GeriKitap Sanat 300 yıllık Ankara tablosu albüme ilham oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

300 yıllık Ankara tablosu albüme ilham oldu

300 yıllık Ankara tablosu albüme ilham oldu
Abone Olgoogle-news

18’inci yüzyıldaki Ankara, Hollanda’daki ünlü Rijksmuseum envanterinde bulunan ‘Ankara Manzarası’ tablosunda tasvir ediliyor. Yıllarca Halep sanılan, 1970’de Semavi Eyice tarafından Ankara olduğu keşfedilen ve Ankara’yı resmeden en eski tablo olarak bilinen eser, son iki yıldır Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergileniyor. Piyanist-besteci Necati Şekkeli ise yaklaşık 300 yıllık tablodan ilhamla ‘Piano Turca’ projesiyle ‘Bir Ankara Manzarası’nı besteye döküyor ve tabloya adeta ses oluyor.

Piyanist ve besteci Necati Şekkeli’nin ‘Piano Turca’ projesinin üçüncü albümüne ‘Ankara Manzarası’ tablosu ilham oldu.
1700’lü yıllarda yapılan ve Ankara’yı resmeden en eski tablo, Amsterdam’daki Rijksmuseum envanterinde yer alıyor. Tablo, iki yıl önce ise Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenmeye başladı. Şekkeli, Ankara’nın yüzlerce yıllık tarihini gözler önüne seren tabloyla karşılaşmasını şöyle anlatıyor: “‘Ankara Manzarası’ tablosuyla tanışmam halen sergilendiği Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleşti. Özellikle ilk anda zihnimde oluşan merak ve keşfetme arzusunu anımsıyorum. Bu duygu tablo üzerinde sohbet ettikçe daha da arttı ve nihayetinde geçmişten bu kadar izler taşıyan, her bir detayı tarihe dokunan hikâyeler barındıran bu tablo için albüm yapma fikri hummalı bir çalışma heyecanına dönüştü.”

300 yıllık Ankara tablosu albüme ilham oldu
Sanatçının ‘Bir Ankara Manzarası’ albümünde yer alan 12 şarkı da tablodan detayları içinde barındırıyor. Şekkeli, tablo üzerinde çalışmalar yaparken, her bir figürün hikâyesini gözünde canlandırıyor ve bunu müziğe yansıtmaya çalışıyor. Şekkeli, tablonun içinde Ankara’ya ait 30’un üzerinde tarihi yapının yer aldığını belirtiyor: “Tabloda sosyal hayata dair pek çok ipucuna da rastlayabiliriz. Bu sebeple herkes için tabloda keşfedilecek bir nokta mutlaka bulunmakta. Tablonun çok uzun yıllar Halep’i tasvir ettiğinin düşünülmesi ilk şaşırtıcı nokta olmuştu benim için. Prof. Semavi Eyice, Türk Tarih Kurumu tarafından 1970 yılında düzenlenen bir konferansta sunduğu ‘Ankara’nın Eski Bir Resmi’ başlıklı bildirisinde, yapmış olduğu analizlere yer vererek, tablonun Ankara’yı tasvir ettiğini belgeliyor. Tabloda resmedilen alanlardan biri olan Namazgâh Tepesi, Kurtuluş Savaşı öncesinde düşman işgaline karşı yapılan büyük mitingle albüme de yansıyan bir noktaydı. İlk Roma İmparatoru Augustus tarafından dünyada üç farklı şehre yaptırılan tapınaklardan birinin Ankara’da olması da bana heyecan veren noktalardan biriydi. Kime ait olduğu bilinmeyen bir türbeye ev sahipliği yapan Hıdırlık Tepesi ise ilham olarak beni en cezbeden konulardandı.”

KENDİNİZİ BİR HİKÂYEDE GİBİ HİSSEDECEKSİNİZ
Sanatçı, “Ankara’nın ve albümün müzikal sesini nasıl tarif edersiniz?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Geçmişine baktığımızda Ankara, İpek Yolu üzerinde bulunan, yabancı tüccarlarla etkileşimin yoğun olduğu, nitelikli ve katma değerli bir üretime ev sahipliği yapan, kadının üretimde ve sosyal hayat içerisinde rol aldığı bir şehir. Kişisel yorumum, Roma ve Osmanlı gibi doğuda ve batıda hüküm sürmüş iki imparatorluğun etkisini şehir kültüründe barındıran bir şehir aynı zamanda. Bu yaklaşım albümün müzikal bütünlüğüne de yansıyor. Albümde yerel enstrümanlarla dinleyebileceğimiz eserler ile Batı anlamında klasik enstrümanların ağırlıkta olduğu eserler bir arada. Aslına bakarsanız benzer hikâyeleri anlatıyor, benzer müzikal melodileri ve yaklaşımları barındırıyorlar.”
Şekkeli, albümde yer alan şarkıları çalarken içinde bulunduğu ruh halini ise şöyle dile getiriyor: “Piyano beni bana yeniden anlatan bir enstrüman. Şarkıları çalarken her zaman kendimi bir hikâyenin içerisinde hisseder ve o duyguyla müziği icra etmeye çalışırım. Bu, kelimelerle kısıtlanmamış bir dilde konuşmak gibi. Özgür, bir başıma, içten ve derin. Albüm için de tablodan ve Ankara tarihinden yola çıkarak zihnimde oluşan hikâyelere odaklanmaya çalıştım. Bunun müziğe derinlik kattığını düşünüyorum.”

Necati Şekkeli, ‘Piano Turca’ projesiyle Anadolu kültürünü piyanoyla anlatmaya çalışıyor. Genelde klasik müzikte yüzümüzü Batı’ya daha çok döndürdüğümüzü düşünürsek eğer sanatçının, bu bakış açısı oldukça önemli. Şekkeli, tüm sanatçıların eserlerinde yaşadıkları coğrafya ve kültürden izler taşıdığını düşünüyor ve ekliyor: “Yaşadığımız kültürden beslenen her sanatkâr, eserlerinde bunu az veya çok yansıtır. Anadolu kültürü hiçbir sanatçıya özel olamayacak kadar geniş ve benzersiz. Piyano ise Türk müziğine göreceli olarak daha geç girmiş ve notasyon olarak da Batı formunda olan bir enstrüman. Bu sebeple icrasında da Batı klasik müziği temellerinin olması kaçınılmaz. Piyano ve Anadolu kültürünün bir araya gelmesi türkülerle olabiliyor. ‘Piano Turca’ adını seçerken Mozart’ın ‘Rondo Alla Turca’, yani ‘Türk Marşı’ eserinden etkilendiğimi söylemeliyim. Bildiğiniz gibi bu eserin Mozart tarafından Mehter Müziği’nden esinlenerek bestelendiği rivayet edilir. Bir kültürün başka kültürlerle olan etkileşimi de bu anlamda bana etkileyici gelir. Anadolu kültürünü müziğimle anlatma yolunda bu sebeple yabancı paydaşların katkılarını da değerli buluyorum. İlk albümümden bu yana olduğu gibi bu albümde de senfonik düzenlemeler başta olmak üzere pek çok konuda yabancı paydaşlarımız oldu.”

ANKARA’NIN HUZURLU GEÇMİŞİNİ DİNLEYECEKSİNİZ

300 yıllık Ankara tablosu albüme ilham oldu
Sanatçı, ‘Bir Ankara Manzarası’nın dinleyicisinde bırakmasını istediği izi ise şöyle tarif ediyor: “Albüm tabloyu, tablo Ankara’yı anlatıyor. Yaklaşık 300 yıllık bir geçmişe yolculuk içerisinde; üreten, güçlü bir sosyal hayata sahip, kadının da sosyal hayat içerisinde yer aldığı huzurlu bir şehir var albümde. Dinleyicilere de o huzurlu geçmişe yolculuğun yansıması beni mutlu eder. İsterim ki her dinleyen kendine bu şehrin hikâyesinde bir iz bulsun.”
Şekkeli, şimdinin Ankara’sının eskisi kadar keskin karakteristik özelliklere sahip olmadığını belirtiyor: “Yine de yaşadığım şehir olarak Ankara’nın, o söylenegelmiş gri siluetini araladığınızda nitelikli, özgün, üretmeye hevesli ve karakterli bir insan profiline sahip olduğunu düşünüyorum.”
“Bir sanat eserinin bir başka sanat eserine ilham olması fikri benim için ilgi çekici” diyen sanatçı, bir sonraki projesinde tekrara düşürmemek için farklı bir noktadan yola çıkacağını söylüyor.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle