GeriKitap Sanat ‘Anılardan bir gölgeler korosu’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Anılardan bir gölgeler korosu’

‘Anılardan bir gölgeler korosu’
Hasan Erkek
Abone Olgoogle-news

Hasan Erkek anılarını hep yanında ve her yere ve her mecraya taşıyanlardan, onlarla taşınanlardan ve her dile getirdiğinde, sergilediğinde onlarla yeniden tanışan, bizi de tanıştıran bir şair, oyun yazarı, dram sanatı uzmanı.

Anılar insanı yaşlandırır, şiiri yaşatır. Bazen tersi de doğrudur. Bir üçüncü yol yok mudur? Ona kimi yaşantılarda ve şairlerde tesadüf ederiz. Hasan Erkek de bu şairlerden. Anılarını hep yanında ve her yere ve her mecraya taşıyanlardan, onlarla taşınanlardan ve her dile getirdiğinde, sergilediğinde onlarla yeniden tanışan, bizi de tanıştıran bir şair, oyun yazarı, dram sanatı uzmanı.
Yeni şiir kitabı ‘Lal Destan’ın (Kırmızı) başındaki ‘Otobiyografi’ şiirinden kalkan tren de bizi çocukluktan gençliğe, oradan yaşlılığa dolaştırırken ne çok anıyla, insanla buluşturuyor. Tren belki de ‘vefa istasyonu’ndan kalkıyordur.
Hasan Erkek, ‘Lal Destan’da anıları, insanları, yaşantıları, coğrafyaları şiirle dolaşırken, ilginç bir yöntem de uyguluyor. Video klipten kısa filme, resimden dramatik öyküye, mektuptan farsa, taşlamaya, masaldan tragedyaya farklı anlatı biçimleriyle oluşturuyor destanı. Mahmut Temizyürek’in şahane arka kapak yazısında dediği gibi, senfonik bir akışı olan bu şiirin yolu “Çocukluğun oyun hazzıyla, sözcüklerin animist ruhuyla, kalbin tazecik ritmiyle devinir”. Bu güzel cümleyi doğrulayacak tazelik ve açıklıkta pek çok şiir ve dize var kitapta: “İnce kelimelerden yardım dileriz” der ve ‘Lal Destan’ şiirinde, doğanın ve insan doğasının çatışmasındaki sertliği duyurmak için kelimelerin inceliğine sığınır: “Kalbur fakına gelmiş bir serçenin iç çekişiydim/ kafası koparılıp çocukların önüne atılmadan/ çocukların boynu/ serçelerin boynuyla terbiye edilmeden önce”.
‘Taşlama’ da yapar yapmasına da o da ‘ince kelimeler’den payını alır: “Bir arpacık olsun çıktım göz kapağınızda/ Sonra gözünüzden düştüm/ Sizce bin parça oldum/ Bence kendimi buldum”. ‘Fars’ın da ‘Taşlama’dan kalır yanı yoktur, hatta sesi ondan daha çok duyulur: “Ah Züleyha/ Kalbimin taşrasında otlayan kuzu/ Taze havuç yaprakları dururken/ Süt dişlerinle/ Saldırma öyle/ Deve dikenlerine”. Kendini hikmet burcunda sananları uyarır şair ve “Al işte sana geliyor bu kahkaha/ Hah hah haaaa/ Hah hah haaa” der ‘Fars’ın sonunda.
“Bir kuyunun ipi miyim neyim/derinden keder çekerim” diyerek “hüzünlü bir umutla dünyayı dolaşan” bu şiirin yeni durağı ‘Lal Destan’. Renkli ve zengin bir şiirle buluşmak için.

‘Anılardan bir gölgeler korosu’


ŞAİR GEZMESİ
Şair gönül gezdiriyor. Gönül gezdirmek, şairin hem ev hem dünya hali. Rahmi Emeç şiirlerinin yanı sıra metinleri ve notlarıyla da hep harek
et halinde. Bir şairin günlüğü gibi notları da şiirine dahil. ‘Çekirdek Zaman Durakları’ (Klaros Yayınları) da bir anlamda kışa hazırlık gibi, yazdan güzden metinler. Şiire dönüşmese de hepsi, şiirin komşusu, yakını, ahbabı olacaklar ne güzel!
Rahmi Emeç’in notlar, metinlerden oluşan dördüncü kitabı bu. İçindeki pek çok parça düzyazı şiir bana kalırsa: “Bak üşümüş, görmezliğin uzun kışı; düşen yaprakları günlerden sayıyor; içinde hala saatli maarif takvimi...” Ya da şu parça: “Kimsenin acısı kimsede değil... Kanadığı yere bakıyor herkes. Kim bilir belki de körlüğümüz bundan. Çekilip iç denizlerimize...”
Emeç, sanki öylesine alınmış notlar gibi söz ediyor bunlardan ama unutmamalı ki insan en çok gezerken, yürürken yaratırmış, aklına fikirler gelir, imgeler o zaman düşermiş. Bundan şiirin bir hareket olduğunu çıkarabiliriz. Emeç’in hareketi de her metinde şiirle karşılaşmasıyla sürüyor.
Şiiri uzun bir yol, sonsuz bir yürüyüş olarak düşünürseniz, bu yolculukta kendine yeni yoldaşlar da bulacağını bilirsiniz. Meseller, kısacık öyküler, hepsi de şiirin davetine katılır ve onun bir parçası olurlar. Emeç’in böyle meselleri de var: “Bir bahçe, bahçıvan hapisteyken kendine gül aramaya çıkmış; işsiz kalan ‘görüş günü çiçeği’ davetsiz, bahçeyi işgale gelmiş.”
Rahmi Emeç’in kitabı az, ama az yazan bir şair de değil, çok yazan da ‘çoğul ve yoğun’ yazıyor. Şiirlerini okurkenki gibi tıpkı metinlerini okurken de bu duyguyu yaşıyorum. Çünkü içlerinde yeni zamanlarda eksikliğini çektiğimiz, özgecilik, iyilik, düşüncelilik var, bir de bizim yoldaşlık duygusu gibi, ikimiz de Eskişehirspor’un ‘Kızıl Şimşekler’ taraftar grubundanız, birbirimize bağlayan “Nereye gitsem, bütün cümleler Eskişehir” şiiri var!

‘Anılardan bir gölgeler korosu’

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle