‘Artık arama beni’

Güncelleme Tarihi:

‘Artık arama beni’
Oluşturulma Tarihi: Haziran 03, 2022 09:33

Günlük yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelen telefonun basım dünyasında ve edebiyattaki macerasını merak etmez misiniz? Biraz telefonun tarihine bakalım, sonra da telefon kitapları üzerine bilgi verelim.

Haberin Devamı

Yıllar önce dinlediğim bir parçayı anımsadım: Telefon çalıyor, tarazlanmış bir ses açıyor ve şöyle diyor: “Artık arama beni.”
Bundan sonra da şarkı başlıyordu. Telefonun hepimizin dünyasında önemli bir yeri var. Hele bugün, vazgeçilmezimiz.
Çocukluk yıllarımda eve telefon almak çok zordu. Müracaat edilir, bağlanması için yıllarca beklenirdi.
Gelin telefonun ve telefon üzerine yazılan kitapların tarihine bir göz atalım.
Boston’da 1876 yılında Alexander Graham Bell, yıllar içinde gelişen bir teoriyi somutlaştırıyor ve sesi ilk kez telefon adı verilen bir aletle iletmeyi başarıyordu. Böylece 1877’de Boston’da, 1879’da Paris’te telefon şebekeleri kuruluyordu.

‘Artık arama beni’

Çağı yakalamaya çalışan Osmanlı İstanbul’u da telefon adındaki nev-icad alet ile 1881 yılında tanışıyordu.
Soğukçeşme’deki telgrafhane ile Yeni Cami Postahanesi arasına çekilen telefon hattı bu binadaki dört müdürün odasına telefon bağlıyordu. Aynı tarihte Galata semtinde bazı postahanelere ve Osmanlı Bankası binasına da telefon hattı çekiliyordu.
Ayrıca Galata Liman İdaresi ile Kilyos Tahlisiye servisine tek telli özel bir hat kuruluyordu. Telefon Osmanlı İmparatorluğu’nda da dünyayla aynı tarihlerde kullanılmaya başlanmasına rağmen 16 Ağustos 1886’da, bu gelişmeyi ‘gizli kapaklı işler görülmesine müsait bir icad’ olarak değerlendiren padişah II. Abdülhamid’in iradesiyle Kilyos telefon hattı müstesna yasaklanıyordu.
Bu yasak İkinci Meşrutiyet’e yani 1908 yılına kadar sürmüş, 1909 yılında Büyük Postahane binasına bir telefon santralı kurulmasıyla İstanbul kentinin telefonla serüveni başlamış oldu. 1911 yılında ‘Dersaadet Telefon Anonim Şirket-i Osmaniyesi’ adıyla kurulan bir İngiliz şirketi 30 yıllık bir imtiyaz ile İstanbul’un telefon işletme hakkını elde etti. 1935’e kadar İngiliz şirketinin yönetiminde iletişim sağlayan İstanbullu aboneler kapsamlı telefon rehberine 1916 yılında kavuşurlar. 1945’te İstanbul’da 15 bin, Ankara’da sekiz bin, İzmir’de üç bin civarında telefon abonesi bulunmaktaydı. 1983 yılında 40’ıncı baskısı yapılan İstanbul telefon rehberi abonelere dağıtılmak için 450 bin adet basılıyordu.
Telefonun dünyada kullanılmaya başlamasından yaklaşık 13 yıl sonra 1890’da Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne’nin (Siyasal Bilgiler) aynı sene mezunu iki arkadaş Ahmet Edip ve Ahmet Macit Gören ‘Telefon, Telefon Hakkında Nazariyat ve Tatbikatı Havidir’ başlığı ile telif olarak kaleme aldıkları eseri Osmanlı okuruna sunuyorlardı. Bu kitap Osmanlı basınında ‘telefon’ hakkında kaleme alınmış ilk müstakil telif eserdi. Eser günümüzde bütün dünyada yaygın olarak kullanılan telefon sistemlerinin ilk yıllarını anlatır.
1909 yılına kadar telefon konusunda herhangi bir yayın göze çarpmaz. Bu tarihten sonra kurulan telefon şirketinin yaptığı kitaplarla birlikte telefon için yayınlar görülmeye başlar.
Türk edebiyatında telefon konulu kitaplar veya telefonun edebiyatımıza ne zaman girdiğine dair yeterli bilgimiz yoktur. Adında telefon geçen dört yayından söz edebiliriz: ‘Telefonla Muaşaka’ (İstanbul, 1911), ‘Telefon Cinayeti’ (İstanbul, 1914), ‘Telefondaki Ses’ (İstanbul, 1945), ‘Telefondaki Kız yahut Çok Bilmişin Marifetleri’ (İstanbul, tarihsiz). Gökhan Akçura’nın da belirtiği gibi 1882 baskılı ‘Dürdane Hanım’ romanında Ahmet Mithat Efendi roman kahramanı Ulviye Hanım’a Beyoğlu’ndaki mağazadan telefon aldırır. Belki de bu çalışma, edebiyatımızda telefondan bahseden ilk eserdir.
(Bilgi ve belgeler için telefon dosyasını açan sahaf dostum Emin Nedret İşli’ye teşekkür ederim.)

BAKMADAN GEÇME!