değildir. Arkadaşlarını, kendine zulmeden akranlarını olduğu kadar Eddy kendini de aynı acımasız dille anlatıyor. Sanırım başarısının sırrı da bu; sert ve net bir dille yaşananları tüm gerçekliğiyle anlatmak...

‘Bedenim bana asla itaat etmeyecek’EDDY’NİN SONU
Édouard Louis
Çeviren: Ayberk Erkay
Can Yayınları, 2021
168 sayfa, 26.50 TL.

False