GeriKitap Sanat Anda iz bırakmak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Anda iz bırakmak

Anda iz bırakmak
Abone Olgoogle-news

Merkür Galeri’de izleyiciyle buluşan Ara Güler seçkisi bizi 1950’lerin, 60’ların Ege’sine götürüyor. Serginin en çok dikkat çeken yanı, Ara Güler’in dünyaya tanıttığı antik kent Aphrodisias fotoğrafları...

Ara Güler denince aklıma John Berger’in ‘Görme Biçimleri’ kitabının kapağındaki ilk cümleleri gelir: “Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.” Duayen sanatçı, hepimize ebeveynlik yaparak, fotoğraflarıyla bize bakmayı öğretir.
Kendisini ‘fotomuhabiri’ diye tanımlayan Ara Güler, özellikle İstanbul fotoğraflarıyla dikkat çekmiş, birçok ödül almış, uluslararası üne sahip Ermeni asıllı Türk bir ‘fotomuhabiri’dir.
Taksim’deki Ara Kafe’de tanışma fırsatım olmuştu Ara Güler’le. Bir kahve içimlik sohbetimiz de onun esprileri ve şen muhabbetiyle geçti; masasından ayrılırken bana “Hep önüne bak” öğüdünü vermişti. Ben o günden beri geleceğe bakan bir görme biçimi oluşturmuş olabilirim. Bir anlık da olsa hayatıma dokundu. Onun en usta olduğu şey ‘an’ı yakalamaktı...
Daha sonra kendisini Ara Güler Müzesi’nin açılışında görmüştüm. O an düşünmüştüm; yaşarken adına müze açılması, hem de doğum gününde açılması nasıl güzel bir hediyedir. En önemlisi ise bu açılışa katılabilmek, bir sanatçının gelmek istediği son noktadır diyebilir miyiz?

Kültür ve sanata önemli katkılar sağlayan Doğuş Grubu’nun, Ara Güler’le işbirliği sonucu hayata geçirdiği Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM) ve Ara Güler Müzesi, kapılarını Ara Güler’in 90’ıncı doğum günü olan 16 Ağustos 2018’de Bomontiada’da ziyaretçilere açmıştı. Ara Güler, açılıştan birkaç ay sonra aramızdan ayrıldı ama eserleriyle yine yanımızda.
Merkür Galeri, şu sıralar Ara Güler seçkisine ev sahipliği yapıyor. Merkür Galeri, 2014’te Ara Güler sergisiyle bize renkli bir İstanbul seçkisi sunmuştu. Bu yeni seçki ise bizi Ege’ye götürüyor. Pandemide evlere kapandığımız, tatillere gidemediğimiz yağmurlu İstanbul günlerinde bizi Ege’den sıcak bir meltem esintisine götürüyor diyebiliriz.
Seçki İzmir, Bodrum ve Aphrodisias’ın erken dönem fotoğraflarından oluşuyor; Ara Güler’in gözlemci ve hikâyeci yanına vurgu yapılıyor. 1950’lerin ve 60’ların sonunda çektiği fotoğrafları gözlemleyebilir ve günümüzdeki durumla kıyaslayabilirsiniz. Zaten Ara Güler genel olarak bize dönem fotoğraflarını belge niteliğinde sunar ve bu fotoğrafları günümüz ile kıyaslama fırsatı verir.
Ege gezilerinden yola çıkarak oluşan bu seçki Ara Güler’in tarihe olan düşkünlüğünü de yeniden gösteriyor. Sergide en çok ilgi çeken fotoğraflar kesinlikle Ara Güler’in dünyaya tanıttığı antik kent Aphrodisias fotoğrafları.

Günümüzde ziyaretçi sayısı milyonlara ulaşan Aphrodisias’ın Ara Güler tarafından fark edilip dünyaya tanıtılması ayrı bir hikâyedir: 1964’te bir baraj açılışı için bölgeye gazeteci olarak giden Ara Güler, dönerken yolunu kaybeder. Ve kaybolduğu köyde kadınların tarihi sütunlarda oturduğunu görür. “O taşlar bana bakıyor ve beni buradan kurtar diye çığlık atıyor” diye düşünür ve harekete geçer. İstanbul’a döndüğünde fotoğrafları Time gazetesine göndererek dünyanın gündemine oturur. Aphrodisias, 1987’de UNESCO’nun Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınır.
Neşeli, şen şakrak ama tatlı sert bir mizacı olan Ara Güler ile hayatınızda 5 dakika da olsa denk geldiyseniz mutlaka sizde iz bırakmıştır. Onun işi anda iz bırakmaktır.
Bizi yaşlandıran şey görme biçimlerimizdir. Her şeyi güzel biçimde görmeniz dileğiyle...
Ara Güler seçkisi 5 Şubat’a kadar Merkür Galeri’de görülebilir.

False