GeriKelebek Zamanlama manidar!..
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zamanlama manidar!..

Zamanlama manidar!..
refid:25592748 ilişkili resim dosyası

Bazı politikacılara yönelik FBI’ın yürüttüğü gizli bir operasyon etrafında her şeyiyle tam bir 70’ler rüzgârı estiren ‘Düzenbaz’, sezonun en iddialı yapımlarından. Film 10 dalda Oscar’a aday

Bu topraklar bir süredir ‘Yolsuzluk ve rüşvet’ iddialarıyla çalkalanadursun, sezonun en gösterişli Hollywood yapımlarından biri olan ‘Düzenbaz’ (‘American Hustle’), 70’lerde ‘Jimmy Carter dönemi’nde yaşanmış gerçek bir operasyonun izlerini perdeye taşıyor. Hemen her filmiyle özellikle oyuncularını Oscar yarışı içine sokan -ki çoğu kez eve, koltuğunda heykelcikle dönüyorlar- David O. Russell’ın imzasını taşıyan yapım, aslında bir nevi bu sezonun ‘Argo’su… Şükür ki Beyaz Saray’ın da çok sevdiği Ben Affleck filminden farklı olarak vicdanları yaralamıyor, tarihe günümüzden bakıp şimdinin mantığıyla da yorumlamıyor...
‘Düzenbaz’ dört ana karakter üzerine kurulu... Küçük çaplı bir dolandırıcı olan Irving Rosenfeld, birlikte iş yaptığı sevgilisi Sydney Prosser, Irving’in karısı Rosalyn ve çetenin faaliyetlerinin farkına varıp onları bambaşka bir işte kullanan FBI ajanı Richie DiMaso… 1978’de gerçekleştirilen ve tarihe ‘ABSCAM (‘Arap Scam’, yani ‘Arap Dümeni’ tanımının kısaltılmış hali) Operasyonu’ olarak geçen olayı Eric Singer’la birlikte kaleme aldığı senaryoyla sinemaya taşıyan O. Russell, özellikle görsel açıdan kalburüstü bir yapıma imza atmış. Film dönemin giyim kuşam tarzları, diskotek kültürüne bir tür saygı duruşu içeren sahneleri ve unutulmaz müzikleriyle (Sountrack’ten Donna Summer, The Bee Gees, Duke Ellington, Elton John, Tom Jones -ki benim favorim ‘Delilah’ydı- şarkıları yükseliyor) tam bir ‘70’ler rüzgârı’ estiriyor…
Meselenin bu yanı elbette daha çok ‘Retro’severleri ve modacıları ilgilendiriyor. İşin sinemasal boyutunda ise David O. Russell’ın kendi geçmişinde izlerini çok da bulamadığımız bir üslup ön plana çıkıyor. Evet yine her biri nevrotik karakterler var öyküde ama bu kez anlatım yer yer ağır çekimlerle ve yer yer altı çizili müzik desteğiyle sağlanırken çekim ölçekleri de 70’lerin sinemasal ifadelerine göndermeler içeriyor. ‘Düzenbaz’ sonuçta küçük çaplı sempatik dolandırıcı bir çiftin, FBI tarafından kullanılmasıyla daha büyük sularda verdiği mücadeleyi anlatıyor. Araya aşk üçgenleri, sahte bir şeyh portresi, bir belediye başkanının çırpınışları, yolların bir şekilde kurulu düzenin gerçek sahibi konumundaki mafyayla kesişmesi gibi ayrıntılar giriyor ve tüm bu yorucu trafik, filmin daha güzel olmasını ve uzun süresine rağmen (138 dakika) temponun düşmemesini sağlıyor.
Ama galiba ‘Düzenbaz’ı daha önemli ve tartışılmaya değer yapan yanı bu tür görsel ve dönemsel göndermeleri kadar sinemasal referansları ve hatırlattıkları. Öykünün dolambaçlı, bitmek bilmeyen tuzaklar ve tatlı sahtekârlıklarla örülü yapısı ister istemez film üzerinden kimi akrabalıkları anımsamamıza neden oluyor. Mesela benim aklıma ilk olarak Paul Newman-Robert Redford ikilisinin sürüklediği, George Roy Hill’in 1973 tarihli başyapıtı ‘Belalılar’ (‘The Sting’) geldi. Keza bir başka çağrışım yapan film, dönem itibariyle Paul Thomas Anderson’un ‘Ateşli Geceler’iydi (‘Boogie Nights’). Karanlık işler ve nevrotik karakterler denince bu işin piri malum Martin Scorsese’dir; ‘Düzenbaz’ daha çok ‘GoodFellas’ı, bir parça da ‘Casino’yu hatırlatıyor.
O. Russell’ın bu yakadan bakıldığında aklımıza getirdikleri ise tuzağa düşürülen politikacılar ve yerel yöneticiler oluyor. Onları kameraya çekmek yani suçu görüntülemek ise ister istemez ABD’nin ‘resmi’ paralel devleti FBI’yı ve çalışma yöntemlerini de hatırlamamıza yarıyor.

‘KİM daha usta?’

‘Düzenbaz’ın güçlü yönlerinden biri de diyalogları… Dönemin 70’ler sonu olduğu düşünülürse, operasyon öncesi Rosenfeld’in, “Bu halk Vietnam’ı, Watergate’i gördü, yeniden politikacıların ipliğini pazara çıkarırsak ne yaparlar?” mealindeki sözleri, bence filmin sosyolojik arka planı açısından da kayda değerdi. Keza bir Rembrandt tablosu önünde, sahte bir resim üzerine yapılan, “Hangisi daha usta? Orijinalini yapan mı yoksa bunun sahte olduğu hiç çaktırmayan taklitçi mi?” değerlendirmesi de ilgiye muhtaç bir ‘Sanatsal tartışma’nın kapısını aralıyordu!..
Oyunculuklara gelince... Rosenfeld’de Christian Bale, Prosser’da Amy Adams, DiMaso’da Bradley Cooper, Rosalyn’de Jennifer Lawrence, Belediye Başkanı Carmino Polito’da Jeremy Renner çok çok iyiler. Pazar gecesi dağıtılan ‘Altın Küre’lerde bu toplamdan Adams ‘Komedi/Müzikal’ dalında ‘En iyi kadın oyuncu’, Lawrence da ‘Yardımcı kadın oyuncu’ ödüllerine uzandı. Yönetmen O. Russell’ın iki önceki filmi ‘Dövüşçü’ (‘Fighter’) Cristian Bale’e ‘En iyi yardımcı erkek’, Melissa Leo’ya da ‘En iyi yardımcı kadın’ Oscar’ını kazandırmıştı. Keza bir önceki O. Russell filmi ‘Umut Işığım’daki (‘Silver Linings Playbook’) performansıyla Jennifer Lawrence da ‘En iyi kadın oyuncu’ dalında heykeli kapmıştı. Öte yandan perşembe günü açıklanan listelerde gördük ki Akademi üyeleri, ‘Düzenbaz’ı tam 10 dalda Oscar’a aday göserdi. Bir küçük not: Robert de Niro’nun da filmde kısa ve son derece etkileyici bir rüzgâr estirdiğini belirtmeliyim.
Sonuç? Bir eleştirmen klişesiyle bitireyim: “Bu ışıltılı, yer yer şatafatlı ‘70’ler güzellemesini kaçırmayın’ derim…”

Neler dediler?
Bradley Cooper
Filmdeki karakterim FBI ajanı Richie DiMaso’nun evini gördüğünüzde hayatından kaçmak için banyosunda tavuk kanadı yiyip beyzbol maçı dinleyen birini görüyorsunuz. Ona nişanlısıyla olan yemeğini bile annesi hatırlatıyor. Ve filmde ne olacağını hiçbir zaman bilmiyorsunuz. Oldukça karmaşık bir kurgusu var ve karakterlerin kaybedeceği çok büyük olaylarla karşılaşıyorsunuz. Genel olarak film, herkesin kendi hakkında baş etmesi gereken ana sorunları içeriyor; kimlik, aşk, hayatta istediğini elde etmek için nelerden vazgeçmeliyiz, hayatınızdaki neler gerçek neler değil gibi.

Christian Bale
Benim için son derece çekici bir karakterdi. Çok insani ve gelgitleri olan bir tiplemeydi. Üstelik David’le daha önce de çalışmıştım ve yeniden çalışmayı çok istiyordum. Bence gurur duyacağımız bir iş çıkardık.

Amy Adams
David O. Russell’ın senaryosunu okuyunca yaptığı her şeyin haklı bir gerekçesi olan bir karakter yaratmak istedim. Ve bunu yaparken onun sadece seksi bir sosyopat olarak görünmemesine özen gösterdim.

Jennifer Lawrence
Canlandırdığım Rosalyn Rosenfeld karakterinin hareketleri dehşet verici, çılgın ya da kimi zaman dramatik görünebilir. Evet, kendi çıkarları için her şeyi yapabilecek biri. Çünkü genç ve aklına koyduğundan farklı bir şeye adapte olamıyor. Bunun üzerine çok çalıştım. Bir de o yılların kıyafetlerini doğru taşıyabilmek için uzun uzun tavır ve yürüyüşleri denedim.

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False