GeriKitap Sanat Amerika’nın ikinci sivil savaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Amerika’nın ikinci sivil savaşı

Amerika’nın ikinci sivil savaşı

Omar Al Akkad ‘Amerikan Savaşı’nda ABD’nin güneyini iç savaşın renklerine boyayarak ortak ideanın yıkıldığı Amerikan toplumunun bir arada kalma çabasını sergiliyor. Karşımızdaki ırksal mirasından, anayasası ve kurucu baba ideasından soyutlanmış vahşi bir Amerika.

Distopya yazılması zor türlerdendir. Geniş hayal gücünün yanı sıra mevcut durumun ilerisini korkutucu bir şekilde biçimlendirerek geleceği resmetmeyi gerektirir. Omar Al AkkadAmerikan Savaşı’nda ABD’nin güneyini Ortadoğu tipi bir iç savaşın renklerine boyayarak ortak ideanın yıkıldığı Amerikan toplumunun bir arada kalma çabasını sergiliyor.
2074 yılında Amerika’da ikinci sivil savaş başlamış durumdadır. İklim değişikliği yüzünden kıyı şehirleri sular altındadır. Aslında her şey 2070’te başlar, iklim değişikliğine sebep olan ve artık Columbus şehrine çekilen başkent (Washington sulara kaybedilmiştir) fosil yakıt kullanımına sınırlamalar getirir. Sanayisi ve geliri fosil yakıta bağlı Güney eyaletleri Kuzey’in bu dayatmasına bilenir. Güney-Kuzey arasında fosil yakıt sınırlamaları üzerine politik çekişme sürerken 2073’te bir intihar bombacısının Amerikan Başkanı’nı öldürmesi savaşın fitilini ateşler. Güney bir kez daha Kuzey eyaletlerine karşı isyandadır.

Kuzey’e karşı savaş, birbiriyle de çatışmaya girmekten çekinmeyen Güneyli isyancı kabileler ve yeni bir federasyon girişiminin aşağı yukarı düzenli ordusu ile sürmekte, tam bir Ortadoğu kargaşası içinde tutuşmaktadır. Omar Al Akkad, Güney’in beyaz ırkçılığının geride kalmış olduğu bir portre çizer bu kargaşada, hatta bize Güney’i haklı ve sevimli gösterir gibidir. Oysa esas olan Amerikalıların kendileri gibi olan Amerikalıları artık öldürmekten çekinmemeleridir. Kendi coğrafyalarından çok uzak olduğunu düşündükleri bir savaşın içindedirler ve tekrar ortak bir ideaya ulaşma çabasındadırlar.
Omar Al Akkad Amerika’nın ‘kurucu babaları’nı ve anayasayı formülünün dışında tutuyor. Bu da ideolojik erozyon üzerindeki kayıp ile mevcut kurgunun daha ayakları yere sağlam basan bir model oluşturmasını sağlıyor. Bu akıllıca manevra Al Akkad’ın daha ilk romanından gelecek vaat eden bir yazar olarak parlamasını sağlamakta. Irksal mirasından, anayasası ve kurucu baba ideasından soyutlanmış, Vahşi Batı’dan daha vahşi bir Amerika çıkıyor böylece ortaya.

Savaşı Güney’den ve Güneyli karma ırk bir ailenin çocukları üzerinden izliyoruz; öyle ki başkarakter Sarat iri ve güçlü bir siyah Amerikalı kız iken, çift yumurta ikizi tam bir Amerikan sarışınıdır. Buna rağmen Al Akkad’ın yarattığı karakterler Güneyli gibi konuşmaz, Güneyli gibi düşünmez, savaştıkları toprağa kök salmış gibi değildirler. Sarat ve ailesi çok da Amerikalı gibi durmaz, savaş yüzünden mülteci konumuna düşmüş bir aile gibidirler. Bu da klişe bir göçebe/mülteci yaşamını metnin içine sıkıştırır. Böylece başkarakterin kimliği tamamen savaş ve getirdiği kayıplar üzerinden şekillenir. İlerleyen bölümlerde Sarat iyice sertleştiğinde kitabın tezi su yüzüne çıkıyor. Savaşın sefaleti, dünyanın tek ve gerçek evrensel dilini temsil ediyor; barış halindeyken birbirlerinden çok ayrı duran kültürler, savaş onları boş batıl inançlarından arındırdığında ‘akraba’ olur.

Amerika’nın ikinci sivil savaşıAMERİKAN SAVAŞI
Omar El Akkad
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Doğan Kitap, 2021
424 sayfa, 49 TL.

False