GeriAhmet HAKAN Kim sızdırdı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kim sızdırdı?

ÖCALAN ile BDP’li üç milletvekilinin İmralı’da yaptıkları görüşmenin notlarını kim sızdırdı?

Cevabı aranan
soru bu...

Adım adım gidelim:
Cemaat yapmamıştır: Süreçte yoklar, MİT’e nüfuz edemediler, BDP çevrelerine uzaklar... O metne ulaşmaları zor yani.
Hükümet yapmamıştır: Ateş püskürmelerine, “sabotaj” diye ortalığı inletmelerine bakılırsa onların yapmadığı aşikâr...
MİT yapmamıştır: Süreci götüren bir kurumun kendi kendini baltalaması mümkün değil. Çünkü hiçbir kurum kendi ayağına kurşun sıkmaz...
BDP yapmamıştır: Böyle bir durumda “olağan şüpheli” hale geleceklerini bildikleri halde kurumsal olarak bu adımı atmazlar. Böyle bir riski alamazlar.

O halde kim yaptı?
Benim aklıma tek bir “adres” geliyor:
Sürecin şeffaf götürülmesi gerektiği meselesini abartan...
Öcalan’ın sözlerinde infiale yol açacak bir husus görmeyen...
Görüşme notlarının toplumla paylaşılmasının faydalı olacağını düşünen...
Bir BDP’linin iyi niyetli kişisel girişimi olma ihtimali hayli yüksek.

Ama unutmayalım:
Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla örülüdür.

Öcalan’ın 7 özelliği

1- DİSİPLİNSİZDİR: Kendisini akademik disiplinlere falan bağlı hissetmez... Bol kepçeden kavram oluşturmasının, teori üretmesinin, tarih yazmasının, tezler ileri sürmesinin nedeni budur.
2- YÜKSEK ATAR: Ego hep tavandadır... “Ben varsam her şey tamam/Ben yoksam her şey eksik” edasını sürekli vurgulamasının, “Rejimi değiştiriyorum” havası atmasının nedeni budur.
3- İNİŞLİ ÇIKIŞLIDIR: Üç saat içinde inişlere de imza atar, çıkışlara da... Üç saatlik görüşme boyunca inanılmaz mütevazılıktan süper kibirliliğe, muhteşem barışçılıktan muazzam tehditçiliğe gidip gelmesinin nedeni budur.
4- MÜBALAĞACIDIR: Çıtayı hep olduğundan bin metre yukarıya kurar... “AKP’yi ben iktidar yaptım”, “MİT’i ben kurtardım”, “Ortadoğu’yu ben karıştırdım”, “ABD’yi avucumun içine aldım” türü cümleler kurmasının nedeni budur.
5- MESAJCIDIR: Her tarafa bir mesajı olması gerektiğini düşünür... Konuşurken Türk kamuoyuna, Kürtlere, BDP’ye, Avrupa Kanadı’na, Kandil’e üstü kapalı altı açık mesajlar sarkıtmasının nedeni budur.
6- SİSTEMSİZDİR: Sistemsizliğin sistemini kurmuştur... O bilim dalından bu bilim dalına atlamasının, barıştan savaşa savrulmasının, överken dövmeye başlamasının, değersizleştirirken birden değer vermesinin nedeni budur.
7- İDARECİDİR: İdareimaslahatın kitabını yazar... Üç saatlik konuşmasının kâğıda dökülmesiyle ortaya çıkan metnin yoruma çok açık olmasının ve bazılarınca “barış yanlısı”, bazılarınca “küstahlık” olarak yorumlanmasının nedeni budur.

Şunları anladık

İMRALI görüşme notlarının kamuoyuna yansımasının ardından...
Şunları anlamış bulunmaktayız:

Süreç sandığımızdan daha kırılganmış.
Öcalan o kadar da “kolay lokma” değilmiş.
“Başkanlık sistemi”, Öcalan’ın elinde koz olmuş.
PKK’lıların sınır dışına çıkmaları o kadar da kolay olmayacakmış.
Silahlar süreç boyunca bir “tehdit unsuru” olarak elde tutulacakmış.
Aşırı şeffaflık o kadar da iyi bir şey değilmiş.
Hükümet BDP’ye, BDP hükümete hiç mi hiç güvenmiyormuş.
“Öcalan koşulsuz barıştan yana ama Kandil ile BDP arıza çıkarıyor” görüşü pek de doğruyu yansıtmıyormuş.
MİT ile Cemaat arasındaki çatışma bütün hızıyla sürüyormuş.
İmralı’ya gidecek isimler haddinden fazla önem arz ediyormuş.
Her türlü barış girişiminin anında Habur’a dönüşüvermesi işten bile değilmiş.
Süreç karşıtları elleri açıp “malzeme” bekliyormuş.
“Provokasyon” olmuyorsa “sabotaj” oluyormuş.
Önemli olan Öcalan’ın kaleme aldığı yol haritası değil, söyledikleriymiş.
Komplo teorilerine yatkınlığımız taş gibi sağlam bir haldeymiş.
“İçerik” konuşmaktansa “Nasıl yayınlarsınız” meselesini konuşmak bazıları için daha cazipmiş.
Bu ülkede bir şeyin “gizli” kalabilme süresi en fazla 24 saat imiş...

Neden mi yazmıyorum?

TİYATRO sanatçısı Gülriz Sururi’nin, “Türbanlıları Nişantaşı’nda en beklenmedik kafelerde, en beklenmedik sinemalarda görüyorum... Emir alarak geliyorlar oraya” şeklindeki sözleri üzerine...
Bu sözlere verilecek en güzel cevap, “Nişantaşı’nın en beklenmedik yerlerine daha fazla türbanlının gitmesidir” diye cevap vermiş, “Haydi türbanlılar, Nişantaşı’na” diye çağrıda bulunmuştum.
Bazı okurlarım soruyorlar:
“Haydi türbansızlar Fatih’e” diye de yazabilir misin?

Cevap veriyorum:
Yazarım yazmasına da...
Bunun için Gülriz Sururi’nin muhafazakâr cenahtaki bir karşılığının, “Fatih’i türbansızlar doldurdu, en beklenmedik kafelerde karşımıza çıkıyorlar, bunlar birilerinden emir alıyorlar” diye açıklama yapması gerekir. İşte o zaman gürül gürül yazarım, “Haydi türbansızlar Fatih’e” diye...

Muharrem İnce yerden göğe haklı

BDP’li Altan Tan anlatıyor...
Diyor ki:
“İmralı’ya giderken bize cezaevi müdürü eşlik etti... İçeri girerken üstümüzü aramadılar... İçeriye kayıt cihazı sokabilirdik... Yemek ikram ettiler... Bir salonda bekledik... Gayet nazik karşıladılar...”

CHP’li Muharrem İnce anlatıyor...
Diyor ki:
“Silivri’de İlker Paşa’yı ziyarete gittim... Kemerimi, ayakkabılarımı çıkardılar. Bozuk paralarımı, çakmağımı, telefonumu aldılar... X-Ray cihazından geçirdiler. İçeriye toplu iğne sokma şansım yoktu”.

Muharrem İnce soruyor:
“Ben de milletvekiliyim, Altan Tan da milletvekili... Ne iş?”

Dünden devam

DÜN, “Usta mağdurlar ile acemi mağdurlar” başlıklı bir yazı yazmıştım.
28 Şubat’ta zulüm görenlerin,
12 Eylül’de zulüm görenlere göre “ağlamak” bakımından daha usta olduklarını anlatan bir yazı...
Bazı eklemeler ve düzeltmelerle bugün de aynı konuya devam:

“Yaşı küçültülerek idam edilenler” diye yazmışım... Yanlış tabii... Doğrusu: “Yaşı büyütülerek idam edilenler” olacaktı... Düzeltir, özür dilerim.
Amacım 28 Şubat’ta çekilen zulümler ile 12 Eylül’de çekilen zulümleri kıyaslamak değildi... İki zulmün mağdurları arasındaki tutum farkına dikkat çekmekti.
28 Şubat, 12 Eylül’e göre tabii ki “yumuşak darbe”dir... 12 Eylül’de bütün ülke tarumar edilmişti... 28 Şubat’ta ise bir kesime yönelik baskılar söz konusuydu.
28 Şubat’ta zulüm görenler bir ağlıyorsa, 12 Eylül’de mağdur edilenler bin ağlamalı... Böyle bir hakları var... Bu hakkı yeterince kullanmadılar diye düşünüyorum.
Dünkü yazımda ülkücülerin hakkını yemişim: Onlar da 12 Eylül hapishanelerinde zulüm gördüler, onlar da asıldı... Fakat onlar solcular kadar bile “mağdurum da mağdur” edebiyatı yapmadılar.

X

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku